|
Bir yılı geride bırakıp umut ve beklentilerle yeni bir yılı daha karşılarken, geçen yılda yaşanan kötü olayların tekrar yaşanmamasını, tüm insanlığın barış ve huzur içinde olmasını, Batı Trakya Türk Azınlığı olarak da sorunlarımızın çözüme kavuştuğu bir yıl olmasını diledik 2012’nin.
2011’i de aynı dilek ve temennilerle karşılamıştık. Ama ne yazık ki 2011 yılı Batı Trakya Türk Azınlığı için yine hayal kırıklıklarıyla dolu bir yıl oldu. Batı Trakya Türk Azınlığı, ülkede iktidarın değişiminin ardından, azınlık sorunlarının çözümünde bazı radikal adımların atılacağını umut etmişti. Zira iktidar partisinden çok yüksek bir oy oranıyla iki azınlık milletvekilini de meclise göndermeyi başarmıştı. Ancak bırakın çözüm için adım atmayı, var olan sorunlarımıza yenileri eklendi. 2009 yılında iktidara gelen PASOK hükümetinin sorunların çözümü için en azından adımlar atacağı beklentisi azınlık insanında büyüktü. 2011 yılının başlarında Başbakan Yorgo Papandreu’nun, Batı Trakya ziyareti sırasında Demircik köyünde azınlık sorunlarıyla ilgili açıklamaları halkın bu yöndeki beklentilerini de iyice arttırdı. Başbakan Papandreu hatırlanacağı üzere Demircik’te köy kahvesinde “Azınlık sorunlarını çözeceğiz” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.
Bu açıklamaların ardından azınlık insanı çözüm beklerken sorunlara sürekli yenileri eklendi. Müftülük sorunun çözümü yönündeki umutlarımız, 2011 yılının başında daha tayinli müftülerin görev sürelerinin uzatılmasıyla suya düştü. Daha sonra azınlığın yıllardan beri Selanik Özel Pedagoji Akademisi’nin kapatılıp yerine Türkiye’den gelecek öğretim üyelerinin ders vereceği bir eğitim fakültesinin açılması için ısrar ettiği konu gündeme geldi ve SÖPA meclis kararıyla kapatıldı. SÖPA’nın yerine de Batı Trakya’daki azınlık ilkokullarında Türkçe öğretmeni olarak görev yapacak eğitimcilerin eğitilmesi için, Selanik Üniversitesi Pedagoji Fakültesi’nde bir kontenjan ayrıldı. Fakat azınlık eğitiminin Türkçe ayağı için öğretmen yetiştirecek yeni sistemin nasıl bir sistem olduğu, burada nasıl bir eğitim verileceği, kimlerin eğitim göreceği konusunda henüz bir bilgi sahibi olamadık.
Gündemin önemli maddelerinden biri olan anaokulları meselesi hala netlik kazanmadı. Vatandaşlık yasasının 19. maddesi yüzünden Yunan vatandaşlığından atılmış binlerce kişi hala vatandaşlıklarını almayı bekliyor. Vakıflarımız hala Cunta’nın tayin etmiş olduğu kişiler tarafından yönetiliyor. Etnik kimliğimiz ve bu kimliği ifade konusundaki sıkıntılarımız 2011 yılında da sorun oldu. 2011 yılında Batı Trakya Türk Azınlığı’na karşı fanatizm tırmanmaya devam etti.
Diğer yandan 2011 yılında ülke gündemine ekonomik kriz ve bu krizle mücadele için alınan önlemler damgasını vurdu. Bunun ardından da başta Atina olmak üzere büyük şehirlerde yaşanan ayaklanmalar ve ardı arkası kesilmeyen grevler hükümeti zor durumda bıraktı. Sonuç olarak PASOK hükümeti yerini PASOK, YDP ve LAOS partilerinin yer aldığı ulusal hükümete bıraktı. Ekonomik krizle ortaya çıkan siyasi kriz, yıllardır ülkede var olan siyasetin sorgulanmasına da neden oldu. Yaklaşık 25 yıldır değişimli olarak iktidara gelen iki büyük parti yerini koalisyon hükümetine bıraktı. Tüm bu yaşananlarla birlikte kendini ülke genelinde iyiden iyiye hissettiren ekonomik krizle, zaten fakir olan azınlık insanı iyice fakirleşti.
Bu kadar olumsuzluktan sonra Azınlığın geleceğe umutla bakmasının mümkün olup olmadığına varın siz karar verin. Ancak ben yine de 2012’nin yeni başlangıçların yaşandığı, güzelliklerle dolu bir yıl olmasını diliyorum.
Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı için çok önemli bir kurum ve azınlık eğitiminin önemli bir parçası olan encümen heyetinin seçimleri 13 Aralık Salı günü yapıldı. Tüm velilerin gereken duyarlılığı göstererek bu kuruma sahip çıkmaları gerekirken, seçimlere katılımın yüzde 30 civarında olduğunu duymak beni hayal kırıklığına uğrattı. Batı Trakya genelinde var olan 167 azınlık ilkokulundan yaklaşık 75 okulda encümen heyeti seçimleri gerçekleşti. Diğer okullarda yeterli sayıda aday çıkmaması nedeniyle seçimler yapılamadı. Velilerin böylesine önemli bir konuya bu kadar duyarsız olmalarını anlamak gerçekten çok zor.
Var olan haklarımızı kaybetmek istemiyorsak geç olmadan gereken duyarlılığı göstermeliyiz.
Daha güzel günleri paylaşabilmek dileğiyle…
|