Öğretmenin Sesi

Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English

International Human Rights Organization's
Greek Human Rights Organizations

Favorilerime Ekle
Giriş Sayfası Yap
Öğretmenin Sesi
 

/2 Öğretmenin Sesi

MAHYA

Uzun yıllardan bu yana Rodop ili köylerinden Domruköy'de (Dokos) yaşatılan bir geleneğimiz, 31 Ekim 2001 Çarşamba günü yine en güzeliyle yaşandı ve yaşatıldı. .Kur'anı  hatmetmiş  öğrenciler;  hocaları  Muzaffer  İmam  ile  birlikte.

25 yıldan bu yana her yıl geleneksel olarak Domruköy'de (Dokos) düzenlenen köy mevlidi, bu yıl da görülmemiş bir kalabalığa sahne oldu. Mevlide bu yıl başta Gümülcine (Komotini) Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif olmak üzere, Dostluk Eşitlik Barış Partisi Başkanı Ahmet Hacıosman ve yönetim kurulu, Sirkeli (Filira) Belediye Başkanı Hasan Kaşif, Kozlukebir (Ariana) Belediye Başkanı Halit Mehmet ve yaklaşık 4.000 kişilik bir kalabalık katıldı. .

Mevlidin bitiminde, Domruköy (Dokos) halkı mevlide katılan misafirlerini; aralarında paylaşarak Türk misafirperverliğinin, birlik, beraberliğin ve dayanışmanın en güzel örneğini sergileyerek evlerinde ağırladılar. .

GÖYNÜKLÜ'DE MAHYA

Böyle güzel bir geleneğimiz, geçtiğimiz günlerde de İskeçe'nin (Ksanthi) ova köylerinden Göynüklü'de (İliopetra) yaşatıldı.

Uzun yıllardan bu yana her yıl geleneksel olarak düzenlenen mahya, bu yıl da 3 Kasım Cumartesi günü büyük bir katılımla gerçekleşti.

Vaaz  ve  İrşad  Heyeti,  yemekten  önce    köy  camisinde  bir  mevlit  okuduGöynüklü köyünde düzenlenen mahya, Vaaz ve İrşad Heyeti üyelerinin köyün camiinde oku-dukları Mevlid-i Şerifle başladı. Mevlidin bitiminde öğle namazının kılınmasının ardından törene katılanlar, topluca mahyanın yapıldığı yere gitti. Burada gelen konuklara köylülerin pişirdiği etli pilav ve ayran ikram edildi.

Anlatılan bir efsaneye göre; mahyanın yapıldığı yerde bulunan bir türbede bir ermişin yattığına inanılıyor. Bu ermişin de bölge halkını her türlü kötülüklerden koruduğuna inanan köylüler, düzenli bir şekilde her yıl diğer köylerden de misafirler davet ederek mahyayı yapmaya özen gösteriyorlar. Her yıl buraya gelen konuklar, türbeyi ziyaret ederek dualar da okuyor.

Uzun yıllardan beri yapılan bu mahya, 3-4 yıl öncesine kadar türbeyi koruyan aile tarafından yapılıyormuş. Eski yıllarda da yine bu ailenin üstlendiği mahyaya çeşitli dileklerinin olması için kurban veya erzak adayan kişiler bu aileye adaklarını getirir, bu aile de mahyayı gerçekleştirirmiş. Ancak 3 - 4 yıl önce köyde ardarda gelen kazalar sonucu, gençlerin yaşamlarını kaybetmesi, bölge halkını tekrar büyük bir organizasyonla köy olarak bu mahya törenini yapmaya itmiş. 3 yıldan beri de bütün Batı Trakya halkı davet edilerek gerçekleştiriliyor.
    Mahya  törenine;  diğer  köylerden  misafirlerin  yanı  sıra,  İnhanlı  (Evlalon)  Belediye  Başkanı  Stelyo  Hacıvangelis  de  katıldı
Havanın  soğuk  ve  yağışlı  olmasına  rağmen  mahya  törenine  kalabalık  bir  topluluk  katıldı Köy halkı, ermiş kişinin mezarının olduğu o yeri yıllarca bakıp korumuş. Geçtiğimiz yıllarda da oldukça bakımsız ve yıkılmaya yüz tutmuş bu türbeyi köylüler bir araya gelerek onarmış ve tamir etmiş. İçinde bir seccade, bir çift terlik ve su ibriği bulunan bu türbeye, ermiş kişinin belli aralıklarla geldiği, abdest alarak ibadet ettiği, namaz kıldığı yine köy halkı tarafından dile getiriliyor.

Türbenin yakınında oturan ve onun bakımını yapan aile ve köylüler de zaman zaman gökten bir ışık huzmesinin türbenin olduğu yere indiğini söylüyorlar. Türbenin bakımını yapan kişi de orada bulunan su Birkaç yıl önce köylüler tarafından tamir edilen ve ermiş kişinin mezarı olduğu söylenen türbeyi, her yıl mahya törenine katılan yüzlerce kişi ziyaret edip dualar okuyor. ibriklerini doldurduğunu ve bu su ibriklerinin zaman zaman boşaldığını dile getiriyor. Su ibriklerinin boşalmasıyla ermiş kişinin oraya gelip abdest alarak ibadet ettiğine inanıyor bölge halkı.

Anlatılan efsaneye göre; uzun yıllar önce, bu türbenin olduğu yerde Yusufçuklar diye bir aile yaşamaktaymış. Bu aileden biri de, zaman zaman ortadan kaybolup nereye gittiğini kimseye söylemezmiş. Sözü edilen kişi, bir gün köye harmanda kullanılan "yaba"sının bir parçası kanlı ve kopuk gelmiş. Bunu gören köylüler nedenini sormuşlarsa da, sorularına herhangi bir cevap alamamışlar. Ancak, bir gün köye akşam vakti gelen bir yabancı, sözü edilen kişinin savaşta arkadaşı olduğunu, birlikte savaştıklarını iddia etmiş. Köylüler, köyde asker olmadığını, hiç kimsenin de savaşa gitmediğini söylemişler. İki arkadaş karşılaştıklarında, yine ermiş olduğu söylenen kişi, yabancıyı tanımadığını söylemiş. Yabancı, yabanın kırılan parçasını cebinden çıkarıp bu senin değil mi diye gösterince, ermiş kişi kopuk parçayı alıp 'Allah kabul ederse bu bana aittir' demiş.

Olaydan birkaç gün sonra bu kişinin ölmesiyle köylüler onun ermiş olduğuna inanmışlar ve türbesini bugün mahyanın yapıldığı yere inşa etmişler.
Gazi Evrenos Bey, 14. yüzyılda Batı Trakya'da halk arasında 40'lar (Erenler) diye anılan 40 arkadaşı ile birlikte fetihler yaparken, pek çok şehit de vermiştir. Göynüklü köyünde de mezarı bulunan bu ermişin Erenler'den olduğu sanılmakta. Batı Trakya'da bilinen bazı şehitlerin mezarları Göynüklü köyünde olduğu gibi, bölge halkı tarafından korunmakta ve ziyaret edilmekte. Batı Trakya'da, türbelerin her birinin ayrı bir önemi vardır. Her biri bölge halkı tarafından korunduğu gibi hikayesi de nesilden nesile aktarılır. Bunlara kötü niyetle yaklaşan kişilerin olağanüstü kötülüklerle karşılaşacağına inanan halkımız, uzun yıllardan beri şehitlerimizin mezarlarına sahip çıkmayı başarmışlardır.

 

ÇOCUKLUĞUNDAN İTİBAREN KÖYÜNDEKİ MAHYA TÖRENİNE KATILAN 70 YAŞINDAKİ ALİ BOZ MAHYANIN YAPILMASINA VESİLE OLAN EFSANEYİ ANLATTI...


"Bizim babalarımızdan duyduklarımıza göre; türbenin olduğu yerde Yusufçuklar diye bir aile yaşarmış. Bu aileden biri bir gün tınaz (Harman) savururken, arada bir yok olurmuş. O zamanlar harman 'yaba' ile yapılırmış. 'yuvunlar' varmış. Bu kişi elinde 'yaba'sı ile o yuvun'ların arkasından gider kaybolurmuş. Arada bir köye gelip yardım ederken, 'davranıverin, çalışıverin, kul sıkılıyor' dermiş. Bir ara geldiğinde ailesi yabasında kan görmüş. Ve yabanın bir parmağının yok olduğunu görmüşler. Sormuşlarsa da bir cevap alamamışlar. Bu adam savaşa gidiyormuş. 300 - 400 sene evvel. Orada savaşırken yanında bir arkadaşı varmış. Yabanın bir parmağı kırılmış, yanındaki arkadaşı bunu alıp belindeki kuşağının içine koymuş. Hayli zaman geçmiş aradan. Bu arkadaşı onun sora sora köyünü bulmuş, gelmiş bizim mescide. Mescitte bulunanlara ben bu kişiyi arıyorum diye sormuş. Tam da namaz vakti imiş. O adam da namaza geliyormuş. Bak karşıdan geliyor demişler. Hoş geldin, beş geldin den sonra, yabancı o ermiş dediğimiz adama, sen filan yerden benim arkadaşımsın. Gözümün önünde savaşırdın demiş. Adam, yanındakilere izah edemediği için ben seni tanımıyorum demiş. Gelen adam da kuşağının içinden yabanın kırılan parmağını çıkarmış, bu senin değil mi demiş. Bakmış, benimdir diyememiş, Allah kabul ederse benimdir demiş. Bu adam evine gittikten üç - beş gün sonra vefat etmiş. Ermiş kişilerin ermiş oldukları ortaya çıktığında öldükleri söylenir. Bu sözü edilen adam da olayın ortaya çıkmasının ardından 3 - 5 gün içinde ölmüş. Kendi mezarının da oraya yapılmasını istemiş ölmeden önce. O günden bu yana o mezarın olduğu yerde mahya yapılıyor.

Biz de Göynüklü köylüleri olarak çocukluğumuzdan beri bu türbeyi koruduk, her yıl mahya yapmaya özen gösterdik. Bundan böyle de gençlerimizin bu geleneğimizi devam ettirmelerini istiyorum."




Gelenek ve göreneklerin yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması azınlık toplumları için şüphesiz çok daha önemli. Gelenek ve görenekler, insanları birbirine kenetlediği gibi yeni dostlukların ve paylaşımların yaşanmasına da önemli birer vesiledir.




Derleyen:
Sevil Şerifoğlu

Önceki Sayfa! 1 2 3
Öğretmenin Sesi
|
© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi


Site Ziyaretçi Sayısı
109121