/1 |
Öğretmenin Sesi
|
Batı Trakya'nın gelenek ve görenekleri arasında bulunan
"7 kız aşı" bundan 10-15 yıl öncesi daha sık yapılırmış.
Toplumda birlik ve dayanışmanın devam etmesi, insanları belli bir
amaç için bir araya toplamak düşüncesi ile hazırlanan bir ziyarettir.
Önemli özelliği salgın hastalıklar olduğunda yapılmasıdır. Köy ya
da mahalleden bir grup gönüllü insan olayın organizasyonunda görev
alır. Burada baştan sona bir yardımlaşma görülür. 7 kız aşı denmesinin
sebebi ise; hazırlanacak olan yemeklerin malzemelerini toplamak için
7 tane bekar kızın seçilmesidir. Kızların ellerine toplanacak malzemeye
göre poşet ya da kap verilir. (Pirinç, tuz, şeker, yağ, irmik, nohut,
para olmak üzerine 7 parça malzeme toplanacaktır) Kızlar mahalledeki
veya köydeki her evin kapısına gidip kendi topladıkları malzemeden
ister ve ev sahiplerine 7 kız aşının hangi olay için (hastalık, yağmur
duası, hatim duası vs) yapılacağını, yerini ve gününü söyleyip davet
eder. Ev sahibi de kızların istediklerinden gönlünden koptuğu kadar
verir. Davetli kişiler beraberlerinde arkadaş, misafir, eş ve dost
da getirebilirler. 7 kız aşına katkıda bulunan insanlar evden çıkan
malzemenin sağlık, sıhhat ve bereket olarak geri döneceğine inanırlar.
7 kız aşı çoğunlukla bahar sonu ile yaz ayı başlarında yapılır. Bu
dönemde insanlar bir araya geldiklerinde bolluk bereket için yağmur
duası da yapılır.
Kızların topladığı yiyecekler ayrı ayrı gruplandırılır. Gönüllü kadınlarca
ayıklanarak hazırlanır. Para ile eksik malzemeler alınır ve aşçı kadın
tutulur. Yardım ve servis için iş bölümü yapılır. Öğle namazından
önce okutulan mevlit ve duadan sonra da servis yapılır.
Günümüzde malzeme alma işi sadece para toplanarak da karşılanma şekline
dönüştürülmüştür. Aynı özellikle alınacak malzemelerle pişirmede zorluk
yaşanmadığı söylenmektedir.
Derleyen: Şöhret Ahmet
| Rodoplar'ın
Eteklerinde; Bir Geleneğimiz Daha Yaşatıldı... |
Çoğunluk toplumu içerisinde yaşamlarını sürdürmek zorunda
olan azınlık toplumlarının, çoğunluk toplumu içerisinde asimilasyona
uğramadan nesillerini devam ettirebilmeleri; ancak gelenek ve göreneklerine
sahip çıkmaları, birlik beraberlik içerisinde hareket etmeleri ve
ananelerini yaşatmaları ile mümkündür...
6 Mayıs 2001 Pazar günü, Menetler (Skaloma) ile Değirmendere (Darmeni)
köylülerinin ortaklaşa düzenledikleri yağmur duasına, Batı Trakya'nın
her köşesinden yaklaşık 7.000 kişi katıldı.
Menetler köyü yakınlarında Kurban Tepe denilen mevkiide yapılan yağmur
duasına; Rodop İli Pasok Milletvekili Galip Galip, Gümülcine Seçilmiş
Müftüsü İbrahim Şerif, Rodop Valisi Stergios Stavropulos, belediye
başkanları, dernek başkan ve yöneticileri de katıldı.
Geçmiş yıllarda her 9 yılda bir düzenlenen, ancak 23 yıldır maalesef
unutulmuş olan Kurban Tepe'de, halka hitaben bir konuşma yapan Gümülcine
(Komotini) Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Peygamberimizin de zaman
zaman yağmur duaları düzenlediğini dile getirdi. Konuşmaların ardından
hemen yağmur duasına başlandı...
Batı Trakya'da ve Kurban Tepe civarlarında havalar önceki günlerde
kurak ve güneşli olmasına rağmen, o gün Rodoplar'ın son uzantısı olan
Kurban Tepe ve etrafında gökyüzü başka bir gizem taşıyordu... Ve binlerce
insanın elleri açık yağmur duası yaparken, yürekleri aynı uğurda çarpıyordu
o gün Kurban Tepe'de... Yıllardır bir geleneğimizi yaşatamamanın burukluğunu
taşıyan bölge insanı o gün tekrar bir geleneğimizi başlatabilmenin
mutluluğunu yaşıyordu... Zaten zaman zaman halk arasında bir efsane
ile de anlatılan Kurban Tepe geleneği, son yıllarda yapılmadığından
dolayı bölgede çeşitli uğursuzlukların başladığı da söyleniyordu hani
yaşlılar, "eski topraklar" tarafından...
Ve o gün saatler 13.00'ı gösteriyordu... Binlerce insan yağmur duası
için ellerini açmış Allah'ına yalvarırken, büyük bir ilahi hikmetle
gökyüzünden ağır ağır yağmur damlacıkları süzülmeye başlıyordu Kurban
Tepe'de... Olamazdı böyle bir şey... O an herkesin tüyleri diken diken
olmuş, elleri şehit kanlarıyla sulanmış kutsal toprağa dönük duaya
devam ediyorlardı... Ve gökyüzünden süzülen ağır damlacıkların sıklıkları
artmaya başlıyordu giderek... Yağmur duasına halen devam ediliyordu
bu arada... Gökyüzünden süzülen ilahi yağmur damlacıkları gitgide
daha da artmaya başlamış, giderek ürpertili ve gizemli bir mucizevi
olaya dönüşmeye başlamıştı artık... Binlerce inanan, alınlarından
süzülen kutsal yağmurun damlacıklarını, ruhlarında hissettikleri büyük
bir mutlulukla yüreklerine süzüyorlardı adeta Kurban Tepe'de... Ve
dua yapılırken ilahi gücün büyüklüğü, mucizevi bir durumun yaşanması,
büyük bir sevince boğdu o gün orada bulunan binlerce insanı...
 |
|
Binlerce soydaşımız yağmur için Kurban Tepe'de
dua ederken, aniden başlayan yağmur herkesi sevince boğdu
|
Yağan yağmura rağmen duaya devam eden binlerce inanan,
daha sonra Değirmendere (Darmeni) ve Menetler (Skaloma) köylülerinin
ortaklaşa hazırladıkları yemekleri yediler yağan yağmura aldırmadan...
Herkes yağan yağmurda sırılsıklam olmuştu... Fakat ıslanmak, sırılsıklam
olmak kimsenin umurunda bile değildi... O gün orada yağmur duası için
toplanılmış, yağmur yağması için Allah'a yalvarılırken aniden bardaktan
boşalırcasına yağmur yağmaya başlamıştı birden... Böyle büyük bir
mutluluk karşısında ıslanmak, kimin umurunda olabilirdi ki... O gün
orada bulunan binlerce insana, yağan yağmurla birlikte ilahi bir mesaj
da veriliyordu sanki... "23 yıldır unuttuğunuz geleneğinizi yaşatmanız
gerekiyordu... Ve sizler bu gün hatanızı anlayıp bir geleneğinize
sahip çıktınız...Ve duanız bitmeden daha istediğiniz bereketi sizlere
veriyorum..." mesajıydı belki de bu ilahi mesaj...
Kurban Tepe organizasyonunda son derece başarılı olan bölge halkı,
tüm Batı Trakya Türkleri'ni davet ettikleri bu günde; dostluğu, kardeşliği,
paylaşımı en güzeliyle yaşayıp yaşatırken, unutulan bir geleneğimizi
de geçmişten günümüze taşımayı başardılar. Bu tür unutulmuş geleneklerimizin
yaşatılması hem kültürel değerlerimize, hem dini değerlerimize, hem
de milli değerlerimize sahip çıktığımızın birer göstergesi olacağı
gibi, Batı Trakya Türk insanının istediği zaman binlerce kişi olarak
bir araya gelebileceğinin ve kardeşlik, dostluk, birlik, beraberlik
içerisinde tek yumruk olabileceğinin de bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Kurban Tepe'nin sizlere kısa olarak tarihçesini de aktaracak olursak;
Gazi Evrenos Bey, 14. yüzyılda Batı Trakya'da halk arasında 40'lar
(Erenler) diye anılan 40 arkadaşı ile birlikte, balkanlardan Edirne'ye
kadar varan "Edirne Kaldırımı" olarak bilinen ana yol üzerinde ve
etrafında fetihler yaparken, pek çok şehitler de vermişlerdir.
Bugün, bilinen bazı şehitlerin mezarları yatır gibi ziyaret edilmekte
ve bazılarında 5,7,9,11 yıl ara ile kurbanlar kesilip dini şölenler
yapılmaktadır. Bu şölenleri gerçekleştiren bölge halkı, tüm Batı Trakya
Türkünü davet eder, gelen misafirleri ağırlar ve erenler için hep
birlikte dua ederler.
Yatırlar, bazı bölgelerde Erenlik, Yaran, Kurban Tepe, Gaziler, Şehitler
diye isimlendirilmişlerdir. Batı Trakya'da bu yatırların her birinin
ayrı önemi ve yeri vardır. Her biri bölge halkı tarafından korunur,
bakımı yapılır, hikayesi nesilden nesile aktarılır. Bunlara kötü niyetle
yaklaşanların muhakkak olağanüstü kötülüklerle karşılaşacağına inanan
halkımız büyük bir inançla bu yatırlara sahip çıkmayı başarmıştır.
Kurban Tepe de, sözü edilen şehitlerin mezarlarının bulunduğu bir
tepe olarak bilinir. Trakya'nın fethi sırasında şehit düşmüş 9 kişinin
oraya gömüldüğüne inanılmaktadır. Kurban Tepe'de sözü edilen şehitlerimizin
mezarlarından yalnızca üç tanesi günümüze kadar ulaşabilmiştir.
Rodop dağlarının Değirmendere ve Menetler köyleri arasındaki son uzantısı
olan tepe, 9 yılda bir kurbanlar kesilerek dini şölenler yapıldığı
için yöre halkı tarafından "Kurban Tepe" olarak adlandırılmıştır.
Gümülcine'nin (Komotini) 32 km. kuzey doğusunda bulunan Kurban Tepe'de
9 ermiş mezarı bulunduğundan dolayı, geçmiş yıllarda her 9 yılda bir
bölge halkı tarafından bir dini şölen yapılır, edilen duaların ardından
da, Kurban Tepe'ye gelmiş olan misafirlere yöre halkı tarafından yemek
verilirdi. Bu şöleni bu yıl olduğu gibi yıllardan beri Değirmendere
(Darmeni) ve Menetler (Skaloma) köylüleri birlikte yapmışlardır.
Yıllar önce Menetler ve Değirmendere köylerinin içme sularının bu
tepeden geldiği, yağmur duasının 9 yılda bir yapılmadığı takdirde
de suların kesildiği, yöreye huzursuzluğun geldiği, yokluğun ve kıtlığın
çöktüğü bölgede yaşayan yaşlılar tarafından sık sık vurgulanan sözler
arasındadır. 9 büyükbaş hayvan kurban edilip, misafirler bölgede ağırlanıp
dualar edilince, suların bollaştığı, bölgeye mutluluğun ve bereketin
geldiği uzun yıllardır görülmüştür.
Dini şölen yapılmadığı takdirde bölgede kıtlık ve huzursuzluğun baş
göstereceğine inanan bölge halkı bu geleneği atalarından böyle gördüklerini,
bundan böyle de her 9 yılda bir tekrarlayacaklarını dile getirdiler.
Menetler ve Değirmendere köylülerini bizler de sayfalarımız aracılığıyla
tebrik ediyor, diğer yörelerimizde de eski yıllarda düzenlenmekte
olan, ancak son yıllarda unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizin tekrar
yaşatılarak nesilden nesile aktarılmasına bir vesile, bir örnek olmasını
diliyoruz... Geçmiş yıllarda bazı köylerimizde çeşitli dini gün ve
gecelerimizde "köy mevlitleri" yapılıyordu... Unutulmuş olan bu geleneklerimizi
de tekrar hatırlayarak nesilden nesile aktarabilmek ve yaşatmak dileğiyle...
Derleyen: Sonnur Halil
|