Öğretmenin Sesi

Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English

International Human Rights Organization's
Greek Human Rights Organizations

Favorilerime Ekle
Giriş Sayfası Yap
Öğretmenin Sesi
 


/3 Öğretmenin Sesi


GELİNİN BEYAZINI GİYMESİ (Gelinliğini)

GÜVEY HALKI

Harballı ile yapılan geceden sonra ertesi gün gelin kuaförde saçını taratır (yaptırır), beyaz gelinliğini giyer. Topuzlu, taçlı, duvaklı, eldivenli gelin olur.

Öğle yemeğinde gelin evi evde pişen düğün yemeklerinden yer. Akşam namazından önce damat evinden "güvey halkı" denen sadece kadınlardan oluşan grup gelir. Güvey halkı ile birlikte gelen kayın validenin de elini öpen geline kayınvalide yüz görümlüğü olarak altın, akrabaları da takılar takarlar. Güvey halkı geldiğinde gelinin yanına o günlerde düğünü olmuş yeni gelinler de gelinliklerini giyer, saçlarını yaptırır ve diğer genç kızlar ile otururlar. Güvey halkının kadınları ve düğüne gelmiş olan diğer kadınlar bu sırada varsa oğullarının sevdiği kızları görme, inceleme imkanı da bulurlar.Daha sonra gelen gruba düğün yemekleri verilir. Akşam ezanından sonra yine kına gecesi denen eğlence başlar. Bu eğlenceye damat ve arkadaşları da sonradan gelip katılır. Müzik eşliğinde kızlı erkekli gruplar oyunlar oynarlar.Bu geceye 'damat oynatma' da denir.

Ara verildiğinde damat arkadaşları sıra ile geline takı takar, fotoğraf çıkarlar(fotoğraf çektirirler). Takı merasimi için kız evi bir tepsi içine üçgen mendiller ile toplu iğneler hazırlar. Takı takan damadın arkadaşlarının omuz hizasından 3-4 parmak aşağıya üçgen katlanmış birer mendil iğnelenir. Bu arada damat geline, gelin de damada takılar takar. Daha sonra önce damat tarafından akraba ve komşular daha sonra da gelin tarafı takılarını takarlar. Bu törenden sonra yine oyunlar oynanır. Damat ve arkadaşlarına gelin evinde düğün yemeği yedirilir.

DÜĞÜN VERGİLERİ

Düğüne davet edilen kişiler düğün günleri boyunca bir gün takı takmayacaklarsa mutlaka beraberlerinde "vergi" adı verilen düğün hediyelerini de getirirler. Kız ya da damat evine teslim ederler.

Günümüzde birkaç komşu ya da arkadaş birlikte ihtiyaç duyulan herhangi bir eşyayı da ortaklaşa almaktadırlar. Yakın akrabalar çoğunlukla altın ve para cinsinden vergi verirler. Vergiler için genelde avluya bir kilim serilir ya da masa konur. Vergi getirenler buraya bırakırlar.

Düğün vergileri olarak takı ve paradan başka mutfak eşyaları, tabak, kaşık, bıçak, şişe bardak (cam su bardağı), kahve fincanı, cezve, tencere, pasta tabağı, havlu, çarşaf, nevresim takımı, çeşitli örtüler, battaniye, elbiselik kumaşlar, giyim eşyaları, evler için süs eşyaları getirilir.

ALAY GÜNÜ


Alay yapılacağı gün gelin yine saçlarını taratır (Kuaföre gider). Beyaz gelinliğini giyer. Büyüklerin ellerini öper. Damat evinde de alay öncesi bütün misafirlere düğün yemeği verilir.

Öğleden sonra damat tarafı arabalar ile alayı oluşturur gelin evine gelir. Eskiden arabalar olmadığından "örece" adı verilen üzerleri örtülü "öküz" arabaları ile gelin alayı yapılırmış. Kadınlar arabalarda erkekler de atlarla arabaların yanlarında olurlarmış. Köy içinde ise davul zurna eşliğinde erkekler oynayarak ilerlermiş.

Günümüzde sadece gelin arabası süslenir, plakaya "Evleniyoruz" yazısı takılır. Arka cama ise gençlerin isimleri ya da isimlerin baş harfleri bulunan kağıtlar yapıştırılır. Alaydaki kadınlar arabalardan iner ve gelin evine girerler. Selamlaşma sonrası misafirler oturtulur, hal hatır sorulur. Şeker, kolonya ikram edilir. Bu arada gelin alaya görünmez.

Eskiden gelinin anne ve babası da alaya görünmezmiş. Anneyi soranlara yatıp dinleniyor denirmiş. Alaydaki kadınlar bir süre sonra "Gelin kızımız nerede gelsin" derler. Odaya çeyiz almaya gelindiğinde oğlan evinden getirilmiş olan ve özel yaptırılmış gelin sandalyesi ve gelin getirilir. Gelin el öper ve sandalyesine oturur. Bir süre sonra alaydan gelen kadınlar "Hadi artık gelinimizi götürelim" derler. Gelin ayağa kalkar evden çıkmadan önce varsa erkek kardeşi koluna girer. Gelin çıkarılmadan önce de çorabına para konur. Evden çıkan geline "Evini unut, bizi unutma"denir.

Damatta gelip gelini kardeşinden alır. Bu sırada yine mendil bağlanan gelin sandalyesi damat evine götürülmek üzere alaydan biri tarafından alınır. Sandalyeyi damat evine götüren kişi mendili de sandalyeden alma hakkına sahip olur.

Eskiden gelinlerin ellerine üçgen katlanmış maroken kumaştan kenarları oyalı mendil verilirmiş.

Alay kız evine geldiğinde gelinin erkek kardeşi gelin arabasının anahtarını ister ve alır. Damat gelini arabaya bindireceğinde anahtar için de bahşiş vermek zorundadır.

Damat gelini arabaya bindirir, bu arada gelinin komşularının ayak bastı parası istediği de olur. Gelin evinden kornalar çalarak ayrılan arabalar, bir dere ya da çaydan geçerken durdurulur. Gelin ucuna para bağlanmış bir mendili dereye atar. Mutluluk diler. Dereden geri dönerken alay mutlaka farklı bir yoldan geçer. "Gelin anne evine dönmek isterse yolu bulamasın" diye böyle yapılır. Gelin alayı ile aynı yol üzerinde bir başka alay ile karşılaşılmamasına da dikkat edilir.İnanışa göre iki alayın karşılaşması evlilikler için uğursuz olurmuş.

Alay damat evine korna basarak gelir. Gelin ve damat arabadan inerler. Gelin eve geldiğinde ertesi güne kadar kaynananın geline görünmediği de olur.

Damat  şeker  atarkenGelin kapıda bekler. Damat eve girer, gelinin de koluna elti, görümce ya da yakını bir bayan girer. Bu geleneğe "koltuğa girme" denir. Avluya ise sadece kadınlar girerler. Damat evden hazırlanmış olan şeker, leblebi, kuru üzüm, bozuk para dolu poşet ile dışarı çıkar, kalabalığın arasından yürürken etraftaki kadınlara da bu çerezlerden atar. Geline doğru ilerler. Güveyin attığı çerezleri kadınlar kapışırlar. İnanışlara göre bunlar "Bolluk - bereket" demekmiş. Bu şekerden yemek "yürek hoplamasına", kalp çarpıntısına iyi gelirmiş. Genç kızlar bu şekerlerden yastıklarının altına koyarsa o gece rüyada evlenecekleri kişiyi görürlermiş. Bu nedenle kadınlar, kızlar güvey şekerlerini yakalamaya ve bu cümbüşü doyasıya yaşamaya çalışırlar.

Damat gelini eve alır. Evden biri şeker ve su ile şerbet hazırlar, gelin ve damada içirirler. Bu arada damadın arkadaşları sürekli bahçe kapıyı yumruklar, damadı dışarı çağırırlar. Gelin sandalyesi avluya çıkarılır. Gelin, kadınların bakması için buraya oturtulur. Damatta arkadaşlarıyla kahve içmeye, tatlı yemeye gider.

Gelinin çorabına konulan para bir erkek çocuğa aldırılır. Gelinin kucağına da oğlu olsun diye bir erkek çocuk oturtulur.

"Kız çocuk elin olacak, erkek çocuk ise soy devam ettirecek" denir. Çocuğa mendil ve para verilir.

GÜVEY KAPAMA

Arkadaşları ile kahve içmeye, resim çıkmaya (resim çektirmeye) giden damat, akşam namazından sonra imam ve kendi arkadaşları ile evine gelir. İmam bahçe kapının (avlu kapısı ) önünde dua okur.Daha sonra arkadaşları tarafından sırtına yumruk vurulan damat bahçe kapıdan eve girer. Damat eve gelmeden önce geline de abdest aldırılır. Bu arada damat evine girmeden kapının arkasına bir tas su konur. Damat kapıyı açtığında tasa çarpar. Su dökülür. Evde bulunanlar "Damat tası devirdi" diye gülüşürken gelin de şaşıran damadın ayağına basmaya çalışır. İnanışa göre "Kim ayağa ilk önce basarsa evlilikte onun sözü geçermiş"

GÜVEY SOFRASI

Evine alınan damat için ve orada bulunanlara güvey sofrası denen yemek hazırlanır. Sofraya düğün yemekleri dışında evde bulunan yiyeceklerden de konur. Aslında güvey sofrasının en önemli yemeği de soğan kapaması imiş. Ayrıca sofraya alayla birlikte kız evinden yollanmış olan bir tepsi de "Güvey baklavası" konur. Baklavayı eve teslim eden bahşişini de almıştır.

Damat baklavanın mendilini açar ve bir bıçak ile baklavayı boydan boya tekrar keser. "Damat tepsiyi - baklavayı karıştırdı" denir.

Güvey sofrasında gelin ve damada et yemeği yedirilmez. Eğer et yerlerse "Ömür boyu kedi köpek gibi birbirlerini yiyeceklerine" inanılır.

Güvey sofrasında ayrıca "Gelin aldatmaca" da yapılır. Güvey çatalı ya da kaşığı ile geline yemek verir. Gelin ağzını açınca da kendi ağzına atar. Gelinin bu lokmayı hızla alıp yemesi gereklidir. Ama çoğunlukla gelinler aldatılır.

Yemekten sonra sofrada bulunanlar mutluluk dileklerini sunar. "Hayırlı olsun, Allah mesut etsin, bir yastıkta kocayın inşallah, Allah nazardan saklasın" gibi sözler söylerler.

Bu arada espri olsun diye "Mari kadınlar hadi gidelim artık. Ne demişler düğün iki kişiye, kalanı deli komşuya" dedikleri de duyulur.

Damat ile gelin ikişer rekat namaz kılar. Damat geline yüz görümlüğü altın takar. Gerdeğe girerler. Eskiden gerdek gecesi bakire olmayan kızı davul çalarak baba evine gönderirlermiş. Babanın kapısına da boya sürülürmüş.

CUMA SABASI (Cuma Sabahı)


Eski düğünler Perşembe günü yapılan alay ile sona erer ve Cuma günü de gerdek sonrası gelenekler yapılırmış. Günümüzde hala devam etmekte olan bu geleneğin günü değişse de adına "Cuma sabası" denilmektedir.

Cuma sabasında gelin kalktıktan sonra alay gününden beri görmediği kayınvalidenin ve ev halkından büyüklerin elini öper.

Gelin erkenden telci karıya saçına hotoz yaptırır ve beyazını (beyaz gelinliğini) giyer. Yaz günü ise avluda oturur. Mevlit okunacaksa başına beyaz bir baş örtüsü örtülür. Cuma sabasına genelde evli ve yaşlı kadınlar çağrılır. Bazen kızlar da gider.

Damat ise öğleye doğru arkadaşları ile gelinin evine el öpmeye ve yemeğe gider. Kayınpeder ve ev halkı misafirleri kapıda karşılar. El öpülür, gelenlere yemek verilir. Kahveler içilir, sohbet edilir.

Bu arada damadın ayakkabıları da saklanır. Damat ayakkabılarını almak için bahşiş verir.

CUMA SABASINDA BAZI GELENEKLER

Gelinin duvağı gül dalına takılır. Küçük bir erkek çocuğa oklava verilir, gelini kovalar. Gelin hızlı davranıp oklavayı yemeden duvağını alır ve eve girerse işlerini yapmada tez davranacağı yani çabukluğu belli olur.

Odaya bir miktar pirinç atılır. Gelinin bunları süpürmesi istenir. Böylece hamaratlığı, becerisi de ölçülmüş olur.

Cuma sabasına damat arkadaşları ile gelin evine gittiğinde sofradan bazı küçük eşyaları, kaşık, tuzluk gibi alıp ceplerine koyarlar. Damat evine dönüldüğünde bunları teker teker çıkarıp gülüşürler.

Bazen de damadın gücünü denemek için balta ve kütük verilir. Kütüğün bir vuruşta kırılması istenir.

DÜĞÜN ALAYINDA BAZI GELENEKLER

DAMAT TRAŞI
Damat önceleri düğün alayı ile gelin almaya gitmezmiş. Damat bahçede bir sandalyeye oturtulur ve berber tarafından törenle tıraş edilir.

Bu arada tıraşı yapacak olan berberin koluna beyaz mendil bağlanır. Törenin özelliği nedeniyle berber hiç acele etmeden yavaş yavaş hareket ederek tıraşa başlar. Damadın yakınları ve arkadaşları berbere para takarlar, bahşiş verirler. Bu arada davul çalınır, oyunlar oynanır. Damat alayın geldiğini müjdeleyenlere bahşiş verir. Günümüzde alaydan önce damat tıraşı yapılmaktadır.

AT YARIŞLARI


Atlarla yapılan alaylarda köye yaklaşıldığında bir alanda durulur ve belli mesafelerde at yarışları yapılırmış. Kazanana gelin bahşiş ve mendil verirmiş.

YUMURTAYA NİŞAN


Gelin alayı evine geldikten sonra uygulanan bir gelenek de "Yumurtaya nişan" geleneğidir. Köyün avcıları bir araya toplanır. Boş bir araziye gidilir. Tüfeklerin atış mesafeleri içine uzağa bir çalıya yumurta asılır. Sıra ile tüm avcılar ateş eder. Sıra bitiminde yumurta vurulmazsa mesafe biraz daha azaltılır. Bu arada yumurta vurulana dek çok sayıda fişek harcanır. Yumurta vurulup akmaya başladığında yarışma biter. Yumurtayı vuran en iyi avcı sayılır. Tebrik edilir. Damatta birinciye gömlek, çorap, avcı elbisesi gibi hediyeler verir. Bu olay uzunca bir zaman kahve sohbetlerinde konuşulur.

URGAN GERME


Düğünlerde gelin alayının önü, köyün gençleri tarafından yol üzerine çekilmiş urganlarla kesilir. Gelin arabasından bahşiş alınır..

ALAYIN KÖYE GİRMESİ

Alayı damat tarafı köyün girişinde karşılar, damadın arkadaşları alayın önünde oynarken yavaş yavaş ilerlerler. Gelinin eve geç girmesi oyunların uzaması ile (gelin alayı adımcık adımcık gitti, oturak havaları oynandı, eğlence çok oldu) denirmiş.

HAZRET-İ MEZRET

Eskiden damat, tıraşı yapılırken alay da damatsız olarak gelini almaya gidermiş. Damadın iki arkadaşı önceden kız evine ulaşıp alay geliyor diye haber verir. Kız evi habercilerden birinin koluna gömlek bağlar. Alay gelin evinden ayrıldıktan sonra haberciler bu kez damada gider. Damat habercilerin kolundaki gömleği görünce alayın yolda olduğunu anlayıp onlara bahşiş verir. Alay gelin evine geldiğinde ise damat gelini içeri alır ve dışarı çıkar. Habercilerdeki gömleğin açık arttırma ile satışı yapılır. Mesela "damattan 1.000 Drahmi Hazret-i Mezret var mı arttıran? Dayıdan 2.000 Drahmi Hazret-i Mezret var mı arttıran" denir bu şekilde devam ederek sona kalan ve en çok parayı veren gömleğin sahibi olur. Elde edilen para köy gençliğine kalır, bu para toprak bastı parası ile de birleştirilerek gençlerin uygun gördüğü bir yardım işinde kullanılır.

DÜĞÜNLERDE SOKAK YİYECEKLERİ

Araştırmanın yapıldığı 2002 yılında düğün yapılan köylere "Kantina" denen kamyonet arkasına yerleştirilmiş yiyecek, içecek satan arabalar gelmektedir.

Eskiden elmalı, horozlu, düdüklü şeker, tokmakla kopartılıp terazide tartılarak satılan sert cevizli, leblebili helvalar ile yumuşak yuvarlak çörek gibi ve susama batırılarak satılan susamlı helva gibi yiyecekler olurmuş.

Yine önceki düğünlerde gelinin yanına oturan yeni gelin olmuş ve gelinliğini giymiş kadınlar misafirlere "gelin helvası" da denilen susamlı helvadan ısmarlarmış.

GEZELER

Düğün bittikten birkaç gün sonra iki dünüş karşılıklı olarak birbirlerine ziyaretlerde bulunur. "Geze" adı verilen bu ziyaretlerin kalabalık olanına "Büyük" az olanına ise "Küçük geze" denir. Büyük gezeye akraba, eş, dost katılır. Küçük geze ise sadece ev halkları arasında yapılandır. Gezelerde ilk olarak damat evi kız evine gider. Kız evi de karşılık olarak toplanır, başka bir günde damat evine gider.

Gelin ve damadı yakın akraba arkadaş ve komşuları da düğünden sonra gezeye davet ederler.

Gezelerde misafirler kapıda karşılanır. Gelin damat el öper. Bahşiş de aldıkları olur. Kahveler içilir. Sohbetler yapılır. Resimlere bakılır. Hazırsa düğün kasetleri izlenir.

Gezelerde düğün yemeklerine benzer yemekler yapılır. Fakat sayı az olduğundan değişik yemekler de yapılır. Örnek; sütlü çorba, soğan kapama, sarma, dolma, patates yoğurtlusu, pirinçli börek, sebze yemekleri, baklava, oturtma veya kadayıf...

Son yıllarda düğünler özellikle kasabada bir gece kına, bir gece de salon düğünü şeklini almıştır. Salon düğünlerinde salata, pilav, et, cacık, patlıcan ezmesi, peynir, meyve, tatlı ve içkiler ikram edilir. Düğün başladığında gelin ve damat tarafından kesilen düğün pastası da tüm davetlilere azar azar garsonlar tarafından ikram edilir. Takı takacak olanlar sıra ile gelin ve damadın yanına gidip takar ve "resim çıkarlar" müzik eşliğinde danslar, oyunlar, halaylar ile düğün sona erer.

Salon düğünü ve gezelerde alınan bahşişler ile hatıra olarak gelin evine bir eşya alınır. Tüm değişime rağmen köy düğünleri ve geleneklerinin bir çoğu hala yaygın olarak sürdürülmektedir.

GELİN MÜBAREKLEME

Düğün bittikten sonraki günlerde konu komşu bu kez yeni evlilere ziyarete başlar .Genelde habersiz gidilir. Ziyaretteki amaç hem gelini evinde görmek hem de gelinin ailesine "Gelininiz hayırlı olsun'' demektir.

GELİN VERGİSİ

Düğünden önce çeyiz hazırlanırken gelin tarafı damat evi ve yakın akrabaları için ayrı ayrı vergi denilen hediye bohçalarını hazırlar. Çember, elbiselik kumaş, havlu, terlik, tespih, çorap, mendil, iç çamaşırı, yastık kılıfı gibi eşyalar koyar. Düğünden sonra hediyeleri sahiplerine verir.
Önceki Sayfa! 1 2 3 4
Öğretmenin Sesi
|
© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi


Site Ziyaretçi Sayısı
107653