Öğretmenin Sesi

Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English

International Human Rights Organization's
Greek Human Rights Organizations

Favorilerime Ekle
Giriş Sayfası Yap
Öğretmenin Sesi
 

/2 Öğretmenin Sesi

NİŞAN TÖRENİ


Baklava tepsisi geri getirildiğinde kız ve erkek tarafındaki akrabalar da bir araya gelerek sohbet ederler. "Görüşmelik" olayı da denilen bu akşam gelin ve damat karşılıklı olarak birbirlerine aldıkları giysilerden giyerler. Bu akşam da erkekler, kadınlar, kızlar ayrı ayrı bölümlerde toplanırlar. Hava uygun olursa evlerin avlularında (haremlerinde) da toplanırlar. Yine her zaman olduğu gibi kahveler içilir, sohbetler yapılır.

Kadınlar bölümünde ise erkek tarafının kendine aldığı elbiselerden giyen gelin, kayınvalidenin yere serdiği kadife kumaşın üzerinden yürür. "Gelin yürütme" denen bu olaydan sonra gelin kayınvalidesinin elini öper ve kayınvalide geline altın takar. Gelin yürütmenin ardından damat ve geline kırmızı kurdele bağlanmış olan yüzükler takılır. "Şerit" denen kurdeleyi kesmek üzere evin oğlu, eğer yoksa yakın akrabadan bir erkek çocuk makası alır. Makası şeride yaklaştırır. "Makas kesmiyor" der. Damat çocuğa bahşiş verir. Çocuk bahşişi beğenmezse kesmez. Bahşişi beğenirse kurdele alkışlarla kesilir ve nişanlanma olayı gerçekleşmiş olur. Bundan sonra gelin ve damat orada bulunanların ellerini öperler, onlarda damat ve geline para takarlar. Takı merasiminden sonra damat evinden getirilmiş olan (eskiden baklava getirilirmiş) pasta, kurabiye, meyve suları gibi yiyecek ve içecekler ikram edilir. Gece boyunca da müzik eşliğinde dans edilir, oyunlar oynanır.

Görüşmelik olayı ile birlikte yapılan nişan merasimi ile gençler resmen nişanlanmış olurlar. Eskiden nişanlanan geline yaklaşık 30 - 50 cm. boyutlarında oymalı desenli nişan aynası da hediye olarak verilirmiş. Bundan sonra aileler karşılıklı olarak birbirlerine daha sık gidip gelmeye başlarlar. Bu araya bayramlar da rastlamışsa geline giysi, takı, çerez, baklava, kurbanlık koç v.s. gönderilir. Seçilmiş olan koçun kınalanıp süslenmesi gereklidir. Bunun için koça kına vurulur (yakılır, sürülür), boğazına kurdeleler bağlanır, boynuzlarına da portakal ya da elma geçirilip parlak kağıtlarla sarılır.Erkek evinin geline olan ilgisi ve şanı açısından önemli görülen bu geleneğe günümüzde de bazı ailelerde rastlanmaktadır.

Nişan törenine damat tarafından getirilmiş olan çerezler de köye dağıtılır. Böylece nişan duyurulmuş olur. Karşılıklı ziyaretler sırasında daha sonra düğün günü de belirlenir ve her iki tarafta da bir telaş, bir hazırlıktır başlar.

Batı Trakya'da evlenecek olan erkek yeni bir ev yaptırır ya da var olan eski evi kızın da istediği biçimde onarır, düzenlerler. Yeni evliler genellikle damadın ailesi ile aynı avluya alınırlar. Ailelerde çocuk sayılarının 1 ya da 2 olması ailenin çocuğundan uzak olmak istememesi nedeniyle bu olay gerçekleştirilmektedir. Son zamanlarda bazı aileler yeni evliler için almış oldukları apartman dairelerini de hazırlar olmuşlardır. Konuştuğum birçok aile ise "Zaten bir çocuğumuz var, ondan da ayrılmak istemiyoruz" demektedirler.

Evi yaptıran erkek tarafı yatak odası takımını alır. Kız tarafı ise eve gerekli olan bütün eşyalar ile çeyiz eşyalarını alır. Düğünden önce bitirilmiş olan ev karşılıklı zevklere göre hazırlanır, döşenir. Aileler çocuk sayılarının azlığı nedeniyle yıllardır düğün için yapmış oldukları birikimlerini hiçbir masraftan kaçınmadan "Kızanlarımızın eksiği kalmasın, şimdiye kadar buna çalıştık" diye harcar, kullanırlar. Bu olay onların şanıdır, şerefidir.


NİKAH KIYILMASI


Sözden düğüne kadar olan sürede bir gün imam nikahı kıyılır.

Nikah kıyılmasına karar verildiğinde kızın bulunduğu köy ya da mahalledeki imam görevli olur. Çünkü imam kızın medeni durumunu bilir. Ayrıca kız ile erkeğin isimlerini alır. Müftülükteki kayıtlarını araştırarak yapılacak olan nikah için evlenecek kişilerin dine aykırı bir durumu (inancı - mevcut bir evliliği) var mı diye bakar ve müftüden Arapça yazılı izinnameyi, belediyeden de evlendirme belgesini alır.

Nikah için kız ve erkek tarafından ikişer vekil kız ile erkeğin rızasını ayrı ayrı alır. İmam ve vekiller ayrı bir odada kız için "ağırlığı" nikah bedelini görüşürler. Bu olaya "karar kesimi" de denir. Karar kesimi olmadan nikah gerçekleşmez. Karar kesimi uzarsa, sonuca bağlanamazsa nikah düşer, yapılamaz. Karar kesiminde damat tarafı kıza "mihir" adı verilen altın takı ve paralar verir.

"Mihir" Allah'ın tek oluşu anlamında 1-3-5 gibi tek sayılı olarak kararlaştırılır. Karar kesimi bitince imam nikahı şahitler huzurunda kıyılır, nikah duası okunur, imam nikah parasını alır ve izinnameyi Müftülüğe götürüp onaylatır. Batı Trakya Türk toplumunda evlilik işleri devlet tarafından atanmış olan müftüler aracılığıyla yapılır. İzinnamenin onaylatılmasıyla bir - iki gün içinde nikah işlemi tamamlanır. Daha sonra imam izinnameyi kız evine teslim eder.


Nikah kıyıldığı gece kız evinde bulunan misafirlere yiyecek ve içecekler ikram edilir. Eski geleneklere göre de damat gelin evine gitmez, kendi evinde beklermiş. Nikahtan sonra orada bulunanlara lokum ve mendil verilir. Nikahın kıyılması ile bir erkek çocuk "müjdeci" olarak damada gider lokum ve mendil verip nikahı müjdeler ve damattan bahşiş alır.

Nikah kıyıldıktan sonra kız evi damat tarafına bir kalıp helva ve beyaz mendiller verir. Damat evinde helva açılır ve damat bir dilim yer. Geri kalanı da nikah helvası diye konu komşuya dağıtılır.

TOPRAK BASTI

Görüşmelik ve nikah işlemlerinden sonra damat başka bir köyden ise "toprak bastı" denilen adet gereğince gelini ziyarete geldiğinde köyün gençleri damadın önünü kesip bahşiş "Toprak bastı parası" isterler. Günümüzde de bu gelenek birçok köyde halen devam etmektedir. Damattan alınan para ile gençler kendi aralarında eğlence düzenlerler.

İzinname Örneği

 
DÜĞÜN


DÜĞÜNÜN DUYURULMASI (DAVETÇİ SALMA)

Belirlenen düğün tarihine yaklaşıldığında hazırlanan davetiyeler gerekli olan yerlere gönderilir. Çok uzakta bulunan akraba, eş - dosta telefon edilir. Bunlardan başka günümüzde halen devam eden "davetçi" geleneği ile köy halkına, kasabadaki tanıdıklara ve diğer köylere düğünün duyurulması için davetçiler tutulur. Kadınlara kadın, erkeklere ise erkek davetçi tutulur.

Davetçiler gittikleri kişilere düğün sahibinin davetini ve selamını söyler. Düğünlere ev halkından sadece belirli kişilerin davet edildiği de olur. Örneğin; sadece kayınvalide, evin gelini ve oğlu gibi evde bulunan kişiler ayrı ayrı davet edilir. Genç kızların davet edilmesi ise ilginçtir. Kimisi kına gecesine oturma için, kimisi alay gününe, çoğunlukla evli bayanlar olmak üzere bazı kızlar da Cuma sabahına davet edilir. Erkekler ise genellikle yemek ve alay günlerine çağırılır. Eskiden oturmaya çağırılan genç kızlara gümüş tel sarılmış şimşir dalları yollanırmış.Kızlar oturma gecesinde bu dalları yakalarına takarlarmış.Bu dalları takan kızların evlilik yaşına geldiği anlaşılırdı.

Davetçi olarak düğün sahibine yakın kişiler ya da köyde bu işi yapabilecek insanlar erkek ve kız tarafından ayrı ayrı seçilir. Davetçi kadınlara düğüne davet ettikleri kişiler bahşiş (para) da verirler. Düğün sahibine daha yakın olanlar ve akrabalar ise biraz daha fazla para verirler.

ÇEYİZ ALMA

Düğün hazırlıkları başladığında belirlenmiş olan bir günde damat tarafından bir grup ve damat, kız evine çeyiz almaya giderler. Adet olarak ekmek, helva ve gelin için özel yapılmış bir sandalye götürülür. Gelin alay gününe kadar bu sandalyeyi kullanır. Kız evi damat tarafını kapıda karşılar. Kahve ikram eder. Toplanmış olan çeyiz eşyaları alınacağında gelinin erkek kardeşi ya da akrabalardan bir erkek çocuk gelinin sandığının üstüne oturur ve damat ile pazarlık yapar. Damadın verdiği parayı yeterli bulursa sandığı teslim eder. Kız çeyizi de artık erkek evine götürülmek üzere arabalara yerleştirilir.

KINA GECESİ

Araştırmaya konu olan ve 2002 Mayıs ayında yapılan birçok geleneğin de yaşatıldığı köyden kasabaya gelin alınan bu düğün; Perşembe günü kına gecesi ile başlayıp, Pazartesi "Cuma sabası" ile sona eren bir düğündür.

Daha önceki yıllarda düğünler günümüzde de bazı köylerde yaşatıldığı gibi Salı gecesi kız evinde sadece kadın ve kızların katıldığı "Kına hurulması" ,"Kına vurulma", "Kına yakma" ile başlar. Cuma günü "Cuma sabası" ile sona erermiş.

Kına gecesinde gelinin kız arkadaşları, kadınlar ve erkek evinden gelenler toplanır.Genelde kadınlar tef darbuka ile türküler maniler söylermiş.Bu eğlenceye çıplak çalgı denir. Kahveler içilir, sohbetler yapılır. İlerleyen saatlerde kına yakma vakti geldiğinde gelin bir - iki kız arkadaşı ile kına kıyafetini giymek üzere odaya girerler. Gelin kırmızı saten pijamalarını giymiş olarak geri gelir.

Hava güzel ise avluya bir kilim serilir. Gelin kilimin üzerine ya da bir sandalyeye oturtulur. Hava iyi değilse kına ev içersinde yapılır. Gelinin başına büyük kırmızı ve kenarları pul, boncuk ile işlenmiş baş örtüsü (kına örtüsü) örtülür. Erkek evinden getirilen karılmış (su ile hafif cıvık yoğrulmuş) kına gelinin önüne konur.

Gelin elleri dizlerinin üzerinde avuçları yukarı doğru açık ve örtünün iki ucunu tutar. Dizleri üzerine bir tepsi ya da yere süslenmiş güzel boş bir sepet konur.

Kına yakılmadan önce kayınvalide yoksa vekili gelir, gelinin tuttuğu boş örtünün (kına örtüsünün üzerine para koyar. Eğer baş örtüsü tutulmamışsa hazırlanmış olan tepsi ya da sepete konur. Bundan sonra yakın akraba ve komşular da gönülden koptuğu kadar para verirler. "Hurun gelinin kınası - Ağlasın garip annesi - Gelin kız evden gitti - Ak bakır susuz kaldı - bizim ev kızsız kaldı" denir.

Daha sonra gelinin önce sağ eline "Besmele" ile kızın akrabalarının biri "Kına hurur" (Kına yakar). Eller kınalandıktan sonra kırmızı kına bezleri ile bağlanır. Kınanın daha koyu olması için içine bir miktar nişadır karıştırılır. Ayaklar da bileklerden aşağıya bütün olarak ya da penye bezler ile çeşitli şekillerde bağlanarak boşluklara kına sürülür ve ayaklarda kırmızı kına bezleri ile bağlanır. Artan kına geceye katılanlara dağıtılır. "Kına hurma" işi bittiğinde dışarıda bekleyen damat içeri alınır. Elleri ve ayakları kına bezleri ile bağlanmış olan gelini kucağına alıp yatağına götürüp bırakır. Böylece kına merasimi de biter.

"Gelinin Eline "Kına Hurulması" "Kına yakılması"
"Kına Tepsisine Bahşiş Bırakma"
"Ayak Kınası İçin İplerin Bağlanması"
"Gelinin Eline "Kına Hurulması" Kına yakılması"

HARBALLI (BİNDALLI İLE) İKİNCİ KINA GECESİ

Düğünün ikinci günü düğün için kesilmiş olan hayvanlardan ayrılan paça ve ciğer ile paça çorbası yapılır ve ciğer kavrulur. Akşama yani ikinci kına gecesine gelen damat tarafından ev halkına ve yakın akraba komşulara yemek verilir.

Bu arada avluda da kına gecesine oturma için çağrılan gelinin kız arkadaşları için oturulacak yerler hazırlanır. Kızların sayısınca oyun oynanacak yere sandalyeler konur. Bazen sandalye yerine eskiden olduğu gibi saman balyaları ya da kalaslar üzerine örtüler serilerek oturma yerleri de hazırlanır. Oyun alanının kenarında hazırlanan oturma yerlerine sadece kızlar oturur. Boş bile olsa hiç kimse bu yerlere oturmaz. Oturan veya sandalye alanlar orada bulunanlar tarafından uyarılır ve kınanır. Çünkü bu yerlere sadece oynayıp yorulan kızlar dinlenmek için otururlar.

Ezan okunacağı zamanlarda da müzik kesilerek beklenir. Kızların oturduğu yerin baş tarafına gelin ve damat için birer sandalye konur. Önceleri 'cimbokus' denen müzik kutularından müzik seçilerek çalınır oynanırmış.Günümüzde ise müzik setleri kiralanmaktadır. "Düğün için ince çalgı tutuldu denir". Bu gecede gelin genelde "harballı" giyer. Başına da "hotoz" adı verilen duvak yaptırır. Gelinin arkadaşları da genelde harballı giyer. Diğer kızlar da çoğunlukla tuvalet yada fantezi giysiler giyer saçlarına ve makyajlarına özen gösterirler.

Kızların oturduğu yerin tam karşısına ise bekar erkekler sıralanır. Evli erkeklerin bu geceye katılmaları hoş karşılanmaz. Yan taraflarda ise kadınlar genelde ayakta eğlenceyi izler. Eskiden kına gecesinde kızlar oynayıp acıkırlar diye özellikle kızlara ekmek hamuru yoğrulur, portakal büyüklüğünde hamurlar ile ekmekçikler yapılırmış. Bu ekmeklere peksimet denirmiş. Üzerlerine de susam serpilerek pişirilir ve fırından çıkar çıkmaz kızlara yedirilirmiş. Günümüzde ise "Kızlar sofrası" hazırlanmakta kızlara düğün yemekleri yedirilmektedir.

İkinci kına gecesi yapılırsa gelinlerin hemen hemen çoğunluğu antika gelin olur, harballı giyer, başına da hotoz yaptırır. .

Hotoz yaptırma geleneğinin kaç yıllık olduğu bilinmemekle beraber evlenecek olan genç kızlar için neredeyse vazgeçilmez bir düğün adetidir. .

Düğün günü yaklaştığında gelin olacak kızlar harballı giyecek oldukları gün için kendilerini hazırlayacak olan "Telci karılardan", "hotozcu karılardan" randevu alırlar. Gelinler kına yakıldığı gecenin sonrası ya telci karıyı evlerine alırlar ya da kendileri harballılarını alıp giderler. .

Telci karı gerekiyorsa önce gelinin kaşlarını alır. Yüzüne krem ve fondöten sürer. Giyilecek olan harballının rengine uygun tonlarda göz makyajı yapar. Bu arada gelini aynaya baktırmaz. Makyaj bitiminde gelin aynaya baktırılır. İstiyorsa bazı düzeltmeler yapılır. .

Sıra saç yapımına geldiğinde telci karı gelinin saçlarından ön kısmını dört parmak kadar öne doğru tarar. Küçük bir kahve ocağının üzerinde 25-30 cm uzunlukta yaklaşık 1 cm çapında çiviyi "şayka" ateşte ısıtır. Tüp olmadığı zamanlarda içine kor konulmuş kömür ütüleri kullanılırmış. Makyaj yapılırken de göz için sürme, dudak ve yanaklar için kırmızı boya kullanılırmış. .

Ateşte ısıtılmış olan şaykanın fazla ısısı saçı yakmaması için bir beze sürtülüp alınır. Gelinin öne taranmış olan saçları bir kulak hizasından diğerine kadar 25-35 parçaya ayrılır. Her parçaya biraz biriyantin sürülür ve ısısı alınmış şaykaya sarılıp 5-10 saniye bekletilerek ince lüleler yapılır. Öne taranmış olan saçların şekilleri verildiğinde saçların lülelerinin bittiği yerden itibaren ensede bağlanacak şekilde şerit denen 2-2,5 cm kalınlıkta parça ile sıkıca bağlanır. Lüle halindeki saçlar tek tek geri kaldırılıp toplu iğnelerle bu şeride sıra ile iğnelenir. Harballı giyilir. Gelinin bu arada bol bol altın zincir kolye, "külte" inci dizisi, set, künye küpe bilezik takması har ballı giymenin özelliği olmuştur. Geline takılan altınlara "görümlük" denir. Bunlar emanet olarak da alınır ve düğün bitince geri verilir. Saça takılmış olan şeride iki kulak üzerinden sarkacak şekilde ortasına bir karış kadar ip bağlanmış gelin telleri de iğnelenir. .

Önceden hazırlanmış olan altın, inci ve çiçeklerle süslü duvağında takılı olduğu "hotoz" gelin başı yerleştirilir. Hotoz kafaya batmayacak ve ağırlık yapmayacak şekilde toplu iğnelerle sabitleştirilir. Hotoz kaymasın diye arka kısmına pamuk sıkıştırılır. Hotozun iki yanı iğne iplik ile şeride tutturulur. Hotozda bulunan gelin telleri de kafanın duvağın arka uzun kısmı toplanıp gelinin sağ dirsek üzerinden koluna biz kez bağlanır. .

İki kulak üzerinden sarkan gelin telleri "Gümüş teller" göğüslerin üzerine dal adı verilen altın işlemeli büyük yaka iğneleri ile tutturulur. Bu iğnelere "kuş dalı" denir. Dalların sade değil, kuş ve tavuslu olanı makbuldür. İki göğüs arasına da yine bir tane kuş dalı iğnelenir. Kulaklara da "Gül küpe", "Dana burun" veya "Hanımeli" denen anadan kıza, kayın valideden geline emanet küpelerden birileri takılır. Antika gelinin özelliği takıların çok olmasıdır. Yüzükler "Gül yüzük", "Badem (mekik) yüzük"tür. Zengin olanlar geline "Hanım eli" küpe ile "Badem yüzük" yaparlar. .

Takıların takılması ve son düzenlemeden sonra hazır olan antika geline bir de son makyaj düzeltmesi yapılır. Gerekli düzeltmeler ile gelin geceye hazır olur. Harballının altına gelinler genellikle rengine uygun işleme kadife terlik giyerler. Harballıların Bordo "güvez", siyah, lacivert, mavi renkleri kullanılmaktadır. .

Bu hotoz hiç düşmez mi diye sorulduğunda da "Gelin gibisi gelinliğini bilsin, fazla tepinmesin" denir. Hotoz yapımı biten geline de "Çok güzel oldu, Allah da geçim güzelliği versin" denir.

"Harballı Giymiş "Hotoz"lu Gelin"
"Harballı Giymiş Gelin ve Kızlar"
"Hotoz"

Hotoz  üzerine  takılan  inci  ve  dallar

Antika  gelinlikte  kullanılan  küpe  örnekleri
"Danaburun"  ve  "Dut  küpe
Dallar

Hotoza  takılan  çeşitli  takılar
 
Önceki  Sayfa! 1 2 3 4
Öğretmenin Sesi
|
© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi


Site Ziyaretçi Sayısı
107655