Öğretmenin Sesi

Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English

International Human Rights Organization's
Greek Human Rights Organizations

Favorilerime Ekle
Giriş Sayfası Yap
Öğretmenin Sesi
 

/1 Öğretmenin Sesi

BATI TRAKYA'DA EVLİLİK İLE İLGİLİ GELENEKLER



Araştıran: Şöhret Ahmet

Akraba evliliklerinin hemen hemen hiç yaşanmadığı Batı Trakya'da görücü usulü, eş - dost, akraba tavsiyesi ile yapılan evliliklerden başka "piyasa" adı da verilen toplumsal boyutta bir eş seçme geleneği yaşatılmaktadır. Bu buluşma zamanında gençler kendilerine uygun olan eşleri karşılıklı olarak seçme özgürlüğüne sahip olmaktadırlar. Piyasalar akşam ezanından önceki saatlerde başlar, akşam ezanından sonra hava kararmaya başladığında biter. Piyasa saati yaklaştığında gençleri bir telaş alır, bir hazırlık, bir telefon trafiği yaşanır. Genellikle ailelerden piyasaya çıkma konusunda bir engel çıkarılmaz. "Piyasa" denilen yer daima göz önünde köy veya mahallede herhangi bir yerdir. Boş bir alan, ağaçlık bir yer, okul bahçeleri, cami yanları, köşe başları, yol kenarları gibi... ama göz önünden uzak olmayan bir yerdir. Yine piyasa saatlerine özgü olaylardan biri de kadınların piyasaya uzak fakat piyasanın yapıldığı alanın görüldüğü yerlerde oturmalarıdır. Burada sohbet ve günün yorgunluğunun atılması amacından başka, piyasada olabilecek herhangi bir yanlışa da toplumsal baskı düşüncesi açıkça gözlenmektedir.

PapakiErkekler piyasaya çoğunlukla "Papaki" denilen küçük motosikletleri ile katılırlar. Onlar için motosikletlerinin olması bir ayrıcalıktır. Ehliyetleri olmasa da 14 yaşına gelmiş olan ve piyasaya başlayan gençler mutlaka motor aldırırlar. Onlar için motorları ayrıca piyasa yerinde bir oturak görevi de görür. Gençler kendilerine ait olan piyasa olayının özgürlüğü ile arkadaşlarıyla sohbet ederken bir yandan da izlendiklerini bilirler.

Piyasayı sadece evlilik düşüncesiyle gençlerin buluştukları bir olay olarak yorumlarken bazen de gençlerin sadece sohbet etmek, eğlenmek, arkadaşları ile birlikte iyi vakit geçirmek, yeni arkadaşlar edinmek, sorun çözmek için de yapıldığını söylemek gerekir.

Son yıllarda özellikle kasabalardaki gençlerin bir kısmı piyasa saatlerinde arkadaşları ile kafelerde de buluşmaya başlamışlardır. Yine de Türk halkının evliliklerinin çoğunluğunun piyasalar yoluyla yapılmış olması, eş seçme yeri görüntüsü de veren "piyasa" geleneğinin ağırlığını ortaya koymaktadır.

Bulgaristan, Yugoslavya gibi Türklerin yaşadığı toplumlarda da görülen ve "Korzo" adı verilen piyasa olayı Batı Trakya'da azınlık halinde yaşayan Türk toplumu için gerçekten önem taşır. Aileler gençlerin kendi örf ve adetlerinden uzaklaşmamaları, benliklerinden kopmamaları ve nesillerinin devamının sağlanması amacıyla kendi ırklarından biri ile evlilik yapmasını istemektedirler. Buna bağlandığında piyasa olayının eş seçme, yuva kurmadaki rolü daha da belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

Gümülcine'deki piyasa olayının başlangıç tarihi sorulduğunda ise bazı köylerde dahil olmak üzere en az 50-60 yıldan bahsedilmekte fakat daha eski tarihlere dayandığı belirtilmekte, ayrıca son 10-15 yıldan beri geçlerin piyasadaki rahatlıklarının yadırgandığı da söylenmektedir.

Toplumdaki evlilikler incelendiğinde çoğunluğun piyasa yoluyla yapıldığı ve eşler de anlaşarak evlendikleri için aile bağları çok güçlü olmaktadır. Buna bağlı olarak da boşanma olaylarının çok ender olduğu dikkat çekmektedir.Piyasa

Piyasalarda çoğunluğu evlilik ile sonuçlanan birçok arkadaşlığın yanında ailelerce karşılıklı olarak onaylanmayan arkadaşlıklar da olmaktadır. Bu durumda gençlerin bir kısmı sevdikleri ile kaçarak ailelerine yaptırım uygulamalarıyla evlilikler yapılmaktadır. Bu tür olaylar sonucu küçük yaşlarda yapılan evliliklere de rastlanmaktadır.

Yine piyasa olaylarına bağlı olarak sık olmasa da evlilik dışı olarak yaşanan ilişkiler bu toplumsal olayın başka bir boyutunu oluşturmaktadır.

Geleneklerine bağlılığı ile dikkat çekici bir özellik gösteren Batı Trakya Türk Toplumunda aile oluşumu için kız ve erkek uygun olabilecek eşlere karar verildikten sonra durum ailelere bildirilir.

 
KIZ İSTEME



Evlenmeye karar veren gençlerden erkek tarafı, sözü geçen hatırı sayılan bir akraba dost ya da komşular aracılığı ile kız evine "Hayırlı bir iş için gelip bir kavecinizi içelim" diye haber yollar.

Kız tarafı da olayı kabul ettiğini "Buyursunlar gelsinler" diyerek bildirir. Bazen erkek tarafı piyasa olayı olmadan görücü olarak gelmek isterler. O zaman kızın piyasada sevdiği olup olmadığı araştırılır. Eğer kızın piyasada arkadaşı varsa görücüye gidilmez. Yine de sormadan, öğrenmeden sadece bakmak ve niyet açıklamak için gidilirse kız evi habersiz gelen yabancıların niyetini anlar. Eğer kızın sevgilisi varsa misafirlere görünmez yani görücüye çıkmaz. Bu kız tarafından verilen sessiz ama çok anlamlı bir mesajdır. Zaten sevgilisi olduğu halde görücüye çıkan kızı da sevgilisi "Bende gönlün olsa görücüye çıkmazdın" diye terk eder.

Erkek tarafından gelen habere olumlu cevap verilmesi ile kız isteme olayı başlamış olur. Önceleri kız isteme Pazartesi ya da Perşembe akşamları yapılırmış. Günümüzde de bu günlere uyulmaya çalışılmasının yanında uygun olduğu takdirde diğer günlerde de gidilmektedir.

Yine eskiden kız istemeye damat adayı gitmezken 2002'de damat adaylarının da kız isteme esnasında ailesiyle gitmeye başladığı görülmektedir.

Erkek ve kız tarafları birbirlerine "Dünüş" derler. Damada ise "Güvey" denir. Eğer damat kız evine alınır "İç güvey" olursa "Damat (güvey) dikme geldi." denir.

Kız istemeye erkek tarafından anne - baba yakın akraba - komşu ile sözü geçen, tanınan, hatırı sayılır kişiler ile gidilir.

Kahve İkramıKızın anne ve babası gelen dünürleri kapıda karşılar. Hep birlikte misafir odasına oturulur, karşılıklı hal hatır sorulur. Daha sonra kız güzel giyinmiş olarak misafirlere "hoş geldiniz"e gelir. Gelin damadı istiyorsa kendine gösterdiği özen ile dikkat çeker. Gelin adayı el öper, hal hatır sorar. (Kişilerin birbirlerine karşılıklı olarak nasılsınız? İyi misiniz? Siz nasılsınız? Demeleridir. Bu arada aileler birbirlerini tanıyorsa gelmeyen, uzakta olan, hasta olan kişileri ya da bilinen bazı olayları da sorarlar). Hal hatır soran gelin adayı odadan çıkar. Bu arada ev sahibi ile misafirler sohbete devam ederken gelin adayı hazırlamış olduğu kahveleri getirir. Kız damadı istiyorsa kahveleri şekerli, istemiyorsa şekersiz yapar. Kahvelerden alınacak ilk yudum dünürcüler için en heyecanlı andır. Ancak kahveler şekersiz bile olsa mesaj alınmasına rağmen bir şey belli etmeden kahveler içilir. Daha sonra damat evinden belirlenmiş olan bir büyük konuyu açar. "Allah'ın izni, peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz." Denir. Kız tarafı da bunları dinledikten sonra hiç yorum yapmaz. "Kız evi, naz evi" olduğu için "Biz bi düşünelim" denir. Misafirler niyetlerini açıklayıp gerekli cevabı aldıktan sonra kalkarlar. Kız tarafı misafirleri yolcu ederken kız verilmeyecek bile olsa "Yine gelin" der.

Gidilecek gün haber verilip ikinci kez yine kız istemeye gidilir. Bu arada kız tarafı da eğer damat tarafını tanımıyorsa ailesini ve damadı soruşturur. Ahlakı, işi, geçimi, yeri, malı, mülkü, soyu - sopu nesi varsa öğrenmeye çalışılır.

Kız verilecekse kız tarafının şerefi açısından 3. kez gelindiğinde gerçekleşir. Zaten kız istenilen yere gitmeyecekse aracılar ile haber gönderilip kızın gönlü olmadığı söylenir.

İki kez kız istemeye giden erkek tarafına araştırmasını da yapmış olan kız tarafı kızı verecekse "gelin mendilinizi alın" diye kendileri haber yollar.

MENDİL ALMA

Erkek tarafı mendil almaya giderken pasta ve çiçekle gider. Amaç artık tamamen belli olsa da gelenekler gereği tekrar kız istenir "Allah'ın izni, peygamber efendimizin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz, gençler de birbirlerini sevmişler gayri biz de üzerimize düşeni yapalım" derler.

Kız tarafı da "Hayırlısı neyse o olsun" der. Bu konuşmalardan sonra kız güzel bir tabla (tepsi) içinde üçgen katlanmış özenle yerleştirilmiş beyaz mendiller ile odaya girer. Dünürcülere ikram eder. Mendiller karşılığında dünürcüler de tablaya hediye olarak memnuniyetlerini belirtmek üzere para bırakırlar.

Yine bu geceye özgü geleneklerden biri olan kız tarafınca erkek evine gönderilmek üzere gümüş şekerlik içinde çikolata paketi hazırlanır. Bu paket tül, jelatin, kurdele gibi malzemelerle süslenir. Eskiden 1 metre boyunda 50 cm. eninde "gendema" işlenmiş, kenarları sim ile belirlenmiş, tül ve astar geçirilmiş şaseler (bohça) hazırlanırmış. (Gendema, iğne ve renkli ipliklerle sarma ve çin iğnesi tekniğine benzer bir tür nakış.) hazırlanan şasenin arasına da şekerlik ve beyaz mendiller konurmuş. Bu şase daha sonra bebek arabaları için kırlent (yastık) olarak değerlendirilirmiş. Hali vakti yerinde olanlar ve isteyenler de daha sonraları bebek arabasına örtü olabilecek kadar büyüklükte saten bohça da hazırlarmış. Günümüzde ise hazır nakışlı mendil ve örtülerle mendil geleneği sürdürülmektedir.

Ayrıca güzel bir sepet tül ve dantellerle süslenerek de hazırlanmaktadır.

Her durumda mendil hazırlığı erkek tarafına verilen değeri ve kızın zevkini ortaya koyması açısından çok önem taşır.

Mendili evine götüren erkek tarafı olayı yakınlarına duyurur. Daha sonra "Mendil karşılığı" denilen gelenek için kıza yüzük, küpe, bilezik v.s. gibi takılar ile giysi ya da çeşitli çeyiz eşyaları götürülür. Mendil karşılığı için kız evine gidildiği akşam "söz düzme" günü kararlaştırılır.

SÖZ DÜZME

Söz DüzmeBelirlenen gün ve saatte kız ve erkek tarafından kişiler, gelin ve damat adayı "kasabada" Gümülcine'de buluşurlar. Alışveriş başlar. Gelin için gerekli olan takılar ve kızın istediği her şey satın alınır. Kız tarafı da aynı anda damadın istediği her şeyi satın alır. Bu alış veriş için İstanbul, Keşan, Edirne gibi Türkiye'de bulunan şehirlere de gidilmektedir.

Söz düzme günü genellikle alınan eşyalar; takılar, altın setler (yüzük, künye, gerdanlık, küpe) saat, iç çamaşırı, çanta, kemer, namazlık, elbiseler, kırmalar (havlu), kostüm (erkek takım elbisesi) v.s. olur.

Bu çalışmanın yapıldığı 2002 yılında bazı gençlerin söz düzme günü için sadece ikisinin çarşıya gidip gerekli alış verişlerini kendilerinin yaptığı da görülmektedir.

Söz DikimiAlış veriş sonrası her iki tarafta karşı tarafa aldıkları tüm çeyizleri kendi evlerine götürürler. Alınanları iyi gösterebilecek, alt fon oluşturacak şekilde uygun renkte ve uygun bir büyüklükte kumaş üzerine yerleştirirler. "Söz dikimi" de denilen bu olayda damadın evinde ilk iğneyi kumaşa damadın "Besmele" ile batırmasının evliliğe uğur getireceğine inanılır. Söz dikimine kadınlar tarafından devam edilir. Eşyalar kumaşa toplu iğnelerle (çeyiz iğneleriyle) tutturulur. Ayakkabı, makyaj malzemesi türü iğnelenmeyecek özellikte olanlar ise bir tepsi ya da sehpa üzerine yerleştirilir. Mutluluk dilekleri ve hoş sohbetlerle tamamlanan söz dikimi sonunda alınan eşyalar yaklaşık bir hafta boyunca eş- dost, konu - komşu görsün diye her iki evde de duvar, masa ya da divanlar üzerine sergilenir. Hayırlı olsuna ve söz görmeye gelenler mutluluk dilekleriyle alınan eşyaları inceler ve beğenilerini sunarlar.

SÖZ EŞYALARI DEĞİŞİMİ

Karşılıklı olarak karar verilen bir akşamda "söz eşyaları değişimi" yapılır. Bu akşam da erkek tarafı kız için aldığı ve kumaşa iğnelediği tüm eşyaları mendili "kumaşı" ile katlayıp bir valize yerleştirir. Bu geceye damadın yakınlarından 5-15 kişiye kadar bir grup gider. Kız evinde gelen misafirlere kahve, meyve suyu, çikolata, kurabiye ikram edilir.

Aynı gece kız tarafı da mendili aldıktan sonra damat için aldıkları eşyaları mendili ile katlayıp boşalan valize yerleştirir ve erkek tarafına verir. Böylece "söz değişimi" yapılmış olur.

Karşılıklı değiştirilen mendiller yine erkek ve kız evinde gelen gidenin görmesi için sergilenir. Söz değişimi gecesinde kız tarafı "tatlı geçim olsun" diye erkek tarafına verilmek üzere bir tepsi de baklava hazırlar, bohçaya sarıp mendille birlikte teslim eder.

Paketlenmiş Baklava TepsisiDamat kendi evinde tepsiyi açar, önce kendisi bir dilim yer, daha sonra orada bulunanlara ikram edilir.Komşulara ve yakın akrabalara bu baklavadan gönderilir.

Boşalan baklava tepsisi geri gönderilirken de içine gelin için başta takı olmak üzere çeşitli hediyeler konur. Eskiden daha çok elbiselik kumaşlar konurmuş. Tepsi yine bohçaya sarılmış şekilde belirlenen bir akşamda kız evine getirilir. Yine bu akşam kız evine bol miktarda ceviz "koz", "padem" badem, fındık, fıstık, leblebi, kuru üzüm, kuru incir gibi çerezler de getirilir. Ayrıca kızın arkadaşlarına verilmek üzere küçük nikah şekerleri gibi hediyeler, biblolar da alınır. Çerezler külahlar ya da küçük poşetler ile bütün köye dağıtılır.

 
Önceki  Sayfa! 1 2 3 4
Öğretmenin Sesi
|
© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi


Site Ziyaretçi Sayısı
170180