EROL'UMA
AĞIT
Erol'umun başına
Garip yazın taşına
Yavruları öksüz kaldı
Doyamadı genç yaşına.
Ana evlât birbirine kanamadı
Büküldü beli, gözyaşını tutamadı
Buna ağlar avare
Ana ağlar, ne çare.
Yavruların boynu büküldü
Ananın diz bağları söküldü
Öksüz koydun hepimizi
Ateşe yaktın evimizi.
Evimize kara duman bürüdü
Genç yaşlı cenazeye yürüdü
Yaradan seni aldı
İçimizde kapanmaz yara kaldı.
Zalim felek güldürmedi bizi
Bütün alem etti sözümüzü
Garip ana evlâtsız kaldı
Torunlarım babasız kaldı.
Yazımız karamış silinmedi
Ecel gelmiş bilinmedi
Selânik dönüşü evine eremedi
Baba yaralandı evlâdını göremedi.
Acımız çok büyük, evimize gelenlerden
Telefon edip acımızı paylaşanlardan
Allah razı olsun
Yavrum kabrin nur, mekânın cennet olsun. |
GARİP
EROL'UM
Selânik yolunda Azrail tuzak kurdu
Hain tır yavrumu kalbinden vurdu
Acı haber tez duyuldu her yana
Nasıl dayansın bu acılara garip ana
Ana - baba öksüzü garibim nur içinde yat.
Evin, evlâtların için gittin uzaklara
Genç yaşında yattın kara topraklara
Gariptin, boynun bükük büyüdün
Hiç gülmedin her derdini içine gömdün
Ana - baba öksüzü garibim nur içinde yat.
Küçüktün yaşın yedi idi bilemedin
Anam diye rahat rahat gelemedin
Garip anan seni göremedi kana kana
Bu çile de çekene böyle bitti
Ana - baba öksüzü garibim nur içinde yat.
Yollarını hep gözledim evlâdım diye
Taa ciğerimden yana yana özlerdim
Çaresizdim diyemedim kimseye
Kâğıt sırdaş kalem yoldaş oldu bana
Ana - baba öksüzü garibim nur içinde yat.
Sabır dedim taş oldum, her çileye baş oldum
Günler aylara eklendi yavruların özledi
Baba diye yollarını hep özlemle bekledi
Hayatımız bir roman oldu kaldı
Ana evlât hasretliği kanayan bir yara kaldı
Ana - baba öksüzü garibim nur içinde yat. |