|
| El Emeği Göz Nuru |
|
İĞNE VE İPLİĞİN SİHİRLİ GÜCÜYLE ELDE AÇAN ÇİÇEKLER
"İĞNE OYALARI"
|
| Şöhret Ahmet |
|
İnsanların gereksinimlerini karşılamak amacı ile ortaya çıkmış
olan el sanatları; doğa şartları, yaşayış biçimleri, iklim gibi
etkenlerle de yoğrularak çeşitlilik göstermiş; örtünmek, korunmak,
avlanmak, yemek, su içmek gibi ihtiyaçları karşılamada yardımcı
olan aletlerin yapımında kullanılmıştır. Zaman içerisinde sanatçıların
da estetik anlayışı ile farklı özellikler kazanmış toplumların duygusal,
sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtan görsel
birer anlatım halini almıştır. Bu nedenledir ki; el sanatları insan
topluluklarının kültürel kimliklerinin devamı açısından yaşatılması,
korunması gerekli en önemli belgeler arasındadır.Gelenek ve göreneklerin,
yaşam biçiminin, kuşaktan kuşağa aktarılmasında, geliştirilerek
devam etmesinde en büyük rolü yine el sanatları oynamaktadır. Bütün
topluluklar el sanatlarına büyük değer vermekte, onları geçmişten
geleceğe uzanan bir kültür hazinesi olarak korumaktadır.
İĞNE OYASININ TARİHÇESİ
Kültürel sanatlar içerisinde el sanatlarına örnek olabilecek güzellikteki
anlatımı ile araştırma konumuzu oluşturan "iğne oyaları"nın tarihçesine
bakıldığında, dünya literatürüne "Türk Danteli" olarak girmiş olan
iğne oyalarının Anadolu'da çok eskilere dayanan belgeleri bulunmuştur
Avrupa ise iğne oyası ile 16. yüzyılda tanışmıştır. Kökeni araştırıldığında
bazı örgü adlarının Ege masallarında geçtiği, 1905'de Menfiz kazılarında
bulunan eski örneklerden de bu sanatın başlangıcının M.Ö 2000 yıllarına
kadar uzadığı tespit edilmiştir. Diğer kaynaklarda ise iğne ile
yapılan bu oyaların 12. yüzyılda Anadolu'dan Balkanlara oradan da
İtalya yoluyla Avrupa'ya yayıldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca
batı ülkelerinin daha eski kaynaklarında iğne oyası benzeri bir
örgüye rastlanmamakla beraber bu ülkelerin dillerinde "oya" sözcüğünün
karşılığı da bulunmamaktadır.
|




|
| KULLANILAN MALZEMELER |
|
İğne oyasının asıl malzemeleri iğne ve ipek ipliğidir.
Bunlardan başka çivi, tığ vb. gibi araçlar da kullanılarak oyaların
özellikle kök, göbek kısımları hazırlanabilmektedir. Ayrıca iplik
olarak da değişik kullanım amaçlarına bağlı olarak ibrişim (bükülmüş
ipek ipliği), floş (bükülmemiş ipek ipliği), naylon, sim, dantel
iplikleri gibi birçok iplik çeşidi kullanılmaktadır. Süsleme amacıyla
pul, boncuk gibi malzemelerin kullanılabilmesi de iğne oyalarının
çeşitliliğine ve kullanım alanlarının çoğalmasına neden oluşturmaktadır.
İĞNE OYASI VE YAPIM TEKNİĞİ
Oya, iğne ve iplik kullanılarak süslemek ve süslenmek amacıyla
yapılan dantele benzeyen bir sanattır. İğne oyalarının en belirgin
özelliği normal dantellere özgü iki boyutlu görünümden ayrı ve çoğunlukla
üç boyutlu olarak da yapılan bir el örgüsü özelliği taşımasıdır.
İğnelere takılı ipliğin kumaş kenarında oluşturulan küçük gözeneklerden
geçirilip sıkıştırılması ile meydana gelen düğümlerin devam ettirilmesine
bağlı olarak yapılan bir el işidir. Oluşan düğümler sıkıştırıldıkça
örgü gözleri de küçülür. Kullanılan ipin ipek ya da sentetik olmasına
göre gözeneklerin büyüklüğü değişir. İğne üzerine iplikle ilmek
atarak ve iğneyi bu ilmeğin içinden geçirip çekerek yapılan iğne
oyalarının; kare, dikdörtgen, eşkenar üçgen ve üçgen olmak üzere
birkaç ilmek çeşidi bulunur. Tekli sarma veya çiftli sarma biçiminde
yapılabilen iğne oyalarının, tekli sarmasında önce kumaşa batırılan
iğnenin üstüne ipliğin sağdan sola çevrilmesiyle bir halka oluşturulur.
İlmekler belli aralıklarla tekrar edilerek zürafa (zürefa, zırafe)
adı verilen birinci sıra tamamlanır. Dönüş sırasında aynı ilmek
soldan sağa doğru yönlendirilen halka içinden geçirilerek yapılmaktadır.
İkinci sıra ise ya birinci sıradaki ilmeklerin birleşme noktalarına
ya da ilmeğin ortasına iğneyi batırarak aynı işlemler sürdürülerek
kök ve ana oya gibi bordürü oluşturacak motifler meydana getirilerek
yapılmaktadır. Örgü çeşidine göre birli, pirinç, zürafa, mecnun
yuvası, tırabzan vb. gibi adlar verilmektedir.
İğne oyalarının şekillerinin bozulmadan kullanılması, dik durması
için eskiden oyaların aralarına at kuyruklarından çekilen kıllar
kullanılırmış. Günümüzde ise sert naylon iplik, anten teli, misina
gibi malzemeler kullanılmaktadır. Piyasada satılan ve oyanın özelliğine
göre kullanılabilecek kolalardan başka yumurta akı kolası, şeker
kolası veya jelatin kolaları da oyaların istenildiğinde tekrar şekillenmesine
yardımcı olur.
İĞNE OYALARININ KULLANILDIĞI YERLER
İğne oyaları eskiden para ve tütün kesesi, gözlük, tespih, cep
saati (köstek) kılıfı, mendil kenarı süsleri olarak erkeklere özgü
eşyalarda kadının erkeğine verdiği değeri sergilemiştir. Sandık,
sehpa, semen, tepsi, ayna örtüleri, duvar panoları ve bu gibi şekillerde
hazırlanarak evleri süslemede kullanılmıştır. Yatak takımları, bohçalar,
baş örtüleri, yemeniler, grepler, mevlit bezleri ve seccade kenarları
gibi yerlerde kullanılarak çeyizler için hazırlanmıştır. Elbise
ve geceliklerin kol ve yaka kısımlarında, saç tokası, fular, yaka
süsü olarak da süslenmek amacıyla kullanılmıştır. Gelinler için
de farklı özelliklerde çeşitli çiçek motifleri yapılarak hotoz süslemelerine
ayrı bir özellik kazandırmıştır.
Batı Trakya'da kız ve erkek çeyizlerinde mutlaka bulundurulması
gereken sandık eşyalarının başında iğne oyaları gelir. Bunların
ağır işli olanları erkek veya kız tarafına verilmek üzere daha özenle
seçilerek işletilir. Çeyizlerde bulunan oyaların ağır olması da
bir övünme meselesidir.
"İğne oyalarının yapımı ve kullanımı bizlerde çok yaygındır" diyor
oya işi yapan Fatme teyze. "Ayrıca kadın işi olur da buna bağlı
bir kültür ve inanış biçimi gelişmez mi... Ama şunu belirtmeliyim
ki iğne oyasını öncelikle aile bütçemize katkıda bulunmak, hoş vakit
geçirmek için yapıyoruz. Bu küçücük iğne ve rengarenk iplikler ile
oynayıp her türlü sıkıntıdan, üzüntüden uzaklaşıp rahatlıyoruz.
Bir anda başka sihirli bir dünyanın kapısından içeri girip canlılarını
doğada, avluda, saksıda, dalda görmeye alıştığımız binlerce rengi,
çiçeği, nesneyi, yaprağı, yarin eline mendil, yuvalarımızı süslemede
örtü, sıkıntı, üzüntü gibi birçok duyguları ifade etmemize yardımcı,
genç kızın başında yemeni niyetine sanki iğne ile topluyoruz. Hep
aklıma da şu şarkıyı söylemek geliyor. Bazen içimden, kimse yoksa
da sesli olarak söylüyorum" diyor ve tertemiz, pırıl pırıl ama başkaları
duymasın diye kısık sesiyle
|








|
|
Oyalı da yazma başında
Oyaları kaşında
Yeter beklettiklerin
Köşelerin başında
Çeşmelerin başında....
Devam ediyor şarkıdan sonra Fatme teyze. "Motifleri birer birer
oluşturdukça bir anda hepsini bitirme arzusuna kapılıyorum. Sanki
çiçekleri tamamlamazsam solup gideceklermiş gibi düşünüyorum. Bu
nedenle başladığım çiçeği hiç yarım bırakmam, mutlaka tamamlarım.
Oya yapmaya Salı günü başlamam 'Salı sallanır, iş üremez' derler.
Yeni bir oyaya başladığımda üzerine eli çabuk, marifetli biri gelsin
diye dua ederim. O zaman bana iş daha çabuk bitecekmiş gibi geliyor.
İğne oyaları temiz yapılmalı, eller ara ara yıkanıp iyice kurulanmalı.
Bazı elişlerinde olduğu gibi iğne oyaları bitince yıkanmazdı ama
artık her türlü iplik kullanıldığı için çeyizlerdeki iğne oyası
olarak işlenmiş bazı örtüler yıkanıp ütüleniyor da. Çiçekli olan
oyalar ezilmesin, şekilleri bozulmasın diye sandık çeyizi olarak
saklanırken mutlaka ayrı ayrı kalın, sağlam kutular içinde saklanmalıdır.
Bir de bu iğne oyaları öyle bir iştir ki istenilen ve kullanılacak
yere göre her türlü kumaşa yapılır. Ama en güzeli ve iğne oyasına
en yakışanı her zaman ipekli kumaş olmuştur. Bunu bilesin kızanım,
elimizde açan çiçekleri iğne oyalarımızı yazarken" demişti.
Çeşit bakımından yeterince zengin olan iğne oyalarında genel olarak
birçok bitki sanki sonsuzluğu bulur. Çünkü oyalar doğadan esinlenir
ve onlara benzedikleri çiçeğin, meyvenin, sebzenin, nesnenin, yaprağın
isimleri verilir.
Örneğin; papatya, küpe çiçeği, karanfil, hanımeli, gül, menekşe,
yıldız, iğde çiçeği, hercai menekşesi, biber, limon, portakal, kiraz,
dut, çilek, üzüm, meşe yaprağı, sümbül, pıtrak oyası, şayka (çivi)
oyası gibi...
İşte her haliyle asırlardır bir kültürle var olan içten gelen gönülden
süzülen, yaratıcı kadınlarımızın sabırlı yüreklerinde filizlenen,
marifetli ellerinde açan çiçeklerdir iğne oyaları. Geçmişten geleceğe
yüzyılların el emekleri, göz nurlarıyla açmış, sanatın en güzel
biçimiyle yorumlanmış, bu binlerce demet çiçeğin içine sevgi ve
barışı da harmanlayalım. Kendimizden sadece bilgi, ilgi ve özveri
katarak...
|
| Kaynak Kişi:
Adı: Mediha Bekiroğlu
Eğitimi: Üniversite
Doğum Yeri: Gümülcine (Komotini)
İşi: Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği El Beceri Kursu
Nakış ve İç Giyim Öğretmeni
Kaynakça:
Kahveci, M. Bahşişoğlu, A. T.C. Kültür Bakanlığı. Türk Oyaları
Kataloğu. Pan Matbaası. Cilt II. Ankara. 1998
www.iğneoyaları.htm
Öğretmenin Sesi dergisi. Sayı 9. yıl 1. Şubat 1999
Milliyet Pazar ilavesi 28 Mart Cuma 2003
İmamoğlu. M. Gül. H.İ. Celal Bayar Azınlık Lisesi Türkçe ders notları.
1995
Santral Dikiş Sanayii. "Oyalar". Santral Dikiş Sanayii El İşlemeleri
Danışma Servisi, Sanatlar Matbaası. İstanbul.
Özcan, F. "Nallıhan Yöresinde İğne Oyacılığı". Kültür Bakanlığı
Yayınları. 1961 - 1997.
Erbek, G. "Erkek Oyaları", I. Ulusal El Sanatları Sempozyumu Bildirileri.
DEÜ GSF 18. İzmir. 1984
|
|