Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

ÇOCUK KÖŞESİ

KANIMIZ VE YAŞANTIMIZDAKİ ÖNEMİ

Hazırlayan: Efrahim Halil
Öğretmen

KANIMIZ

Bütün canlılar yaşantılarını havanın oksijenini alarak ve beslenerek sürdürürler. Bitkilerin, hayvanların ve insanların canlı kalabilmeleri buna bağlıdır.

İnsan vücudu, sayısız ve çok küçük hücrelerden meydana gelmiştir. Bu hücrelerin canlı kalabilmeleri, büyümeleri ve çoğalmaları beslenme ile sağlanır.

İnsanlar, katı besinleri ağız yoluyla alırlar. Havadaki oksijen de çeşitli yollardan vücuda girer. Besinler, vücut içinde sindirilerek yararlı ve zararlı kısımlara ayrılır. Yararlı kısımların hücrelere ve zararlı kısımların boşaltım organlarına ulaştırılması, insan vücudunu sarmış olan bir sıvı ile sağlanır. Kırmızı renkli bu sıvının adı kan dır.

KANIN YAPISI

Bir yaralanma sonucunda derinin üzerinde akan kırmızı renkli sıvı kandır. Kan, iki kısımdan oluşmuştur: Kan sıvısı ve kan hücreleri.

Kan pıhtılaştığı zaman üstte renksiz bir sıvı görülür. Bu renksiz sıvının içinde alyuvar ve akyuvar adı verilen hücreler bulunur. Alyuvarlarda, kana kırmızı rengi veren hemoglobin maddesi vardır. Alyuvarlar, hemoglobin yardımıyla havanın oksijenini hücrelere taşır. Beslenme sonucunda meydana gelen karbondioksiti, solunumda dışarı atması için akciğerlere de taşır.

Sayısı daha az olan akyuvarlar ise beyaz küreciklerdir. Görevi, vücuda giren mikroplarla savaşarak onları yok etmektir.

KİRLİ VE TEMİZ KAN

Erimiş besinleri ve oksijeni iş görülen yerlere götüren kan, oradan aldığı karbondioksitlerle kirlenir. Akciğerlerle solunum yaptığımızda karbondioksit dışarı atılır ve vücuda oksijen alınır. Oksijen taşıyan ve açık kırmızı renkte olan kan, temiz kandır. Akciğere karbondioksit götüren ve rengi koyu kırmızı olan kan da, kirli kandır.

KAN GRUPLARI

Her insanın kan yapısı aynı değildir. Kanın sıvı kısmında bulunan A ve B harfleriyle adlandırılan iki madde vardır. Bu iki maddenin bulunuşuna veya bulunmayışına göre kan grupları belirtilmektedir.

Dört temel kan grubu A-B-AB-0 (sıfır) gruplarıdır.

Kanda RH (er - aş) denen ayrıca bir madde vardır. Bu madde her kanda bulunmaz. Bulunuyorsa er - aş pozitif, bulunmuyorsa er - aş negatif denerek kan grubu belirtilir. Kan kaybedenlere verilecek kan, aynı gruptan olmalıdır.

Kan grubumuzu bilirsek, kendi sağlığımızı korumuş olduğumuz gibi bir yakınımızın veya bir insanın hayatını da kurtarabiliriz.

KANIMIZIN YAŞANTIMIZDAKİ ÖNEMİ

İnsan vücudunun canlılığı, vücuttaki kan miktarına ve kanın temizliğine bağlıdır. Vücuttaki kan miktarının azalması ya da kandaki zararlı maddelerin çoğalması önlenmezse, insan yaşantısı sona erer. Birçok önemli hastalıkları iyileştirme sırasında, hasta vücuttaki kanın miktarı ve niteliği belirlenir. Ameliyatlarda hastaya kan verilmesi, yayın organlarında acele kan aranması, kanın insan yaşamında önemini göstermeye yeter.

Okulda ve evde çeşitli kazalar sonucunda meydana gelen kanamalarda hemen önlem almalıyız. Kanama, küçük bir kesikten sızma şeklinde ise, o yeri oksijenle temizleyerek temiz bir bezle sarmalıyız. Durdurulamayacak kadar fazla akış olan kanamalarda doktora başvurmalıyız.

KANIN VÜCUTTA DOLAŞIMI VE TEMİZLENMESİ

Besinler sindirildikten sonra, kana karışırlar. Kan, damar denilen ince borular içinde bütün vücudu dolaşır. Hareketini sağlayan organımız kalptir. Kalbimiz, akciğerlerimizin arasında ve sol taraftadır.

Kana hareket vermek kalbin görevidir. Sıkışma ve gevşeme hareketiyle saat gibi işler.

Kalpten kan götüren damarlara atardamar, kalbe kan getiren damarlara da toplardamar denir. Bu iki damar, birbirine kılcal damarlar denilen daha küçük damarlarla bağlanmışlardır.

Kirlenerek kalbe dönen kan, atardamarlarla akciğere gönderilir. Akciğerle solunum yaptığımızda, temizlenen kan toplardamarlarla tekrar kalbe döner. Akciğerle kalbimiz arasında çalışma yönünden bir uyum vardır.

Deney

Kısa bir koşu yapınız. Hem kalbinizin hızlı hızlı çarptığını, hem de soluk alıp vermenizin hızlandığını göreceksiniz.

Solunum hızlandıkça, kalbin hareketi de o oranda çoğalır.

Büyük Kan Dolaşımı:

Açık kırmızı renkteki temiz kan, atardamarlarla kalpten çıkar. Besinleri ve oksijeni gereken yerlere verdikten sonra, toplardamarlarla karbondioksitleri toplaya toplaya koyu renkli kirli kan olarak kalbe döner. Kanın bu dolaşımına büyük kan dolaşımı denir.

Küçük Kan Dolaşımı:

Bütün vücudu dolaştıktan sonra kirlenerek kalbe dönen kan, atardamarlarla akciğerlere giderek temizlenir. Buradan toplardamarlarla kalbe temiz kan olarak döner. Kalple akciğer arasındaki daha kısa dolaşıma da küçük kan dolaşımı denir.

NABIZ

Atardamarlar, kan basıncı yüzünden genişler ve daralır. Bu genişleme ve daralma sırasında meydana gelen vuruşa nabız denir. Nabız, kalbin atışını saptamaya yarar. Bileğimizin iç tarafına parmağımızı hafif bastırarak bu vuruşları sayabiliriz. Doktorlar kalp atışını, saate bakıp vuruş sayarak kontrol ederler.

AKCİĞERLERDE KANIN TEMİZLENMESİ

AKCİĞERLER

Kirli kanın temizlenmesi, akciğer denilen ve göğüs kafesi içinde bulunan organımız tarafından sağlanır. Sağ akciğer üç, sol akciğer iki parçadır. Üzerinde ince zardan bir örtü vardır. Göğüs boşluğunda bulunan diyafram, yassı bir kastan yapılmıştır. Diyaframın üst yüzeyine dayanan akciğerlerimizin üzerinde hava kesecikleri vardır.

SOLUNUM OLAYI

Havadaki oksijenin solunum organları yardımıyla kana geçmesi ve aynı yolla karbondioksitin vücudun dışına çıkması olayına solunum diyoruz. Burun, geniz, gırtlak, soluk borusu ve akciğerler solunum organlarıdır. Bu organların işleyişine solunum sistemi adı verilir.

Akciğere gelen temiz havadaki oksijen, hava keseciklerine dolunca, oralara kadar uzanan kılcal damarlara geçer. Kılcal damarlardaki karbondioksit de hava keseciklerine dolar. Soluk alırken oksijen girer, soluk verirken karbondioksit çıkar. Bu olay, dakikada ortalama olarak 16-18 kez tekrarlanır.

TEMİZ HAVANIN ÖNEMİ

Kapalı yerlerdeki hava çabuk kirlenir. Buralarda çok oturanlarda baş ağrısı, halsizlik görülür. bu hal, vücudun yeterince oksijen almadığını gösterir. Kapalı yerden açık havaya çıkıldığında, bir ferahlık duyulmasının nedeni vücuda oksijen alınmasıdır. Oksijen alan vücudun çalışması normale döner.

Kapalı yerlerde uzun süre kalmak yerine, temiz havada dolaşmaya alışmalıyız. Teneffüslerde dershanemizi havalandırmalıyız.

SOLUNUM YOLU İLE GEÇEN HASTALIKLAR

Soluk alma ve verme sırasında, insandan insana geçen hastalıkların en önemlisi veremdir. En çok akciğerde yerleşen verem mikrobu; halsizlik, terleme ve iştahsızlıkla kendini belli eder. Öksürük ve kan tükürme ile iyice anlaşılır.

Nezle; burun içindeki sümüksü zarın iltihaplanmasıdır. Bu hastalık da solunum yoluyla geçer. Önem verilmezse bazı hastalıklarla birleşerek tehlikeli olur. Kâğıt mendil kullanmakla nezleden daha kısa sürede kurtulabiliriz.

Büyük salgınlar yapan bulaşıcı bir diğer hastalık da griptir. Birden bire üşüme, titreme, ateş ve çeşitli ağrılar gribin belirtileridir. Özel bir ilâcı yoktur. Dinlenme ve iyi bakım ile çabuk atlatılır.

KANDAKİ ZARARLI MADDELER VE DIŞARI ATILMASI

Kan, erimiş besinleri ve oksijeni hücre denilen çok küçük odacıklara götürür. Bu besinler oksijen yardımıyla yanarak enerji meydana getirirler. Vücut, bir yandan enerji meydana getirirken, diğer yandan bu enerjiyi harcayarak iş yapar.

Besinler, hücrelerde yandıktan sonra artıklar bırakırlar. Bu artıklar su buharı, karbondioksit ve sidik denilen zararlı maddelerdir. Hücre bu maddeleri kana geri verir. Kandaki zararlı maddelerin dışarı atılması, böbreklerle derinin görevidir.

Deri, alt kısmındaki bezler yardımıyla vücudumuzun her yerinde, ter olarak bu maddeleri dışarı atar.
Böbreklerimiz, karın boşluğunun arkasında birbirine dönük, iki fasulyeye benzer. Hücrelerden kana geçmiş bulunan zararlı maddeler, böbrekler tarafından süzülür ve sidik torbasına alınır. Su ile sidik, böbrekler tarafından dışarı atılır. Böbreklere bu görevi sırasında deri, en büyük yardımcıdır.

DERİ VE BÖBREK SAĞLIĞI

Deri, teri gözle görülmeyen küçük deliklerden dışarı atar. Bu delikler tıkanırsa, deri görevini yapamaz. Sıcak su ve sabun ile sık sık yıkanan deri, çok iyi çalışır. Derinin fazla sıcaktan ve soğuktan korunması gerekir. Güneş ve deniz banyolarının da deri sağlığına yararı vardır. Böbreklerimizi korumak için bol bol su içmeliyiz. 

|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
773