Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

TARİHTEN İNCİLER

Emin Kadiroğlu- Öğretmen


OSMANLI TOKADI

Bu sayıdaki yazımızın başlığına bakarak ilk anda sakın irkilmeyin. Kararınızı yazının tamamını okuduktan sonra verirsiniz.
Osmanlı - Türk tarihi boyunca bir çok hazır cevap, halk tabiri ile okkalı sözler söyleyen sayısız diplomatlar gelip geçmiştir. Bunların bir kaç tanesini başlığımıza uygun olarak seçmeye çalıştık. Sohbetimize başka bir çeşni verir düşüncesiyle okuyucularımızla paylaşalım. Vereceğimiz örnekler bir nebze de olsa sizi de tatmin edecektir kanaatindeyim.
Sokullu Mehmet Paşa ile Venedik Elçisi Barbaro arasında geçen bir mülakat şöyledir: Kıbrıs’ın fethi esnasında Venedik Elçisi Barbaro memleketten çıkarılmayarak İstanbul’da bırakılmıştı. Venedik elçisi, Türk donanmasının 1571 senesinde İnebahtı’da yenilmesinden sonra Osmanlı Devleti’nin sulha taraftarlığını ve taviz verip vermeyeceğini anlamak istiyordu. Bir mülakat esnasında Sokullu’ya bu yenilgiyi alaylı bir şekilde hatırlatmaya kalkışmıştı.

Mehmet Paşa ise ona:
“İnebahtı savaşından sonra cesaretimizin kırılmadığını görüyorsunuz. Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden bir krallık yer (yani Kıbrıs’ı) alarak kolunuzu kestik.
Siz ise, donanmamızı yok etmekle sakalımızı traş etmiş oldunuz. Kesilmiş kol yerine gelmez ama, traş edilen sakal daha gür çıkar.” Cevabını vermiş, Venedik elçisinin alayını ağzında bırakmıştı.
Keçecizade Fuat Paşa’ya bir toplantıda İngiliz hariciye bakanı şöyle bir soru yöneltmişti:
Paşa! Girit adasını bize satar mısınız? Diye sorunca paşa tabi ki satarız dedi. Fiyat olarak ne istersiniz diye sorulunca da,
Fuat Paşa: “Aldığımız fiyata… cevabını yapıştırdı.

Girit adasının fethi, bir çok cephelerde de savaşıldığı için tam on yıl sürmüştü.
On yıl bizimle savaşmayı göze alabilecek misiniz? Anlamında okkalı bir cevap vermiş oldu.
Sözü fazla uzatmadan bir örnek de Kafkaslardan verelim:
Kafkas Kartalı diye anılan Şeyh Şamil, bir çok savaştan sonra bir ara Ruslara esir düşmüştü. Rus Çarı onun cesareti ve kahramanlığına hayran kalmış, bir ara ziyaretine gelmişti.
Bu arada kendisine iyi muamelede bulunduklarını göstermek için ziyafet hazırlamışlardı. Yemekte Şeyh Şamil’in tam karşısına bir Rus Generali oturmuştu. Günlerce, belki de haftalarca iyi yemek yüzü görmeyen, karnını doyurmaya çalışan Şamil’in karşısında oturan şişmanca Rus Generali bir ara masadakilere Şamil’i işaret ederek, şöyle söylendi:
Kartal o kadar acıkmış ki, neredeyse beni de yiyecek dedi.
Şamil bu sözü duyunca masadan doğrularak; kendisi Rusça bildiği halde yanındaki tercümana şöyle seslendi:

- Generale söyle, sakın hiç telaşlanmasın!
Zira ben Müslüman’ım! Domuz eti yemem!... deyince de, Rus General: Kartalın bu sözü bana bir “Osmanlı Tokadı” gibi geldi, demekten kendini alamadı.
İşte muhatapların yüreğine oturan, unutamayacakları okkalı sözler, Osmanlı Tokadının anlamı…
Hani usta aşçılar olanca hünerlerini ortaya koyarak yemeklerini çeşnilendirmek isterler ya, biz de yazımıza tarihe mal olmuş, hasımların unutamayacakları cinsten cevaplarla bir nevi çeşni vermek istedik. Özene bezene hazırlanmış yiyeceklerden istediğiniz kadar yiyebilirsiniz.

Ancak; siz siz olun! Sakın Osmanlı Tokadı yemeye kalkışmayın! Zira onun hazmı çok zordur. Kolay kolay unutulamaz, sindirilemez!...

Hoşça kalınız…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
131065