|
OSMANLI TOKADI
Bu sayıdaki yazımızın başlığına bakarak ilk anda sakın irkilmeyin.
Kararınızı yazının tamamını okuduktan sonra verirsiniz.
Osmanlı - Türk tarihi boyunca bir çok hazır cevap, halk tabiri ile
okkalı sözler söyleyen sayısız diplomatlar gelip geçmiştir. Bunların
bir kaç tanesini başlığımıza uygun olarak seçmeye çalıştık.
Sohbetimize başka bir çeşni verir düşüncesiyle okuyucularımızla
paylaşalım. Vereceğimiz örnekler bir nebze de olsa sizi de tatmin
edecektir kanaatindeyim.
Sokullu Mehmet Paşa ile Venedik Elçisi Barbaro arasında geçen bir
mülakat şöyledir: Kıbrıs’ın fethi esnasında Venedik Elçisi Barbaro
memleketten çıkarılmayarak İstanbul’da bırakılmıştı. Venedik elçisi,
Türk donanmasının 1571 senesinde İnebahtı’da yenilmesinden sonra
Osmanlı Devleti’nin sulha taraftarlığını ve taviz verip
vermeyeceğini anlamak istiyordu. Bir mülakat esnasında Sokullu’ya bu
yenilgiyi alaylı bir şekilde hatırlatmaya kalkışmıştı.
Mehmet Paşa ise ona:
“İnebahtı savaşından sonra cesaretimizin kırılmadığını görüyorsunuz.
Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden bir
krallık yer (yani Kıbrıs’ı) alarak kolunuzu kestik.
Siz ise, donanmamızı yok etmekle sakalımızı traş etmiş oldunuz.
Kesilmiş kol yerine gelmez ama, traş edilen sakal daha gür çıkar.”
Cevabını vermiş, Venedik elçisinin alayını ağzında bırakmıştı.
Keçecizade Fuat Paşa’ya bir toplantıda İngiliz hariciye bakanı şöyle
bir soru yöneltmişti:
Paşa! Girit adasını bize satar mısınız? Diye sorunca paşa tabi ki
satarız dedi. Fiyat olarak ne istersiniz diye sorulunca da,
Fuat Paşa: “Aldığımız fiyata… cevabını yapıştırdı.
Girit adasının fethi, bir çok cephelerde de savaşıldığı için tam on
yıl sürmüştü.
On yıl bizimle savaşmayı göze alabilecek misiniz? Anlamında okkalı
bir cevap vermiş oldu.
Sözü fazla uzatmadan bir örnek de Kafkaslardan verelim:
Kafkas Kartalı diye anılan Şeyh Şamil, bir çok savaştan sonra bir
ara Ruslara esir düşmüştü. Rus Çarı onun cesareti ve kahramanlığına
hayran kalmış, bir ara ziyaretine gelmişti.
Bu arada kendisine iyi muamelede bulunduklarını göstermek için
ziyafet hazırlamışlardı. Yemekte Şeyh Şamil’in tam karşısına bir Rus
Generali oturmuştu. Günlerce, belki de haftalarca iyi yemek yüzü
görmeyen, karnını doyurmaya çalışan Şamil’in karşısında oturan
şişmanca Rus Generali bir ara masadakilere Şamil’i işaret ederek,
şöyle söylendi:
Kartal o kadar acıkmış ki, neredeyse beni de yiyecek dedi.
Şamil bu sözü duyunca masadan doğrularak; kendisi Rusça bildiği
halde yanındaki tercümana şöyle seslendi:
- Generale söyle, sakın hiç telaşlanmasın!
Zira ben Müslüman’ım! Domuz eti yemem!... deyince de, Rus General:
Kartalın bu sözü bana bir “Osmanlı Tokadı” gibi geldi, demekten
kendini alamadı.
İşte muhatapların yüreğine oturan, unutamayacakları okkalı sözler,
Osmanlı Tokadının anlamı…
Hani usta aşçılar olanca hünerlerini ortaya koyarak yemeklerini
çeşnilendirmek isterler ya, biz de yazımıza tarihe mal olmuş,
hasımların unutamayacakları cinsten cevaplarla bir nevi çeşni vermek
istedik. Özene bezene hazırlanmış yiyeceklerden istediğiniz kadar
yiyebilirsiniz.
Ancak; siz siz olun! Sakın Osmanlı Tokadı yemeye kalkışmayın! Zira
onun hazmı çok zordur. Kolay kolay unutulamaz, sindirilemez!...
Hoşça kalınız…
|
|