|
Başbakan Yorgo Papandreu geçtiğimiz günlerde bakan yardımcıları,
bürokratlar ve milletvekillerinden oluşan kalabalık bir heyetle
Gümülcine’ye geldi. Rodop Valiliği’nde yaptığı konuşmasının büyük
bir bölümünü ekonomiye ayıran Başbakan, bölgenin sorunlarını iyi
bildiğini belirterek, bölgedeki iplik fabrikasının yeniden açılması
için 61 milyon Euro’luk kredi verileceğini belirtti. Tütüncünün
sorunlarını bildiğini de ifade eden Başbakan, onlara çözüm aramak
için burada olduğunu da vurguladı.
Ancak hepimizin merakla beklediği azınlığımızla ilgili açıklamaları
bu ziyarette Başbakan’dan duyamadık. Papandreu azınlık ile ilgili
yuvarlak cümleler kurarak önemli bir açıklamada bulunmadı. Yalnızca
yasalar önünde eşitliğe saygı göstereceklerini, çok kültürlülüğe
inandıklarını ve çok kültürlülüğün bölge için bir zenginlik olduğunu
dile getirdi.
Azınlıkla ilgili Başbakandan beklenen açıklamalar bu kez azınlık
eğitiminden de sorumlu olan Eğitim Bakanlığı Özel Sekreteri Thalia
Dragona’dan geldi. Azınlık eğitimini çok iyi bilen ve bu alanda
azınlığın kendisinden çok şey beklediği sayın Dragona, kendilerinin
anadili konusuna büyük bir hassasiyetle eğildiklerini ve anadilin
anaokullarına gireceğini belirtti. Kendisine “Hangi anadilleri”
şeklinde yöneltilen bir soruya da “Çocuğun annesiyle konuştuğu dil”
şeklinde cevap verdi. Dragona, anaokullarında çocuklara
anadillerinde eğitim verecek eğitimcilerin bu okullarda
görevlendirileceğini belirtti. Kendisine gazetecilerin yönelttiği
“Bu okullarda Türkçe, Pomakça, Çingenece mi eğitim verilecek”
şeklindeki soruya “Herhalde, haliyle” şeklinde cevap vermesi sanırım
kafamızdaki sorulara cevap niteliğindeydi.
Sayın Dragona’nın açıklamalarından çıkan sonuç ya da anlaşılan;
önümüzdeki eğitim ve öğretim yılında pilot uygulamaların yapılacağı
bazı anaokullarında Yunanca, Türkçe, Pomakça ve Çingenece eğitim
verilecek ve bu okullarda bu dilleri bilen öğretmenler
görevlendirilecek.
Lozan Antlaşması ve iki ülke arasında yapılan anlaşmalar gereği
azınlık okullarındaki eğitim dili Türkçe ve Yunanca’dır. Azınlığın
talepleri de bu yöndedir. Dolayısıyla ilkokullarımız, azınlık
ortaokulu ve liselerimizde olduğu gibi anaokullarımızda da eğitim
dili Türkçe ve Yunanca olmalıdır. Azınlığın talebi ve arzusu da bu
yöndedir. Kaldı ki azınlığımız temsilcileri bunu tüm yetkililere
defalarca gerek yazılı, gerekse sözlü olarak iletmişler ve bunun
mücadelesini vermişlerdir. Bunun aksi bir uygulama okullarda
başlatılırsa, azınlık eğitimi büyük bir darbe ve yara alacaktır.
Dileğimiz yetkililerin sağduyulu hareket ederek, azınlığın
taleplerini dikkate almaları.
Bir eğitim yılının daha sona erdiği bugünlerde tüm öğrenci ve
velilerini tatlı bir telaş aldı. Öğrenciler uzun bir tatil hayali
kurup karne heyecanı yaşarken, velileri de çocuğumu hangi okula
göndersem telaşı aldı. Ancak ben yazımı noktalarken velilerin
azınlık okullarını tercih etmelerinin doğru olacağına inandığımı
vurgulamak istiyorum. Her zaman dile getirdiğimi yine tekrarlamak
istiyorum; seçeceğimiz ilkokullar Azınlık İlkokulları, ortaokul ve
liseler de Azınlık Ortaokul ve Liseleri olmalıdır…
İlknur HALİL
|