|
Ekim ayında yüksek bir oy oranıyla iktidara gelen PASOK Partisi,
hükümeti kurar kurmaz Yunanistan’ı içinde bulunduğu ekonomik krizden
çıkarmak ve borç batağından kurtarmak için sert önlemler alma yoluna
gitti.
Kelimenin tam anlamıyla sıkışan Yunanistan, bu kez Avrupa’dan da
beklediğini bulamadı. Avrupa Birliği üyesi ülkelerden bazıları
Yunanistan’a yapılacak maddi yardıma belli şartları yerine getirdiği
takdirde sıcak bakarken, bazıları da buna kesinlikle karşı çıkıyor.
Avrupa Birliği içinde Yunanistan’a yardım tartışmaları sürerken,
Papandreu ve ekonomiden sorumlu danışmanlar ülkeyi içine düştüğü
ekonomik çıkmazdan kurtarmak için bazı sert önlemler aldı. PASOK
hükümetinin açıkladığı bu önlem paketi suları iyice bulandıracağa ve
can yakacağa benziyor.
Yıllardır rahatından ve huzurundan ödün vermeden yaşamaya alışmış
Yunan halkı tarafından bu önlemler büyük bir tepkiyle karşılandı.
Hükümet açıkladığı önlem paketleri ve vergilerle bütçe açığını
kapatmaya çalışırken, halk yeni uygulamalara karşı çıkıyor ve ülkede
eylemlerin ardı arkası kesilmiyor.
Yıllardır zaten ekonomik krizin içinde olan, tabir yerindeyse belini
bir türlü doğrultamayan azınlık insanı ülkedeki ekonomik krizden
nasıl etkilenecek?
Geçimini tarımla sağlayan azınlık insanının durumu ortada. Yıllardır
Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a sağladığı imkanlardan faydalanamamış
ve yalnızca tarımla geçimini sağlamış azınlık insanını bundan böyle
daha da zor günler bekliyor. Son yıllarda tütün ve diğer tarım
ürünlerindeki fiyat düşüşleri azınlık çiftçisini oldukça olumsuz
etkiledi. Tütüne verilen destek primlerinin 2010 yılından itibaren
yarıya düşürülecek olması bizi daha da zor günlerin beklediğini
gösteriyor. Başka alanlarda bir yatırımı olmayan, toprakları belli
birkaç ürün dışında başka ürüne elverişli ve yeterli olmayan azınlık
insanı daha bir ekonomik çıkmazın içine girecek.
Yıllardır Avrupa Birliği’nden sağlanan imkanlardan azınlık insanımız
da yararlanabilseydi bugün geldiğimiz nokta çok farklı olabilirdi.
Azınlığımız Avrupa Birliği sübvansiyonlarından yararlanmadı,
yararlanamadı. Bu imkanlar aynı ilde yaşayan çoğunluk halkına
sağlanırken azınlık insanına sağlanmadı. Örneğin Rodop iline Avrupa
Birliği’nden yapılan yardımlardan yalnızca yüzde üçlük gibi bir
bölümünün azınlık insanına verildiği tahmin ediliyor. Bu alanda
azınlık insanımıza kurum ve kuruluşlarımız tarafından da yeterince
yardım edildi mi, onların tarım dışında farklı alanlara yönlenmeleri
için kendilerine yol gösterilip teşvik edildi mi? Bugüne kadar
yapılan çok hatalar oldu. Ancak hala yapılabilecek çok şey var.
Kurum ve kuruluş temsilcilerimiz hazırlayacakları projelerle Avrupa
Birliği’nden de destek alarak gerek turizm, gerekse farklı alanlarda
yatırım yapabilirler ve buralarda bölge halkına iş imkanları
sağlayabilirler, farklı alanlara yatırım yapmaları için fizibilite
çalışmalarını yaparak halkı yönlendirebilirler.
Birkaç ay önce katıldığım bir etkinlik sonrası düzenlenen bir
kültürel gezide, Sakarya’nın küçük bir kasabası olan Taraklı
beldesini ziyaret ettim. Dağın başında bir köy olan Taraklı’da
belediyenin imkanları ve çalışmalarıyla küçücük kasaba tam bir
turizm cenneti olmuş. Bölgedeki evler restore edilerek pansiyon
durumuna getirilmiş. Kasabanın kadınları için belediyenin, sokakları
düzenleyerek açtığı atölyeler, kurduğu dokuma tezgahlarında, kurduğu
elişleri atölyelerinde, yöresel yiyeceklerin hazırlanıp paketlendiği
atölyelerde hem kadınlar çalışarak aile ekonomisine katkıda
bulunuyor, hem de bölgelerini ve bölgesel ürünlerini gelen
turistlere tanıtıyorlar.
Pek çok şey için geç kalındı ancak nereden başlanırsa kardır. Bundan
böyle azınlık çiftçisine ve gençlerine yol göstermek, tarım dışında
farklı alanlara yatırımlar yapılmasını sağlamak, farklı çıkış
yolları aramak herkesten önce seçmiş olduğumuz milletvekillerinin ve
kurum kuruluş temsilcilerimizin görevi olmalı. Bir yerlerden
başlamanın zamanı geldi ve geçiyor…
İlknur HALİL
|