|
Uzun süre gündemin ana konusu olan, değişik senaryoların üretildiği,
değişik yorumların yapıldığı bir seçim dönemi daha geride kaldı.
4 Ekim genel seçimleri PASOK Partisi’nin büyük zaferiyle
sonuçlanırken, ülke yeni bir döneme girdi. Yorgo Papandreu, belki
kendisinin bile önceden tahmin edemediği büyük bir zafer kazandı.
Gerçi seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırmaları PASOK Partisi’nin
bu seçimlerin galibi olacağını gösteriyordu ancak, aradaki farkın
yüzde 10’un üzerinde olacağını çoğu kimse tahmin edemiyordu. Kamuoyu
araştırmaları bile aradaki farkın yüzde 4 ile 6 arasında olacağını
gösterirken, PASOK Partisi aradaki farkı yüzde 10’un üzerine çıkardı
ve tek başına iktidar olarak 300 sandalyeli mecliste 160 sandalyenin
sahibi oldu. İki parti arasındaki bu fark, Yeni Demokrasi Partisi’ne
uzun dönem başkanlık yapan Karamanlis’in de siyasi arenadan
çekilmesine neden oldu.
Yeni Demokrasi Partisi’nin bu kadar ağır bir yenilgiye uğramasının
en önemli sebeplerinden biri, Yunanistan ekonomisinin kötüye gidişi
ve hükümet içinde yaşanan skandalların olduğu tahmin ediliyor.
Seçimlerin hemen ardından Karamanlis başbakanlıktan ayrılırken,
partisinin genel başkanlığından çekileceğini de açıkladı. Kostas
Karamanlis yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarının sorumluluğunu
üstlendiğini ve önümüzdeki günlerde yapılacak olan olağanüstü
kongrede genel başkanlığa aday olmayacağını belirtti.
Diğer yandan Yorgo Papandreu, zafer sarhoşluğunu üzerinden atıp işe
koyuldu ve hükümeti kısa sürede açıkladı. Sürekli değişimden yana
olan Papandreu, bu kararlılığı yeni kabine kurarken de gösterdi.
Bazı bakanlıkların ismi değiştirilirken bazıları da birleştirme
yoluna gidilerek azaltıldı. Bu arada Rodop ilinden ikinci sırada
milletvekili seçilen Yorgos Petalotis’e de Papandreu yeni kabinede
görev verdi. Petalotis yeni dönemde, Başbakana Bağlı Bakan
Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev yapacak. Petalotis’in,
yıllardır azınlıkla birlikte yaşayan ve azınlık sorunlarını iyi
bilen biri olarak sorunlarımızın çözümü için çalışacağına, azınlığın
ümitlerini boşa çıkarmayacağına inanmak istiyorum.
Gelelim seçimleri Batı Trakya Türk Azınlığı açısından
değerlendirmeye. Bu seçimlerde Batı Trakya Türk Azınlığı Rodop ve
İskeçe illerinden birer milletvekilini meclise gönderdi. Ciddi bir
oy potansiyeline sahip olan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın
seçimlerden büyük bir başarıyla çıktı denmesi için, bence üç
milletvekilini meclise göndermesi gerekirdi. Ancak olmadı. Ama yine
de azınlığımız bir başarı göstererek iktidar partisinden iki Türk
milletvekilini meclise gönderdi.
Seçim öncesi başlatılan “Türk’ün oyu Türk’e” kampanyası bu
seçimlerde de başarıya ulaşmış ve azınlık tercihini kendi
adaylarından yana kullanarak meclise iki Türk milletvekili
göndermiştir. Ancak İskeçe ve Gümülcine’de var olan yaklaşık 65- 70
bin azınlık oyundan bu seçimlerde 54 bin oy Türk adaylara
verilmiştir. Aradaki en az 10 bin olan oy nereye gitmiştir? Bu çok
ciddi bir rakamdır ve düşünülmesi gerekmektedir.
Burada seçmiş olduğumuz, büyük bir oy potansiyeli ve güvenle meclise
göndermiş olduğumuz iki milletvekilimize de önemli görevler düşüyor.
Tüm vaatlere rağmen azınlığın çözümlenmemiş milli kimlik, eğitim,
müftülük, vakıflar, 19. madde ve ekonomik sorunlarına çözüm
getirilmesi için milletvekillerimizin var güçleriyle çalışmaları
gerekiyor. Azınlığın sesini Atina’ya duyurmak, hükümete
sorunlarımızı ileterek çözüm aramak milletvekillerimizin en önemli
görevleri olmalı. Artık muhalefette değil, iktidarda iki
milletvekiline sahibiz. Bundan böyle önce azınlık milletvekillerini,
sonra da PASOK hükümetini çok iş bekliyor.
Daha güzel günleri paylaşabilmek dileğiyle.
İlknur HALİL
|