|
TUZÇUKÖY
Şehre yakın olması nedeniyle Rodop ilinin gözde köylerinden olan
Tuzçuköy (Kikidion), Gümülcine’nin kuzey doğusunda yer almaktadır.
Gümülcine merkeze 2 kilometre mesafede bulunan Tuzcuköy 150 hane
olup, nüfusu 600 civarındadır. Köyde oy kullananların sayısı 380
civarındadır.
Rivayete göre yüzyıllar önce köyün bulunduğu alanda, denizden
(tuzladan) getirilen tuzların saklandığı yer altı tuz depoları
varmış.
Osmanlı Türklerinin Batı Trakya’yı fethinden sonra 1600-1650 yılları
arasında Gümülcine’ye yerleştirilen Yörük Türklerinden bir kısmı,
buradaki hareketliliği görünce bölgeye iskan ederler. Alan, yapılan
evlerle köy haline gelir.
Yeni oluşan bu yerleşkeye tuz depolarına atfen, “Tuzçular” adı
verilir ki zamanla Tuzçuköy olarak telaffuz edilmeye başlanır.
Tuzçuköy, son yıllarda özellikle Rodop ili mahrumiyet bölgelerindeki
soydaşlarımızdan ciddi boyutlarda göç aldığı için nüfusu süratle
çoğalmıştır.
KÖYDE EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Köy ilkokulu (Vakıf Harmanı) olarak bildiğimiz alana köylünün de
rızası ile 1963-64 yıllarında Küçükköy (Kosmion) nahiyesi tarafından
yaptırılmıştır. Okulun inşasına köy halkı, işgücüyle katkıda
bulunmuştur.
Okul tek katlı olup iki dershanelidir, bir de öğretmen odası vardır.
Köyde son yıllarda dışarıdan alınan göçler nedeniyle öğrenci sayısı
katlandığından, zaman zaman üçüncü bir dershane ihtiyacı gündeme
gelmektedir.
Okulda 4 öğretmen, 26 öğrenciye eğitim vermektedir. Köy sakinleri,
şimdilerde geçmişten daha bir öğretime önem vermektedir. Geçmiş
yıllarda sadece medrese eğitimi
düşünülürken, son yıllarda diğer okullara giden öğrencilerin sayısı
kayda değer rakamlara ulaşmıştır.
2008-2009 eğitim-öğretim yılı itibariyle köyde orta, lise ve
üniversitelerde öğrenim gören öğrenci sayısı şöyledir:
Celal Bayar Azınlık Lise ve Ortaokulu’na devam eden öğrenci sayısı:
3
Gümülcine Medrese-i Hayriyesi’ne devam eden öğrenci sayısı: 9
Devlet ortaokullarına devam eden öğrenci sayısı: 9
Devlet liselerine devam eden öğrenci sayısı: 14
İki yıllık Yüksek Meslek Okuluna (I.E.K.) devam eden öğrenci sayısı:
2
Yunanistan üniversitelerine devam eden öğrenci sayısı: 4
Türkiye üniversitelerine devam eden öğrenci sayısı: 1
Köydeki Üniversite Mezunu Sayısı ve Meslekleri
Doktor: 1
Diş Hekimi:3
Elektrik Mühendisi: 1
Çevre Mühendisi: 1
ODTÜ İşletme Mezunu: 1
Sosyolog: 1
Eczacı: 1
Biyolog:1
Tekstil Mühendisi: 1
Turizm- Otelcilik Mezunu: 1
S.Ö.P.A. Mezunu: 1
KÖY CAMİİ
Köy camii 1912 yılında halkın çabalarıyla yapılmış, 1977 yılında da
ufak tefek tamirler geçirmiştir. Minaresi köy sakinlerinin ve hayır
sever soydaşlarımızın maddi katkılarıyla 2007 yılında
yaptırılmıştır.
Köyün nüfusu aldığı göçlerle arttığından köy camii bayram
namazlarında, cenaze ve mevlit günlerinde cemaati almamaktadır.
KÖYDE SAĞLIK HİZMETLERİ
Köyde Gümülcine Belediyesi tarafından 2003-2004 yıllarında
yaptırılmış bir sağlık ocağı vardır. Burada Çarşamba günleri
belediye doktoru halka hizmet vermektedir.
DELİ İBRAM ÇAYI EFSANESİ
Köyde öteden beri dillendirilen bir Deli İbram (İbrahim) efsanesi
vardır.
Adı üstünde bizim Deli İbrahim, kendi halinde biridir. Bir gün o
kadar çok yağmur yağmış ki, Kalfa köyü deresinden gelen sularda
boğulmuştur.
Bu boğulma olayının ardından, önceleri yüzeysel akan sular daha
sonra aktığı yerlerden kendine bir akış yatağı yapmasıyla oluşan
çaya “Deli İbram Çayı” adı verilmiştir.
Deli İbram çayının adı Yunancada “Trelohimaros” olarak
kullanılmaktadır.
KÖYDE YAŞATILAN GELENEK VE GÖRENEKLER
Batı Trakya Türk Azınlığı genelinde olduğu gibi bu köyümüzde de dini
ve milli değerlerimize saygı gösterilmekte, gelenek ve
göreneklerimiz özüne uygun bir şekilde yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Örneğin; Hıdrellez günü gençlerin köy meydanında toplanarak
kurdukları salıncaklarda gün boyu sallanmaları. Bazı hastalıkların
defi için yapılan ve dağıtılan 7 kızlar aşuresi gibi.
Ancak şu hususu ifade etmek isterim ki, bundan 15-20 yıl önce söz
konusu etkinlikler daha bir coşkulu kutlanırken, şimdilerde maalesef
gençlerimizin bizim olmayan, bizden olmayan, milli örf ve
adetlerimize tamamen aykırı olan, dini inancımızla hiç bağdaşmayan
taklitçiliklere özendikleri ve bizi başkalarından ayıran gelenek ve
göreneklerimize karşı kısmen de olsa ilgisiz kaldıkları
gözlemlenmektedir.
Bu gençlerimiz bilmelidirler ki, bizim gibi Azınlık olarak yaşayan
bir toplumun toplum olarak çoğunluk içinde varlığını devam
ettirebilmesi ancak ve ancak toplum fertlerinin; dinine, diline,
tarihine, kültürüne, gelenek ve göreneklerine bağlı kalmalarıyla
mümkün olur.
Örf ve adetler bir toplumu diğer toplumlardan farklılığını meydana
getiren manevi bir sınırdır.
KÖYÜN ARAZİ DURUMU VE GEÇİM KAYNAKLARI
Köyün yaklaşık 1.500 dünüm arazisi vardır.
Köy halkı geçimini tarımla sağlamaktadır. Köyün toprakları yeterli
yer altı sularına sahip değildir. Bu da doğal olarak köy ekonomisini
olumsuz yönde etkilemektedir.
Köyde ağırlıklı olarak; tütün, pamuk, buğday, arpa, biraz da mısır
ve ayçiçeği yetiştirilmektedir. Birkaç seneden beri küçük tarla
parçalarına zeytin fidanlarının da ekildiği gözlemlenmektedir.
Bunların geliri pek çok aileye yeterli olmadığından köy gençlerinin
bir kısmı sanayi bölgesinde, bir kısmı da iş buldukları inşaat
işlerinde çalışmaktadırlar.
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, bu
köyümüzde de önemli ölçüde hissedilmeye başlanmıştır.
KÖYÜN SORUNLARI
Tuzçuköy’ün en can alıcı sorunu mera (otlak) sorunudur. 1923’ten
günümüze kadar yapılan taksimatlar sonucunda bugün sıfırlanmış
duruma gelmiştir.
Önce, köye ayrılan 600 dönümlük otlak tarla olarak dağıtılmış, 79 -
80’lerde de söz konusu meranın yolu sürülmüştür.
Nihayet en son elimizde kalan ve köyün olmazsa olmazı olan 50
dönümlük otlak parçası namı diğer “Kaba” da, 2008 yılında sorgusuz
sualsiz Gümülcine Belediyesi tarafından Panthrakikos futbol takımına
devredilmesiyle bugün Tuzçuköy havasızlıktan patlama noktasına
gelmiştir.
Köyün diğer önemli bir sorunu da son yıllarda aldığı göçler
nedeniyle köyün inşaat sınırlarının daralması, yolların ihtiyacı
karşılayamaz duruma gelmesi ve köyün kanalizasyon teşkilatının
olmaması.
Köyün tarlaları iki çayın (Kasaba ve Deli İbram çayları) muhasarası
altındadır. Köylüler sular indiğinde tarlaları işleyebilmek için
çoğu kez hiç yere kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmaktadır.
Bu nedenle köy halkı hiç olmazsa “kanal” denilen kasaba çayına
ivedilikle bir köprünün yapılmasını istemektedir.
|
|