|
Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman devrinde Topkapı
Sarayı bahçesindeki ağaçlara -muhtemelen yemiş ağacı- bir çeşit
kemirgen cins karıncalar musallat olur.
Padişah, ağaçları çok sevdiği için bahçıvanlara bunların bakımına
azami ihtimam göstermelerini ister.
Ancak, ağaçlara üşüşen karıncaların gün geçtikçe çoğaldıklarını
görür ve ağaçların kurumalarından endişeye kapılınca devrin Şeyhül
İslamı - Din İşleri Başkanı olan Ebussuud Efendi’den iki mısralı bir
şiirle bir fetva talebinde bulunur.
Padişahın sorusu şöyledir:
“Drahta ziyan ederse karınca;
Günahı var mıdır anı kırınca?...”
Yani; Ağaçlara karıncalar zarar verirse, onları yok etmekte,
öldürmekte bir sakınca yani günah var mıdır? Diye sorar.
Ebussuud Efendi de padişah gibi şair olduğundan o da, ayni hece ve
kafiyeli iki mısralı bir şiirle fetvasını yazarak gönderir.
Fetva sözleri şöyledir:
“Yarın Hak’kın huzuruna varınca;
“Süleyman’dan hakkın alır karınca…”
Yani; Eğer onları yok etmeyi düşünürseniz, yarın Allah’ın huzuruna
varınca karıncalar sizden haklarını alırlar, cevabını verir.
Bu fetva üzerine padişah, karıncaları kırmaktan vazgeçer. Onların
başka bir yöntemle oradan uzaklaşmalarını sağlar.
Bu olay, ecdadımızın daha beş asır önce değil bir insan öldürmeyi,
bir karıncayı bile yok etmekten ne kadar çekindiğini gösteren tipik
bir örnektir.
Aynı zamanda, hem ağaçları korumada, hem de karınca gibi küçük bir
canlıyı korumadaki duyarlılıkları onların tabiata ve çevreye
verdikleri önemin canlı bir örneğidir.
Yazımızın kahramanı olan Kanuni’nin sağlık konusunda da söylediği şu
mısralar günümüze kadar gelmiş, atasözü niteliğini taşımaktadır:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”
Halkın gözünde devlet, yani padişah her varlığa, yetkiye, zenginliğe
sahip biri gibi görünür.
Halbuki bana sorarsanız, dünyada en büyük zenginlik, bir defa nefes
alıp verinceye kadar geçen sağlıklı zamandır.
Sohbetimizi biz de şu mısralarla noktalayalım:
“Dünyada ne var, sağlık kadardeğerli?
Arar onu hastalar, kıymetini bilmeli…”
Draht: Farsça’da ağaç, kütük.
|
|