|
Seramik Kursu Öğretmeni
Zeynep TEVFİKOĞLU:
“Kadınlarımızın bir kısmı belki ileride bu sanattan maddi gelir elde
edecek. Onları bir beceri sahibi yapmak çok önemli.”
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Öncelikle derginizde bize de yer ayırdığınız için çok teşekkür etmek
isterim.
Ben 1976 yılında Gümülcine’de doğdum. 2000 yılında İstanbul Mimar
Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik bölümünü kazandım.
Eğitimim boyunca bir çok eserim fakülte sergilerinde yer aldı. Bursa
Büyükşehir Belediyesi Anı Duvarı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi Oditoryum girişi çalışmalarına ve fakültenin açmış
olduğu takı tasarımı kurslarına katıldım. Bunun yanı sıra tatil
dönemlerinde gönüllü olarak İç Anadolu’daki Tepecik-Çiftlik Höyüğü
kazısını yakından takip ederek seramik eserleri restore ettim.
2004 yılında üniversiteden mezun olarak Batı Trakya’ya döndüm. 2008
yılı Şubat ayından bu yana çalışmalarımı Gümülcine Türk Gençler
Birliği’nde sürdürüyorum.
Batı Trakya’da seramik çalışması yapmaya nasıl ve ne zaman karar
verdiniz?
Ben okulumu tamamlayıp Batı Trakya’ya döndüğümde zaten kendime bir
atölye kurup çalışma yapacaktım. Tam atölyemi hazırlamaya
başlamışken Gümülcine Türk Gençler Birliği yönetiminden bana, bizim
çatımız altında bu çalışmaları gönüllü olarak yapar mısın diye bir
teklif geldi. Bende seve seve kabul ettim. Çünkü kendi kendine
yapmak ayrı, bu çalışmaları başkasına öğretmek ayrı bir şey. Bence
bunu başkalarına öğretmek çok daha zevkli ve mutluluk verici. Böyle
bir şeyi aslında hayal bile edemezdim. Çok mutluluk ve gurur verici
bir şey. Ben Gümülcine Türk Gençler Birliği’nde çalışmalara 2008
yılı Şubat ayında başladım. 18 öğrenci ile sıkı bir çalışma ile
Haziran ayında bir sergi açtık.
Öğrencileriniz hangi yaş gruplarında?
Benim öğrencilerim bayanlar ve genç kızlardan oluşuyor. Erkekler
neden biz gelemiyoruz dese de, biz kadınlarımızın bu tür çalışmalara
daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Kadınlarımızın bir kısmı
belki ileride bu sanattan maddi gelir elde edecek. Onları bir beceri
sahibi yapmak çok önemli.
Öğrencilerim 13 yaşından 50 yaşına kadar bir aralıkta diyebilirim.
Çünkü bir yaş sınırlamamız yok. İki grupta 20 öğrenci ile
çalışıyorum. Sabah ve akşam gurubu olarak. Haftada dört gün ikişer
saat çalışıyoruz. Ama bazen ben hiç eve gidemiyorum. Sabah
geliyorum, akşam dönüyorum. Saatler birbirine ekleniyor. Burada
zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
Seramikle uğraşmak sanırım oldukça zevkli.
Seramik çok zevkli fakat bir o kadar da sabır isteyen bir sanat.
Sevmeden ve sabırlı olmadan yapılacak
bir şey değil. Ama benim bütün öğrencilerim gerçekten bu işi
severek ve isteyerek yapıyorlar. Ben de severek onlara bütün
bildiklerimi aktarıyorum.
Burada ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Her çeşit süs eşyasını rahatlıkla burada yapabiliyoruz. Bunlar;
takı, vazo, abajur, kül tablası gibi süs eşyaları ve heykeller. Biz
daha çok elle şekillendirme ve artistik çalışmalar yapıyoruz.
Bir öğrenci önce bana projesini, ne yapmak istediğini anlatır. Ondan
sonra projemizi oluşturup çalışmalarımıza başlarız. Az önce de
dediğim gibi biz daha çok süs eşyası ve turistik yerlerde satılacak
eşyalar yapıyoruz.
Bir öğrenci veya seramikle uğraşan bir kişi ne kadar zamanda sergi
açacak duruma geliyor?
Seramik az önce de dile getirdiğim gibi sabır isteyen bir iş. Bir
eserin ortaya çıkması 3-4 ay gibi bir zamanı alıyor. Çünkü o eseri
önce oluşturmak gerekiyor. Sonra kendi kendine yavaş yavaş kuruması
gerekiyor. Daha sonra pişiriliyor, tekrar
pişiriliyor, tekrar rötuşlar yapılıyor. Sonra sırlanıyor ve yeniden
pişiriliyor. O yüzden uğraş isteyen bir iş. Bir yılda ancak iki ya
da üç iş yapılabiliyor.
Mesela bu yıl yeni gelen öğrencilerimiz oldu. Önce küçük işlerle
başladılar. Kül tablası gibi. Sürekli “Bu işi ne zaman alacağız”
diye soruyorlardı. Ben iki - üç ay sonra deyince şaşırıyorlardı.
Seramik sabır ve uğraş isteyen bir sanat. Ama zaten sanatın her dalı
böyle.
Ünlü seramikçiler bile ancak 4-5 yılda bir sergi açacak kadar eseri
oluşturuyorlar. Bir sergi açacak eser oluşturmak bir kişinin 4-5
yılını alabiliyor.
Bir çalışma nasıl oluşuyor, aşamalarını bize anlatır mısınız?
Bizim çeşitli hamurlarımız var. Yapacağımız esere göre hamurumuzu
seçip elle istediğimiz şekli veriyoruz. Eserimizi elle
şekillendiriyoruz. Diyelim ki bir heykel veya obje. Bunun belli bir
et kalınlığı olması gerekiyor. Eğer çok kalın olursa, kurumaz. O
yüzden çok da kalın olmamalı. Kendi kendine yavaş yavaş kuruması çok
önemli, hızlı kurursa çatlar. Kurumazsa fırında patlayabilir. Bu tür
ince detaylar çok önemli. Objemize şeklini verdikten sonra onu
poşetlere sarıp, her gün yavaş yavaş çıkararak güzelce kurumasını
sağlıyoruz. Ondan sonra gerekiyorsa rötuş yapıyoruz. Daha sonra
objenin ilk pişirimi dediğimiz “bisküvi pişirimini” yapıyoruz. Sonra
yine bir rötuş gerekiyorsa yapıyoruz, objeyi sırlıyoruz. Yine
pişiriyoruz ve sır üstü dekorunu yapıyoruz. Tabi gerekiyorsa. Son
olarak da dekor pişirimi dediğimiz üçüncü pişirimi yapıyoruz.
Böylece eserimiz ortaya çıkıyor.
Daha çok neler çalışıyorsunuz?
Az öncede dediğim gibi süs eşyası ağırlıklı olarak çalışıyoruz.
İmkanlarımız el verdiği ve öğrencilerimin istediği doğrultuda her
şeyi çalışıyoruz. Ama masa, sofra eşyası üretemeyiz. Onlar
endüstriyel çalışmalardır. Onların sırları, her şeyleri özel oluyor.
Burada yaptığımız bir şeyde yemek yiyemezsiziniz. Çünkü onlar özel
fabrikalarda üretiliyor. Biz süs ve dekor ağırlıklı eşyalar
yapıyoruz.
Sırlarımız, hamurlarımız tamamen artistik çalışmalara uygundur.
Malzemelerinizi nasıl ve nereden temin ediyorsunuz?
Bu biraz sıkıntı oluyor. Çünkü malzemelerimiz en yakın Selanik ve
İstanbul’da bulunabiliyor. Öğrenciler tek tek oralara
gidemeyecekleri için ben
zaman zaman Selanik veya İstanbul’a giderek malzemelerimizi temin
ediyorum. Bazen sipariş ile Atina’dan bile getirtiyoruz.
Ayrıca biz artistik çalıştığımız için ve öğrencilerim seramikle yeni
tanıştıkları için bize malzemenin en iyisi gerekiyor. Çalışması ve
işlemesi daha kolay oluyor. İyi malzeme de maalesef Selanik veya
İstanbul’da bulunuyor.
Çalışma ortamınız küçük, burası size çalışmalarınız için yeterli
oluyor mu?
Evet küçük ama 20 öğrenci için yeterli. Ben yaklaşık bir buçuk
yıldır bu çalışmaları yürütüyorum. Tam olarak çalışmalarımız
duyulmadı. Yavaş yavaş duyuluyor. Son dönemde bir çok kişi bana ben
de çalışmalara katılmak istiyorum diyor. Ben tek başıma 20’den fazla
öğrenci alamam. Onun için önümüzdeki yıl öğrenci seçmek zorunda
kalabiliriz. Çünkü öğrencilerim çok yeni, hepsiyle birebir
ilgilenmek gerekiyor. Bir öğrenci ancak 3-4 yıl sonra tek başına bir
çalışma yapabilir. O zamana kadar onu yalnız bırakamam. Onun için
ortamın küçüklüğünden çok benim yetiştireceğim öğrenci 20’yi geçmez.
Elinizdeki çalışma aletleri sizin için yeterli mi?
Kullandığımız aletlerin çoğu zaten benim öğrenciliğimden el
aletleri, bende var olan aletler. 10 kişiye rahatlıkla yetiyor. Onun
için pek sorun olmuyor. Biz zaten artistik çalışma yaptığımız için
çok rahat yetiyor. Bütün çalışmalarımız elle şekillendirilmiş işler.
Ben Gümülcine Türk Gençler Birliği çatısı altında çalışmaktan çok
memnunum. Atölyenin küçüklüğü ve aletlerimizin eksiklikleri veya
fırınımızın küçük olması beni çok rahatsız etmiyor. Güzel çalışmalar
çıkardıkça çok mutlu oluyorum. Tek problem öğrenciler arttıkça ben
nasıl yeterim. Bilmiyorum ama 3 yada 4 yılda öğrencilerimizi mezun
edip yerine yenilerini almak en akılcı çözüm olacak herhalde.
İki yıldır çalışmalarınızı yıl sonunda sergiliyorsunuz. Bu
sergilerin temaları neydi?
Geçen yılki sergimizin ismi “İlk İzler”di. Kızımın doğumu ile bana
böyle bir teklif geldi ve seramik çalışmalarına başladım. Derler ya
her bebek şansı ile doğar diye. Bende böyle bir çalışmaya başladım.
Hem bebeğimin ilk ayak izlerinin yer aldığı bir eser yaptık, hem de
bu izler öğrencilerimin seramik üzerindeki ilk izleriydi. O yüzden
sergimizin ismi “İlk İzler” oldu.
Bu yılki sergimizin ismi de “Silinmeyen İzler” oldu. Çünkü biz
seramik yapıyoruz. Bunu yaptıktan sonra silmeye çalışsanız da
silinmez. Ancak parçalamanız gerekir. O yüzden de ikinci sergimizin
ismi “Silinmeyen İzler” oldu. Bu yılki sergimiz bir yıllık bir
çalışmanın eseri. Geçen yılkine göre tabii ki daha kapsamlı ve güzel
oldu.
Bu yıl öğrencilerimin ve benim heyecanımız biraz daha farklı. Çünkü
yardıma muhtaç çocuklar yararına bir kermes düzenlenecekmiş. Bizde
eserlerimizin nerede ise yarısını o kermese bağışlayacağız. Hem
bizim için güzel bir tanıtım, hem de çok faydalı bir iş olacak. Çok
mutluyuz.
Sergide kaç eseriniz var?
Tam olarak bilemiyorum ama yaklaşık 150 eser var sanırım. Seramik
gerçekten çok uğraş isteyen bir sanat. Gerçi bütün sanatlar öyle.
Büyük bir emek gerekiyor.
Kendiniz hiç kişisel bir sergi açtınız mı?
Maalesef açamadım. Okul bitince buraya döndüm ve kısa zamanda
Gençler Birliği’ndeki çalışmalara başladım. Hiç eser yapmak için
fırsatım olmadı. Öğrenci iken yaptığım çalışmaların çoğu da okulda
kaldı. Elimde bir kaç eser var ama sayısı bir sergi açmak için
yeterli değil. İnşallah ileride bende çalışmalarıma ağırlık verip
güzel bir sergi açmak istiyorum.
Gelecekle ilgili diğer planlarınız neler?
Hedefim Batı Trakya’da bayanların seramik çalışmalarını sevip
tanımalarını, sonra da bundan gelir elde etmelerini sağlamak. Ayrıca
açmış olduğumuz bu sergileri İskeçe, Dedeağaç, daha sonra
Yunanistan’ın ve Balkanların değişik bölgelerinde açıp
bayanlarımızın da bir şeyler yapabildiğini herkese göstermek.
Seramik sanatını sevdirerek Batı Trakya’nın tanıtımını sağlamak.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Ben öncelikle başkanımız Sayın Adnan Selim’e desteklerinden dolayı
çok teşekkür ediyorum. Gümülcine Türk Gençler Birliği var olduğu
sürece burada olmaktan çok mutluluk ve gurur duyacağımı belirtmek
istiyorum.
Ayrıca da bugüne kadar hiç söyleyemediğim, beni her zaman
destekleyen ve bana güvenen aileme sonsuz teşekkürler...
|
|