Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

BİZİM KADINLARIMIZ -3-


Söyleşi: Sevil ŞERİFOĞLU

 



Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği
Kadın Aile ve Kültür Kolu Başkanı
Sevtap HİNT:


“… okutan anne projemizde 80 tane annemiz var. 8 tane de çocuğumuz var. Her on anne bir çocuğu okutuyor. Hepsi ayda 10 Euro veriyor. Her grupta iki tane sorumlu anne var. Bu çocuklarla onlar iletişime geçiyor, paraları onlar topluyor. Çocuğun sorunları ile onlar ilgileniyor.”



Sayın Sevtap Hint biz sizi aktif, çalışkan bir bayan olarak tanıyoruz ama okuyucularımızın da sizi tanımaları için bize biraz kendinizi anlatır mısınız?

1978 yılında İskeçe’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi İskeçe’de tamamladıktan sonra bir yıl Ankara’da TÖMER eğitimi aldım. Daha sonra Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandım ve 2001 yılı Şubat ayında mezun oldum. Aynı yıl Haziran ayında İskeçe Türk Birliği Kadınlar Kolu yönetimine seçildim. Orada dört yıl Kadınlar Kolu’nun sekreterliğini yaptım. Daha sonra Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği İskeçe şubesi açılınca orada hizmetlerde bulunmaya başladım. Bu şubeyi daha aktif, daha faal bir hale getirmek için 2005 yılında Kadın Aile ve Kültür Kolunu kurduk. Orada aktif olarak çalıştım, yönetiminde yer aldım. 2007 yılından bu yana da

Kadın Aile ve Kültür Kolu’nun Başkanlığını yürütüyorum.
Bir süre Batı Trakya Kadın Platformu’nun sözcülüğünü de yürüttünüz sanırım. Bize biraz Kadın Platformunu anlatır mısınız?

Batı Trakya Kadın Platformu’nun oluşumu 2007 yılına dayanıyor. Batı Trakya’da var olan kadın kolları ve derneğini bir araya getirip, Batı Trakya çapında yılda en az iki etkinlik gerçekleştirme fikri ile doğdu. Kısacası tüm kadınlarla birlikte daha çok kesime ulaşmak amacı ile kuruldu. Platformun ilk sözcülüğünü Pervin Hayrullah yaptı. Daha sonra bana geçti, 6 ay boyunca Platformun sözcülüğünü ben yaptım. Daha sonra 27 Nisan 2009 tarihinde görevi aramızda karar vererek Ayşe Galip’e devrettim. Sözcülük tam olarak seçim usulü ile değil, isteğe ve aramızdaki karara göre değişiyor. İstek ve öneri ile sözcümüzü belirliyoruz.

Batı Trakya Kadın Platformu her kadın kolu ve derneğinden bir temsilciden oluşuyor. Bu başkan da olabilir, yönetimdeki herhangi bir de. Yönetim tarafından seçilen bu kişi Platformun toplantılarına katılıp alınan kararları daha sonra kendi koluna bildiriyor.
Batı Trakya Kadın Platformu’nun sözcülüğünü yürüttüğünüz dönemde ne gibi faaliyetler gerçekleştirdiniz?

Batı Trakya Kadın Platformu olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar günü münasebetiyle 13 kadın kolu ve kadın derneğinin katılımı ile Yassıköy’de yaklaşık 1.500 bayanın katıldığı bir Kadınlar Günü kutlaması düzenledik. Çok ses getirdi, Batı Trakya’nın her köşesinden bayan bir araya geldi. Seçek’ten Karasu’ya kadar her yerden bayanlar bir arada eğlendi.
Yine 17-18 Mart tarihlerinde Gümülcine’de bir sergi ve bir panel düzenledik. Bu panele de Türkiye’den çok değerli bayanlar katıldı. TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın eşi Saime Toptan başkanlığında 20 kişilik bir bayan grubu geldi. Bu bayanların içinde sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, Azeri Prof. Hanım Halilova gibi çok değerli isimler de vardı. Konuklar bayanlarımıza, kadın hakları gibi çeşitli konularda çok değerli bilgiler verdiler. 17 Mart akşamı da Gümülcine’de Batı Trakya’ya ait yöresel kıyafetlerin sergilendiği bir sergi açtık. Etkinliğimiz ertesi gün düzenlenen panel ile devam etti. Çok iyi bir katılımla çok güzel geçti. Bundan başka etkinlik yapmadık.


Peki biraz da halen başkanlığını yürüttüğünüz Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Kadın Aile ve Kültür kolundan bahseder misiniz?


Kadın Aile ve Kültür Kolu, 2005 yılında kuruldu. 2007 yılından bu yana başkanlığını ben yürütüyorum. İlk kurulduğunda İskeçe’de çok önemli olduğuna inandığım, kan bağışı kampanyaları başladı. Gönüllü kan verenler Derneği (Agapi) ile kan bağışı kampanyalarına başladık. Bizim adımıza orada bir hesap açıldı. Kendi üyelerimizi ve azınlığımızı belli aralıklarla İskeçe’de kan vermeye davet ediyoruz. Hem kendi hesabımızı arttırıyoruz, hem de bize halktan gelen talepleri karşılıyoruz. Bu çok güzel bir şey. Acil kana ihtiyacı olan kişilere ve üyelerimize kan sıkıntıları olduğunda yardımcı oluyoruz. Çünkü kan eczaneden alınabilecek bir şey değil. Para ile satılan bir şey hiç değil. Acil durumlarda talepleri karşılıyoruz. Bu kampanyamız halen belli aralıklarla devam ediyor.
Yine o dönemde Kızıl Haç Derneği ile ortak faaliyetler düzenledik. Bayanlara 20 saatlik ilk yardım kursu düzenledik. Katılanlara kurs sonunda sertifika verildi. Bu etkinliklere devam etmeyi düşünüyoruz.
2007 Haziran ayında az giyilmiş iyi durumdaki kıyafetleri soydaşlarımızdan topladık, buna Gümülcine’den de destek geldi. Topladığımız kıyafetleri teslim etmek için İstanbul Kadın Koordinasyon Merkezi ile irtibata geçtik. O dönemde başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın eşi Özdeyiş Topbaş idi. Onunla irtibata geçtik. Onlara 25 koli iyi durumda kıyafet götürdük. Özdeyiş hanım bizimle bizzat kendi ilgilendi, bize Kadın Koordinasyon Merkezi’ni gezdirdi. Çok güzel işler yaptıklarını, buradan bayanların gidip oradaki seminerlere katılabileceğini söyledi. Ancak bu konuda şu ana kadar herhangi bir gelişme olmadı. Ama doğrusu bizde bunun fazla takipçisi olmadık.
Yine İstanbul Kadın Koordinasyon Merkezi’nde yaptıkları bazı el işleri ve çalışmaları bize kermesimiz için bağışta bulundular.
2007 yılı Temmuz ayında ilk defa düzenlediğimiz kermes çok başarılı oldu. Kermesten elde ettiğimiz gelirle 50 tane yardıma muhtaç çocuğu Ramazan ve Kurban bayramında çarşıya çıkartıp kendi beğendikleri kıyafetleri onlara bayram için aldık. İhtiyacı olan aileleri tespit edip, onlara erzak yardımında bulunduk.
2008 yılında yine bir kermes düzenledik. Bu kermesten sonra da yine 63 çocuğumuzu aynı şekilde bayramlarda giydirdik. Her yaş gurubundan çocuğumuz vardı. Yine erzak yardımında bulunduğumuz ailelerimiz oldu. Mustafçova bölgesinden zor durumda bir ailemiz vardı. Baba 38 yaşında kan kanseri hastası ve 3 yaşında ikiz çocukları vardı. Ailenin durumu gerçekten perişandı, ev kötü durumdaydı. Babaya hem kan tedarik ettik, hem de evi baştan aşağı yeniledik. Mobilyacı Hüseyin Bandak sağ olsun çok yardım etti. Tepeden tırnağa evin mobilyalarını yeniledik. Evin annesi yaşadığı duyguları anlatamadı. Sadece televizyonlarda gördüğü şeyin gerçek olduğunu görünce çok mutlu oldu, sevinçten konuşamadı.

Batı Trakya’daki kadınlarımızın sorunları neler sizce?

Kadınlarımızı yüksek tahsilli bayanlar ve ilkokuldan sonra tahsiline devam etmemiş bayanlar olarak ikiye ayırabiliriz.
Okumuş kesimde pek problem olduğuna inanmıyorum. Çünkü kendi çabaları ile bir şeyleri öğrenip bir yerlere geliyorlar. Sosyaller diyebilirim.
Ama diğer kesimden olan bayanlarımız evlerinde kalmışlar. Çocukla, eşiyle derken köy veya mahalle dışında fazla çevresi olmayan, fazla sosyalleşmemiş bayanlarımız var. Bir de bir çoğu balkan bölgesinden olduğu için, çoğu bayanın eşi burada yok. Yurt dışında çeşitli işlerde çalışıyor 4-5 ayda veya yılda bir geliyorlar evlerine. Kadınlar evde hem anne, hem baba, hem de evin her ihtiyacını kendi karşılayan insanlar olmaya başladılar. Bu kişiler zaten dışarıya gitmeye çok zaman bulamıyorlar. Bulsalar da kendilerine özgüvenleri fazla olmadığı için gittikleri yer mahalle ve yakın çevreden öte gitmiyor. Biz bu bayanlara ulaşmaya çalışıyoruz.
Ben ve arkadaşlarım bu bağlamda okutan anne projesini geliştirdik. Balkan kolunda maddi yetersizlikten kızlarını okutamayan aileleri tespit ettik. Bizde bu kız çocuklarının okul masraflarını biz karşılayalım da çocuklarımız okusun dedik. Bu yüzden de okutan anne projesini geliştirdik. Bayanlarımızla iletişime geçtik. Bayanlarımız bu tür bir şeyi seve seve yapacaklarını söylediler. Bu okutan anne projemizde 80 tane annemiz var. 8 tane de çocuğumuz var. Her on anne bir çocuğu okutuyor. Hepsi ayda 10 Euro veriyor. Her grupta iki tane sorumlu anne var. Bu çocuklarla iletişime onlar geçiyor, paraları onlar topluyor. Çocuğun sorunları ile onlar ilgileniyor. Çocuğa her ay 60 Euro veriliyor. Kalan para da diğer acil ihtiyaçları için toplanıp gerektiğinde harcanıyor. Amacımız hem eve kapalı kalmış kadınlarımızı ön plana çıkarıp sosyalleşmelerini sağlamak, hem de ihtiyacı olan çocuklarımıza yardım etmek. Bu çok güzel bir proje oldu. Çok iyi tepkiler alıyoruz. İlk 30 anne ile başladık, şu anda 80 annemiz var. Her geçen gün sayımız artıyor.
Ayrıca kadınlarımızın ilgiye ihtiyacı var. Bizim tabana inmemiz gerekiyor. Bizleri yüksek tahsilli olduğumuz için kendilerinden farklı görüyorlar. Bizlerle konuşmaya bazen çekiniyorlar. Bizim onlara gitmemiz gerekiyor. En güzel şey bayanlarımızla iletişime geçmek, birebir görüşmek. Onlar gelemiyorsa biz onların ayağına gideceğiz. Ancak o zaman bizimle iletişime geçebilirler.


Kadınlarımıza yönelik başka neler yapılabilir?

Her şeyden önce bütün bayanlarımızı psikologlarla görüştürmeliyiz. Çünkü hepimizin zaman zaman psikoloğa ihtiyacı oluyor. Muhakkak hepimizin psikolojik sorunları var. Bunu biliyoruz veya bilmiyoruz. Kabul ediyoruz veya etmiyoruz. Ama hepimizin zaman zaman psikoloğa ihtiyacı olur. Köylerdeki bayanlarımız hem kapalı bir toplumda yaşıyor, hem de çoğunun eşi yurt dışında o yüzden evin yükü, çocukların sorumluluğu her şey onlara bakıyor. Doğal olarak psikolojik sorun yaşayabilirler. Sorunlarını bazen yakınlarına anlatamadıkları olabilir. Çocukları ile ilgili veya büyüklerle ilgili çözemediği şeyler olabilir. Onun için muhakkak bayanlarımıza zaman zaman psikolojik destek verilmeli.


Merkezde yaşayan bir bayanla köydeki bir bayan arasındaki fark var mı sizce?


Merkezdeki bir bayan yapılacak bir etkinlikten veya çeşitli sosyal aktivitelerden daha çabuk haberdar oluyor. Çevresindeki insanların teşviki ve vesilesiyle daha çok katılabiliyor etkinliklere. Daha rahat sosyalleşebiliyor.
Köylerdeki bayanlarımız için ilk önce ulaşım problem oluyor. Daha sonra da balkan kolu için eşlerinin çoğu burada olmadığı için aile büyüklerine danışıp kararlar almak durumunda kalıyorlar. O yüzden çeşitli faaliyetlere katılmaları daha da güçleşiyor. Ova köylerindeki bayanlarda genelde aile büyükleri ile aynı bahçede yaşadıkları için onlara danışmadan kararlar alamıyorlar. O yüzden sosyalleşmeleri zorlaşıyor. Etkinliklere katılmaları güçleşiyor. Ama ova köylerinden Kırköyü’nde kurulan kadın kolu bence çok güzel bir adım. Yönetiminde de sadece Kırköyü değil, diğer ova köylerinden bayanlarda bulunuyor. Bu çok güzel bir gelişme. Umarım böyle girişimler balkan köylerinde de olur. Bunları her zaman desteklemeye hazırız.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
131064