Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

ARAŞTIRMA

 İLKNUR HALİL

 

BATI TRAKYA’DA KADIN OLMAK


Batı Trakya Türk Azınlığının çözüm bekleyen; eğitim, ekonomi, müftülük, etnik kimliğin tanınması gibi sorunlarının yanında, bugüne kadar pek dile getirilmemiş önemli bir sorunu da kadınlarımızın sorunlarıdır.
Batı Trakya’da Türk kadınlarının sorunları denince; her şeyden önce eğitim seviyesinin düşük olmasından kaynaklanan sorunlar, kadınların ekonomik özgürlüklerinin olmayışı, sağlık sorunları, erken yaşta evlilikten kaynaklanan çeşitli sorunlar, mülkiyet haklarından dolayı karşılaştıkları sorunlar, aile içi şiddet gibi sorunlar baş göstermektedir.

Ataerkil bir aile yapısına sahip olan Batı Trakya Türk toplumunda aile içinde kadın hep ikinci plana itilmiş, söz hakkı kendisine tanınmamıştır. Zaten toplumun büyük bir çoğunluğunun hatta %80’inin kırsal kesimde yaşamasından ve yıllardan beri uygulanan politikalardan dolayı Batı Trakya Türk Azınlığı adeta tecrit edilmişçesine kırsal kesimde; dünyadan hatta vatandaşı olduğu ülkeden, haklarından habersiz yıllarca sindirilmiş bir şekilde yaşamını sürdürmüş, haklarını arayamamış, haksızlıklar karşısında sesini duyuramamıştır. Batı Trakya bugün ekonomik bakımdan bir azgelişmiş topluluk özelliğini gösteriyor. Batı Trakya Türk toplumunun da sorunları az gelişmiş bir toplumun sorunlarıdır. Batı Trakya Türk kadınlarının sorunları, az gelişmiş ülke kadınlarının sorunlarına göre büyük bir farklılık göstermez. Kısaca Batı Trakya Türk halkının büyük bir çoğunluğu bugün az gelişmiş topluluk olmanın çilesini erkekli kadınlı bir arada çekiyor.

Batı Trakya’da bugün kadınlarımızın sorunlarının köküne inecek olursak eğitim yetersizliğiyle karşılaşırız.
Batı Trakya’da bugün önemli bir eğitim sorunu vardır. Ancak bu büyük sorun içinde kız çocuklarının eğitimi sorunu da ayrı ve önemli bir yer tutmaktadır. Kız çocukları için “Okuyup da ne olacak?” diye soran anne babaların bu soruya kendi yaşantılarında, kendi zihinlerinde bir cevap bulmaları gerekir. Aydınların, öğretmenlerin verecekleri cevapların nasıl etkisiz kaldığını yıllarca Batı Trakya’da gördük. Bugün Batı Trakya’da kız çocuklarının büyük bir kısmının eğitimi yalnızca ilkokulla sınırlı kalıyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor.

Eğitimleri ilkokulla sınırlanan genç kızlar, küçük yaşlarda evlenerek kendilerini çocuk denecek yaşlarda büyük bir yükün altında buluyorlar. Kadınlarımızda karşılaşılan sorunlardan biri ve sınıf farkıyla değişmeyeni, kocaların evlilik dışı ilişkileridir. Bu problemlerin yarattığı sıkıntılar karşısında en çaresiz durumda olanlar aşağı sınıfların kadınları olmakla beraber, yukarı sınıflarda görülen direnme, evlilik dışı ilişkiler kurmayı erkeğin olduğu kadar kadının da hakkı olarak tanıma ve bu hakkı kullanma, probleme gerçek bir çözüm getirmemektedir.
Son yıllarda Yunanistan çapında yapılan bir araştırmada, Yunanistan’da en fazla sinir hastalıklarının görüldüğü bölgenin Batı Trakya olduğu ve psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçları en fazla Batı Trakya’da yaşayan kadınların kullandığı tespit edilmiştir. Bu araştırma açıkça gösteriyor ki Batı Trakya’da kadınlar gerçekten önemli psikolojik sorunlar yaşıyor. Bu sorunların en başında başta da belirttiğimiz gibi ekonomik sıkıntılar, kadının ekonomik özgürlüğünün olmaması ve aile içinde yaşanan sıkıntılar ve onların bu sıkıntılara katlanmak zorunda olmaları gelmektedir.

Batı Trakya’da Kadının İşgücüne Katılması:
Kadın nüfusunun işgücüne katılma oranı Batı Trakya’da küçümsenecek bir oran değildir. Hatta erkeklerle aynı sayıdadır. Ancak yine başta da belirttiğimiz gibi Batı Trakya Türk toplumu ataerkil bir toplum olduğundan, gelir burada yine erkeğin eline geçer, yine onun gözetimi altındadır. Dolayısıyla kadının aile içinde yaşanan sorunlara ve olumsuzluklara boyun eğişi ve katlanması ekonomik yetersizlikten dolayıdır. Yani Batı Trakya’da ekonomik faaliyetlerde kadın işgücünün önemli bir yeri olduğu halde, üretime katılan kadınlarımızın gelişmiş ülkelerdeki çalışan kadınlardan bambaşka bir durumu vardır. Çalışırlar ama yine de modern anlamda ‘çalışan kadın’ sayılmazlar. Pazarlık gücünden, mali kontrol yetkisinden yoksundurlar. Bizde kadınların büyük çoğunluğu çalışır ama, çalışma hayatını seçmemiştir. Kendi tarlasında çalışanlar da, sadece ev işleriyle uğraşanlar da bu işleri yapmaya mahkum sayarlar kendilerini. Bu tür çalışma onların erkekleri karşısındaki durumlarında olsun, sosyal statülerinde olsun, önemli bir değişiklik meydana getirmez. Onun için de, çalışan, hele mecburiyet karşısında çalışan kadınlarımızın çoğu iş sahibi olmanın insana sağlayacağı mutluluktan yoksundurlar. Çevrelerinde hem çalışmadan yaşayabilen, hem de onların çok üstünde bir statü sağlayabilmiş olan kadınları gördükçe kendi emeklerine saygı duymaları azalır.
Batı Trakya’da aile içi şiddet de yine önemli bir sorundur. Pek çok aile ekonomik yetersizliklerden dolayı aynı evde aynı çatı altında anne – baba ve çocuklar hatta torunlar bir arada yaşamaktadır. Bu nedenle kuşak çatışmasından dolayı aile içinde yaşanan tartışmalar ve şiddet sıkça görülür. Ama nasıl birçok sürtüşmelere, anlaşmazlıklara rağmen evlilik bağı kopmuyorsa bu konudaki anlaşmazlık da çoğu zaman ailede büyük sarsıntılara yol açmadan giderilir. Daha doğrusu giderilmiş görünür. Çünkü sadece duruma katlanma söz konusudur burada.
Batı Trakya’da önemli bir eksiklik olarak gördüğümüz bir konu da kadın sığınma evlerinin bölgede olmaması. Kadınları üretken hale getirerek ekonomik özgürlüklerini kazanabilmeleri için kadınlarımıza yardımcı olabilecek kadın derneklerinin veya bunun gibi kuruluşların bulunmaması.
Kadınlarımızın içe kapanık olmaları ve Yunan dilini bilmemeleri onların tarım dışında başka bir alanda çalışmalarını da engellemektedir.

Mülkiyet Hakkı:
Son olarak Batı Trakya’da kadının mülkiyet hakkına da değinmek istiyorum. Yunanistan’da kanunlar mirasta kız evlat ile erkek evlada eşit haklar tanır. Bir miras bölüştürmesi davası mahkemeye intikal ettiği zaman kadın erkek ayırımı gözetilmez. Fakat şu bir gerçek ki, toprağın sahibi olan baba, çoğu zaman toprağında daha az hisseyi kız çocuğa bırakmak için tedbirini alır, oğluna ya da oğullarına toprağı bağışlayarak ölümünden önce bu sorunu halleder. Kız çocuklar için bu haksız işleme karşı koymak söz konusu değildir çünkü bu bir örf haline gelmiştir. Köy topluluğu içinde örfün dışına çıkmayı kabullenmek, kanuni hakları aramaktan zor olur.
Miras hukukunun memleket gerçekleri ile çelişmesinin örneklerinden biri olan bu durumun şehirlere bakarak köylerde daha çok yaygın olması, yalnız örf ve adet baskısına bağlanamaz. Kadastrosu yapılmamış topraklarda, toprak mülkiyetinin nasıl türlü entrikalarla el değiştirebileceğini uzmanlarımız devamlı dile getiriyorlar. Şehirlerde bu gibi olaylara daha az rastlanıyorsa, bu hem şehirli kadının veya kızın örf ve adet baskısından kurtulup hakkını arama imkanlarının fazlalığından, hem de kadastrosu yapılmış toprakların satış işlemlerinin resmi bir nitelik kazanmasının sözde satış yapacaklar üzerinde bir çekingenlik yaratmasından olabilir.

Ne kadastro işlerinin tamamlanması, ne de örf ve adetin değişmesi bu sorunu ortadan kaldıramaz. Önce babayı bu davranışa zorlayan koşulların değişmesi gerekir. Baba kızına daha az mal bırakırken, bunu kızına düşman olduğu için yapmaz. Yaşama koşulları onu bu harekete zorlar. Toprağın fazla bölünmesini istemez, bölünse de gelecek damadın o toprağa sahip çıkacağına güvenmez. Damat yabancıdır onun için. Kız çocuğa düşen miras, toprak yoluyla yeniden ve damat ailesine doğru parçalanacak. Hele küçük toprak sahipleri zaten yıllardır parçalana parçalana küçülmüş topraklarını korumak isterlerse ve bunun için de kanunların açıklarından yararlanırlarsa, biz onları kızlarına baskı yapıyorlar, onları evlattan saymıyorlar diye suçlayabilir miyiz? Nitekim taşınabilir malları olan ailelerin çoğu bunlardan bir kısmını kızlarına ayırırlar. İşin çok daha derindeki sebeplerine inmedikçe ve o sebepleri ortadan kaldırmadıkça kadının bu durumunda bir değişiklik beklenmemeli.

Bu bakımdan, tek başına bir toprak reformu uygulaması bile kadının kaderinde fazla bir değişiklik meydana getirmeyecektir. Bölgemizde sanayi geliştikçe, ekonomik kalkınma ile birlikte şehirleşme arttıkça, kırsal bölge – şehir ayırımı azaldıkça mülkiyet hakkı bakımından kadın – erkek eşitliğinin gerçekleşmesi de kolay olacaktır.

Sonuç olarak, “Kadın sorunu” gibi Batı Trakya’da kadınların sorunları da daha köklü toplum sorunlarına bağlıdır. Çözümleri de ancak genel çözüme bağlı olarak düşünülmelidir. Köklü dönüşümler her şeyi birden değiştirmez, değiştiremez. Ancak temel ilişkilerdeki değişmelerin zamanla değerler sistemini de değiştireceğine inanıyorum.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
131064