Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

ECDAD MİRASLARIMIZ -4-

Emin Kadiroğlu- Öğretmen


 ŞEHREKÜSTÜ CAMİİ (ALACA MESCİD)


ehreküstü Camii’ne geçmeden önce, Şehreküstü Mahallesi adının nereden geldiği hakkında bilgi vermek istiyorum.
Gümülcine şehrinin merkez ve en eski mahalleleri sayılan; Aşçı Hasan, Hacıkaragöz, Hacı İpekçi, Arifhane mahalleriyle Kır Mahalle arasında bulunan ve Orta Mezarlık diye anılan mevkiye, mezarlık çevresine küçük topluluklar yerleşir. Bu topluluklar zamanla ne merkez mahallelere, ne de Kır Mahalleye katılmadıkları, adeta diğer topluluklara küsmüşçesine ayrı durdukları için kurdukları mahalleye Şehreküsen –Şehreküstü Mahallesi adı verilir. Yıllar sonra bu topluluklar da çevre mahalleleriyle birleşir ancak mahallenin adı öylece kalır.
Bu küçük topluluklar orta mezarlığın kuzeybatısına ahşap bir mescit kurarlar. (70-80) yıl aralıklarla iki defa tamir gören bu yapı, 1901 yılında 3. tamiri ile birlikte direk üstüne ahşap bir minare ilavesiyle birde kitabeye kavuşur. Cemaat epey çoğalınca da daha önceleri kılınmayan Cuma ve Bayram namazları da kılınmaya başlanır.
Bugünkü mescit binasının adı 3. tamirden sonra Alaca Mescit olarak geçer. 2007 yılında da mahalle hayırseverleri tarafından, minare ve çatısıyla esaslı bir tamir geçirir.
Bugün bu mescidin adı, çoğunlukla Orta Mezarlık veya Şehreküstü Camii olarak anılır.


3. Tamirden sonra yazılan kitabesi şöyledir:

Yapılmış iptidasından Alaca Mescid bala,
İkinci tamiri de bir cesim suret müzeyyendi.
Üçüncü bu mesciddir temelden ettiler inşa,
Makamı dört yol ağzından akarsu çeşme yanında.
Yeni baştan yapıldı, hem güzel bu mescid-i şerif,
Müsellem hoş binasiyle ibadethanemiz yahu.
Muhammed ümmetiyiz biz şefaat isteriz her dem,
İbadethane Hamdi, masarif dilde takririm.
Nice yıl hem devir geçti ibadet ettiler Hak’a,
Okurdu hafız-ı Kur’an, gelirdi davudi sada.
Şereflendi cinan asa, bu elzem mü’mine zira,
Hemen bir abdest alıp, eday-ı farz edin icra.
Umum komşu delil oldu gerek ala gerek edna,
Ne devlet ehl-i imana müşerref olmada hala.
Budur maksudumuz zira müyesser eylesin Mevla,
Binüçyüzonsekiz tarih bu, mescid oldu ihya…
Sene: 1318 Hicri - 1901 Miladi


AÇIKLAMASI
İlkönce inşa edilen Alaca Mescit, yüksekçe idi. İkinci tamirinde daha büyücek, daha süslü, daha gösterişli biçimde oldu. Böylece üçüncü tamirinde ise temelden yeniden inşa edildi.
Yeri, dört yol ağzında, suyu devamlı akan çeşme yanında, yeni baştan yapılınca güzel bir mescit meydana geldi.

Herkes tarafından güzelliği ve sağlamlığı kabul edilen hoş bir ibadethanemize kavuştuğumuz için, Muhammed ümmeti olarak her dem peygamber efendimizden şefaat isteriz.
Kitabenin şairi Hamdi, ibadethane için yapılan masraflar için şöyle diyor: Bu kadar yıl ve devir geçti, Hak’ka ibadet ettiler, davudi sada ile hafızlar Kur’an okudular. Cennetler şereflendi, Mü’mine lazım olan genişlik ve huzur peyda oldu.
Bütün komşular elbirliği yaparak az veya çok yardımda bulundular.
Hemen siz de abdest alıp farzları eda edin.
İman sahiplerine ne büyük devlettir ki hala şeref olmada.
Zaten maksadımız da bu idi, kabul eylesin Mevla, duasıyla (Binüçyüz on sekiz) hicri senesi bu mescidin ihyasına tarih oldu…
Sene: 1318 Hicri - 1901 Miladi

Orta Mezarlığın tarihçesine de biraz değinelim.
Gümülcine şehrinin ortalarında olduğu için Orta Mezarlık diye anılan arazinin kuzey ve kuzeydoğu kesimleri mezarlık olarak kullanılıyordu. Hayli geniş takriben 15-20 dönüm bir arazi olduğu için büyük bir bölümü tarla olarak kiraya veriliyordu. Vakıflar idaresinin tasarrufunda olan bu kabristanlığa yerli yabancı, şehirli köylü, her kesimden Müslüman olan cenazeler serbest defnediliyordu.
Nitekim eski mezar taşlarında Narlıköy, Doğanca, Palazlı v.s. yerlerden buraya defnedilenlerin isimlerini okumuştuk. Bugün bile Şehreküstü Camii’nin haziresinde böyle kabir taşlarına rastlanır.
Bu geniş arazi üzerine 1951-52 yıllarında azınlığımızın ilk lisesi olan Celal Bayar Lisesi inşa ediliyor. İnşaat sonrası yapılan çevre ve yol düzenlemeleriyle Orta Mezarlık arazisi de ortadan kalkmış oldu.
Bu düzenlemeler sırasında eski mezar taşları toplanarak kimileri çukurlara dolduruluyor, bazıları ile de Şehreküstü Camii’nin haziresine bırakılan yaklaşık 1 dönüm kısmın çevresine duvar örülüyor. Ne hazin bir tablo değil mi?
Ne ulemadan, ne de ileri gelenlerden bu duruma herhangi bir tepki gelmiyor. Birileri çıkıp da, “Bu yaptığınız yanlıştır, ecdadın hatıralarına ve tarihe saygısızlıktır” demiyor.
Ne hikmettir bilinmez; hep kabahati başkalarında ararız, kendimizi suçlu görmeyiz. Azınlığa ilk lisenin yapılması çok önemli bir olay ancak; vakıf arazisine ait yerlere inşa edilen yapıların geleceği hakkında herhangi resmi bir muamele yapmak düşünülemiyor. Hal böyle olunca da bu durum zaman aşımına uğrayınca, Vakıflar İdaresi’nin de bu arazi üzerindeki tasarruf yetkisi kalkıyor.
Yukarıda zikredilen hazin duruma tepkimi dile getirmek için aşağıdaki şiirimi okuyucuların dikkatine sunuyorum…


NE ETTİK



Mezarlar, türbeler, hep birer binek taşı olmuş,
Sökülerek yerlerinden, duvarlara örülmüş.
Kimileri parça parça, bir kenara yığılmış;
Tarih kokan o eserler topraklara gömülmüş…

Etme figan ey bülbül! Sanki zehir var dilinde;
Yok mu hiç er acep, şu koskoca Urum elinde?...

Ey türbeler, ey şehitler, biz sizlere ne ettik?
Hece kültürümüz olan, bir san’atı yok ettik.
Ey dedem, ey ninem, ey gazim! Sizi nasıl çiğnettik?
Hani, Evlad-ı fatihan?... Heyhat! Size ne ettik?...

Ötme bülbül ötme, sanki zehir var şu dilinde;
Yok mu hiç er acep, şu koskoca Urum elinde?...



 

 ŞEHREKÜSTÜ CAMİİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
131065