|
ŞEHREKÜSTÜ CAMİİ (ALACA MESCİD)
ehreküstü Camii’ne geçmeden önce, Şehreküstü Mahallesi adının
nereden geldiği hakkında bilgi vermek istiyorum.
Gümülcine şehrinin merkez ve en eski mahalleleri sayılan; Aşçı
Hasan, Hacıkaragöz, Hacı İpekçi, Arifhane mahalleriyle Kır Mahalle
arasında bulunan ve Orta Mezarlık diye anılan mevkiye, mezarlık
çevresine küçük topluluklar yerleşir. Bu topluluklar zamanla ne
merkez mahallelere, ne de Kır Mahalleye katılmadıkları, adeta diğer
topluluklara küsmüşçesine ayrı durdukları için kurdukları mahalleye
Şehreküsen –Şehreküstü Mahallesi adı verilir. Yıllar sonra bu
topluluklar da çevre mahalleleriyle birleşir ancak mahallenin adı
öylece kalır.
Bu küçük topluluklar orta mezarlığın kuzeybatısına ahşap bir mescit
kurarlar. (70-80) yıl aralıklarla iki defa tamir gören bu yapı, 1901
yılında 3. tamiri ile birlikte direk üstüne ahşap bir minare
ilavesiyle birde kitabeye kavuşur. Cemaat epey çoğalınca da daha
önceleri kılınmayan Cuma ve Bayram namazları da kılınmaya başlanır.
Bugünkü mescit binasının adı 3. tamirden sonra Alaca Mescit olarak
geçer. 2007 yılında da mahalle hayırseverleri tarafından, minare ve
çatısıyla esaslı bir tamir geçirir.
Bugün bu mescidin adı, çoğunlukla Orta Mezarlık veya Şehreküstü
Camii olarak anılır.
3. Tamirden sonra yazılan kitabesi şöyledir:
Yapılmış iptidasından Alaca Mescid bala,
İkinci tamiri de bir cesim suret müzeyyendi.
Üçüncü bu mesciddir temelden ettiler inşa,
Makamı dört yol ağzından akarsu çeşme yanında.
Yeni baştan yapıldı, hem güzel bu mescid-i şerif,
Müsellem hoş binasiyle ibadethanemiz yahu.
Muhammed ümmetiyiz biz şefaat isteriz her dem,
İbadethane Hamdi, masarif dilde takririm.
Nice yıl hem devir geçti ibadet ettiler Hak’a,
Okurdu hafız-ı Kur’an, gelirdi davudi sada.
Şereflendi cinan asa, bu elzem mü’mine zira,
Hemen bir abdest alıp, eday-ı farz edin icra.
Umum komşu delil oldu gerek ala gerek edna,
Ne devlet ehl-i imana müşerref olmada hala.
Budur maksudumuz zira müyesser eylesin Mevla,
Binüçyüzonsekiz tarih bu, mescid oldu ihya…
Sene: 1318 Hicri - 1901 Miladi
AÇIKLAMASI
İlkönce inşa edilen Alaca Mescit, yüksekçe idi. İkinci tamirinde
daha büyücek, daha süslü, daha gösterişli biçimde oldu. Böylece
üçüncü tamirinde ise temelden yeniden inşa edildi.
Yeri, dört yol ağzında, suyu devamlı akan çeşme yanında, yeni baştan
yapılınca güzel bir mescit meydana geldi.
Herkes tarafından güzelliği ve sağlamlığı kabul edilen hoş bir
ibadethanemize kavuştuğumuz için, Muhammed ümmeti olarak her dem
peygamber efendimizden şefaat isteriz.
Kitabenin şairi Hamdi, ibadethane için yapılan masraflar için şöyle
diyor: Bu kadar yıl ve devir geçti, Hak’ka ibadet ettiler, davudi
sada ile hafızlar Kur’an okudular. Cennetler şereflendi, Mü’mine
lazım olan genişlik ve huzur peyda oldu.
Bütün komşular elbirliği yaparak az veya çok yardımda bulundular.
Hemen siz de abdest alıp farzları eda edin.
İman sahiplerine ne büyük devlettir ki hala şeref olmada.
Zaten maksadımız da bu idi, kabul eylesin Mevla, duasıyla (Binüçyüz
on sekiz) hicri senesi bu mescidin ihyasına tarih oldu…
Sene: 1318 Hicri - 1901 Miladi
Orta Mezarlığın tarihçesine de biraz değinelim.
Gümülcine şehrinin ortalarında olduğu için Orta Mezarlık diye anılan
arazinin kuzey ve kuzeydoğu kesimleri mezarlık olarak
kullanılıyordu. Hayli geniş takriben 15-20 dönüm bir arazi olduğu
için büyük bir bölümü tarla olarak kiraya veriliyordu. Vakıflar
idaresinin tasarrufunda olan bu kabristanlığa yerli yabancı, şehirli
köylü, her kesimden Müslüman olan cenazeler serbest defnediliyordu.
Nitekim eski mezar taşlarında Narlıköy, Doğanca, Palazlı v.s.
yerlerden buraya defnedilenlerin isimlerini okumuştuk. Bugün bile
Şehreküstü Camii’nin haziresinde böyle kabir taşlarına rastlanır.
Bu geniş arazi üzerine 1951-52 yıllarında azınlığımızın ilk lisesi
olan Celal Bayar Lisesi inşa ediliyor. İnşaat sonrası yapılan çevre
ve yol düzenlemeleriyle Orta Mezarlık arazisi de ortadan kalkmış
oldu.
Bu düzenlemeler sırasında eski mezar taşları toplanarak kimileri
çukurlara dolduruluyor, bazıları ile de Şehreküstü Camii’nin
haziresine bırakılan yaklaşık 1 dönüm kısmın çevresine duvar
örülüyor. Ne hazin bir tablo değil mi?
Ne ulemadan, ne de ileri gelenlerden bu duruma herhangi bir tepki
gelmiyor. Birileri çıkıp da, “Bu yaptığınız yanlıştır, ecdadın
hatıralarına ve tarihe saygısızlıktır” demiyor.
Ne hikmettir bilinmez; hep kabahati başkalarında ararız, kendimizi
suçlu görmeyiz. Azınlığa ilk lisenin yapılması çok önemli bir olay
ancak; vakıf arazisine ait yerlere inşa edilen yapıların geleceği
hakkında herhangi resmi bir muamele yapmak düşünülemiyor. Hal böyle
olunca da bu durum zaman aşımına uğrayınca, Vakıflar İdaresi’nin de
bu arazi üzerindeki tasarruf yetkisi kalkıyor.
Yukarıda zikredilen hazin duruma tepkimi dile getirmek için
aşağıdaki şiirimi okuyucuların dikkatine sunuyorum…
NE ETTİK
Mezarlar, türbeler, hep birer binek taşı olmuş,
Sökülerek yerlerinden, duvarlara örülmüş.
Kimileri parça parça, bir kenara yığılmış;
Tarih kokan o eserler topraklara gömülmüş…
Etme figan ey bülbül! Sanki zehir var dilinde;
Yok mu hiç er acep, şu koskoca Urum elinde?...
Ey türbeler, ey şehitler, biz sizlere ne ettik?
Hece kültürümüz olan, bir san’atı yok ettik.
Ey dedem, ey ninem, ey gazim! Sizi nasıl çiğnettik?
Hani, Evlad-ı fatihan?... Heyhat! Size ne ettik?...
Ötme bülbül ötme, sanki zehir var şu dilinde;
Yok mu hiç er acep, şu koskoca Urum elinde?...
|

|