|
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın tarihindeki önemli dönüm
noktalarından biri olan 29 Ocak 1988’in 21. yıldönümü, Batı
Trakya’da ve Batı Trakyalıların yaşadığı diğer ülkelerde düzenlenen
etkinliklerle anıldı.
Hatırlanacağı üzere; 80’li yıllar azınlık için gerçekten zor
yıllardı. 1974 yılında Yunanistan’da Cunta dönemi sona ermesine
rağmen, Batı Trakya Türk Azınlığı’na uygulanan politikada bir
değişiklik olmadı. Bırakın değişikliği o dönemde azınlığa uygulanan
baskılar arttı, sadece azınlık haklarımız değil, en doğal
vatandaşlık haklarımız bile bizlere çok görüldü. Azınlık, uygulanan
baskılar altında hergün biraz daha ezildi.
80’li yıllar azınlığın evini tamir edemediği, gayrimenkul alamadığı,
ekonomik baskılar altında ezildiği ve dolayısıyla iş bulabilmek için
Avrupa’nın başka şehirlerine büyük bir göç dalgasının yaşandığı,
kimliğinin inkar edildiği, eğitimin ilkokulla sınırlandığı ve eğitim
için yurtdışına yine göçlerin yaşandığı yıllardı. Türkiye’ye öğrenim
için gitmiş öğrenciler 80’li yılların sonunda eğitimlerini
tamamlayıp Yunanistan’a döndüklerinde bu kez diplomalarının
tanınmama sorunuyla karşı karşıya kaldılar.
Tüm bu zorluklar karşısında sessiz duran, kadere boyun eğen Batı
Trakya Türk Azınlığı, etnik kimliğinin de inkar edilmesiyle
kendinden beklenmedik bir şekilde ayaklanarak adeta kükredi ve artık
sessiz kalmayacağını dünyaya haykırdı.
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın tek yürek olup kimliğini haykırmak
için yollara dökülmesine neden olan ve bardağı taşıran son olay,
derneklerimizin kapatılma kararı oldu. Uzun yıllardan bu yana
faaliyet gösteren derneklerimize isimlerinde ‘Türk’ sözcüğü olduğu
gerekçesiyle kapatılma davaları açıldı. Derneklerimiz aleyhine
açılan bu davalar, 1987 yılı sonlarında sonuçlandı ve
kuruluşlarımıza kapatma kararı çıktı. Gerekçe olarak da derneklerin
isminde bulunan ‘Türk’ sözcüğünün bölgede kargaşaya yol açabileceği
ve yanlış anlaşılmalara neden olabileceği gösterildi. Bunun üzerine
azınlık ileri gelenleri, belirledikleri 29 Ocak tarihinde bir
yürüyüş eylemi yapılmasına karar verdiler ve bu karar doğrultusunda
29 Ocak sabahı binlerce Batı Trakya Türkü kendinden beklenmeyen
ölçüde bir tepki gösterdi. Bu büyük eylem ancak polis gücüyle
durdurulabildi ama azınlık her şeye rağmen dünyaya sesini duyurmayı
başarabildi.
Bugün Batı Trakya Türk Azınlığı bir nebze olsun rahatlamış,
vatandaşlık haklarına kavuşmuşsa bunda 29 Ocak 1988’de verilmiş
mücadelenin rolü büyüktür.
29 Ocak 1988’den iki yıl sonra 29 Ocak 1990 tarihinde hoşgörüden
nasibini alamamış ırkçı kesim, bu kez planlı bir şekilde Batı Trakya
Türklerine saldırarak Batı Trakya Türk Azınlığı’na maddi manevi
büyük zararlar verdi. Bu olay, Yunanistan için bir kara leke olarak
tarihe geçecektir.
29 Ocak 1988’in ardından yirmi yıl geçti. Bugün gelinen nokta nedir?
Bu yirmi yılda Batı Trakya Türklerine vatandaşlık hakları verilmiş
olmasına rağmen, azınlık haklarının bırakın verilmesini var
olanların bile elimizden kayıp gittiğini görmek insana son derece
acı veriyor. Bugün hala etnik kimliğimiz inkar ediliyor. Müftülük ve
vakıflar hala işgal altında. Geçtiğimiz günlerde 240 imam maaşa
bağlanarak devlet memuru statüsüyle camilerimize yönetim tarafından
tayin edildi. Eğitimde durum içler acısı…
Görüldüğü gibi aradan geçen onca yıla rağmen sorunlarımızda değişen
bir şey yok. Azınlık hakları hergün biraz daha tahribata uğruyor.
Hergün biraz daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Aradan geçen 20
yılın pek bir şey değiştirmediğini görmek insanı hayal kırıklığına
uğratıyor.
Azınlık haklarımıza kavuşabilmek için hukuk kuralları çerçevesinde,
demokratik eylemlerle sesimizi duyurmalı, sorunlarımızı sık sık dile
getirerek yetkililerden bu duruma çözüm bulmalarını istemeliyiz. Tüm
azınlığın davasına sahip çıkması, bu uğurda mücadele vermesi
gerekmektedir. Unutmayalım ki birlikte hareket edersek, tek yürek,
tek yumruk olabilirsek başarıya ulaşmamız her zaman daha kolay
olacaktır.
İlknur HALİL
|