|
NEREDE O ESKİ GÜNLER …….
Bazen bir an gelir, yılların ağırlığını üstünüzde hissedersiniz.
Büyük bir ciddiyetle yaptığınız iş anlamsızlaşır, içinde
bulunduğunuz ortam size fevkalade sıkıcı görünmeye başlar. “Nerede o
eski günler” sorusunu sorarsınız kendinize....
Mehtabın ışıkları denizin durgun yüzeyinde tatlı parıltılar
yaratırken siz geçmişin güzelliklerine dalar, anılar filmini
seyreder gözleriniz… Bir an binası yıkılmış belki de yok olmuş
okulunuzun sınıfında dolaşır ayaklarınız. Yıpranmış sıradaki yıllar
önce tükenmez kalemle yazdığınız aşk tümceleri dikkatinizi çeker.
Gülümsersiniz farkına varmadan. Yaşamınızdan silinmiş, isimleri
unutulmuş bir çok kişi geçer gözlerinizin önünden ardı ardına...
Birkaç damla gözyaşını hisseder yanaklarınız… İçinizi çekerek
“nerede o eski günler” sorusunu sorarsınız kendinize....
Denizin üstünde sarı renkli bir tepsi gibi göğe yükselen ayı
seyrederken, mehtabın ışıkları altında tatlı bir rüyadan uyanır
gerçeğe dönersiniz bir an. Bir şey dikkatinizi çeker, nedense hep
geçmişin güzel anıları yaşar belleklerde. Yaşanmış güzellikler
anlatılır her zaman kahvehane köşelerinde, dost sohbetlerinde….
Geçmişin bayramı anlatılır televizyonlarda. “Nerede o eski
bayramlar” sorusunu sorar sunucular… Büyükler “Biz çocukluğumuzda ne
güzel oyunlar oynardık, şimdiki çocuklar oyun oynamasını
bilmiyorlar” derler her zaman. “Bizim zamanımızda gençlik böyle
değildi” diye başlarlar nasihatlerine...
Hatta eski futbolcular bile çoğu zaman nerede o eski futbol, o eski
muhteşem futbolcular diye ahkam keserler televizyonlardaki spor
programlarında.
Bilmiyorum belki eskiyi
abartıyoruz, belki de yaşadığımız anın kıymetini bilmediğimizden
eskiye özlem duyuyoruz. Kaybettiklerimizi arıyoruz geçmişin
anılarında gelecekte de bu günleri arayacağımız gibi…..
Büyük düşünür Eflatuna sorarlar;
İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?
Eflatun der ki:
“Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler.
Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler.
Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar.
Sonuçta, ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar.
Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler”.
|