|
EKONOMİK KRİZ!
Batı Trakya ekonomik krizin neresinde?
Belli bir süreden beri küresel olarak kıpırdamaya başlayan ve
dünyada olduğu gibi ülkemizde de depremler oluşturan ekonomik bir
krizin içindeyiz.
Ülkemizi bir çok yönden etkilemekte olan ve asıl etkileri bundan
sonra ortaya çıkacak olan bu sendrom bölge halkını şimdilik ne kadar
etkiledi, bölge ekonomisinin can damarını oluşturan çiftçi ve esnaf
bu krizden nasıl etkilendi? Bunların cevabını almak ve Batı
Trakya’nın ekonomik krizin neresinde olduğunu tespit edebilmek için
araştırdık, pek çok kişiyle konuştuk. Değişik meslek gruplarından
konuştuğumuz kişilerden bazılarının söylediklerini, görüşlerini de
sizlerle paylaşarak Batı Trakya’da var olan ekonomik krizin
fotoğrafını sizlere aktarmaya çalıştık.
Krizi tespit ederken de bu krizi nasıl aşabiliriz, uzun vadede
etkilenmemek için nasıl önlemler alabiliriz sorularına cevaplar
aradık.
Araştırmamız sırasında gerek görüşlerine başvurduğumuz kişilerden,
gerekse gözlemlerimizden çıkardığımız sonuç, Batı Trakya Türk
Azınlığı’nın son birkaç yıldır ekonomik bir krizin içinde olduğu.
Dünyadaki ekonomik krizin etkilerinin ise yavaş yavaş bölgemizde
görülmeye başlandığı yönünde oldu.
Batı Trakya Türk Azınlığı bilindiği gibi bir tarım toplumu. Halkın
büyük bir çoğunluğu da tütünle geçimini sağlamakta. Son birkaç
yıldır tütün fiyatlarında yaşanan büyük düşüş ve ardından Avrupa
Birliği tarafından tütüne verilen destek primlerinin kademeli olarak
kesilmeye başlanması, 2009 yılından sonra yüzde 50’sinin ve 2013
yılından sonra da tamamının kesilecek olması, tütün üretiminin
azalmaya başlaması ekonomiye ağır darbe indirdi.
Bunun yanında pamuk, mısır, buğday gibi bölge halkının ürettiği
diğer ürünlerin fiyatlarında da yaşanan düşüşler, bölgede birkaç yıl
önce büyük bir ekonomik krizi zaten başlattı.
Tarımda yaşanan olumsuzluklardan etkilenen bölge halkı son yıllarda
farklı alanlara kaymaya başladı. Özellikle İskeçe bölgesinde
gençlerin büyük bir kısmı bölge fabrikalarında yada yurtdışında işçi
olarak çalışmaya başladı. Ancak fabrikalar son günlerde işçi
saatlerini düşürünce bölgede krizin etkileri iyice hissedilmeye
başlandı.
İbrahim Hasan
İş adamı – Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi
(Beyaz eşya mağazası sahibi)
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz bizim bölgemize geldi mi, krizin
etkileri bizde görülmeye başladı mı?
Son global krizin etkileri henüz Yunanistan’a gelmiş değil bana
göre. Toplumumuz zaten tarım toplumu olduğu için son yıllarda
tütünde yaşanan olumsuzluklar ve primlerin kesilme durumu yüzünden
bu kriz hissedilmeye başlanmıştı bölgemizde. Asıl krizin yansımaları
2009’da daha da hissedilecek.
Bunun için önerim, bütün toplumun kendini tasarrufa yöneltmesi. İyi
bir tasarruf planı ile bu krizi atlatacağımıza inanıyorum.
Bu büyük kriz bölgemize ulaştığında burada sizce neler olur?
Biz iş adamları olarak, öngördüğümüz kadarıyla bölgemizde işsizlik
artacak. Fabrikalar geçen yılın son ayında işçi çıkarmalarına
başladılar. Bu yıl da bu devam edecek. Kapanacak fabrikalar
olabilir. Buda bölgemizdeki işsizliği arttıracak. 2009 yılı zor
olacak gibi görünüyor. Ama iktisatçılar ticaret alanında 2009’un
ikinci altı ayında hareketliliğin başlayacağını, 2010’da her şeyin
daha iyiye gideceğini belirtiyorlar.
Şu an var olan kriz sizce hangi kesimi daha çok etkiledi?
Şu anda küçük esnaf, tütüncü ve işçi kesimi bu krizden en fazla
etkilendi.
Sizin satışlarınızda düşüş var mı?
Tüketim şu anda ihtiyaç maddelerine yönelmiş durumda. Elektronik
eşyalarda da ancak bozulursa yenisi alınıyor, uygun fiyatlar
aranıyor.
Şu anda bölgemizde %50 oranında satışlarda bir düşüş söz konusu.
Bunu atlatılabilecek bir kriz olarak görüyorum. 2010’da piyasanın
düzeleceğine inanıyorum.
Hayriye Hacıhalil
Esnaf (Çocuk giyim mağazası sahibi)
Ekonomik kriz sizce bizim bölgemizde hissedildi mi?
Bizde kriz Rusların bölgemize gelmesi ile başladı. Bölgemizde
işsizlik onlarla artmaya başladı. İşsizlik arttıkça da AB
programları yardımı ile herkes dükkan açmaya başladı ve piyasa
daraldı.
Son krizi biz henüz tam olarak hissetmedik. Çünkü yakın zamanda
bizim bayramımız geçti. Ardından Hıristiyanların bayramı oldu. Çünkü
ağırlıklı olarak ben çocuk giyimi satıyorum. Sanırım bayramda
insanlar zorda olsalar da çocuklarını kırmadılar, onlar için
alışveriş yaptılar. Piyasada bir hareketlilik yaşandı. Ama 2009 yılı
itibarıyla bu krizi tam anlamıyla hissedeceğiz gibi geliyor bana.
Çünkü 2008 yılı sonunda bir çok kişi işsiz kaldı. Bu yıl içerisinde
de yine işsizlerin sayısı artacak. Köylerdeki durum da aynı.
Çiftçiler para kazanamıyor. Ürünleri para yapmıyor. Bütün bunların
sonucu bize dokunacak. Çünkü biz küçük bir bölgeyiz, birimizde yoksa
hiç birimizde yok. Her birimiz birbirimize bağlıyız. 2009 zor
geçecek gibi görünüyor. Biz esnaflar bayramlar dolayısıyla bunu
anlayamadık ama 2009’da hepimizi zor günler bekliyor gibi görünüyor.
Sonnur Halil
Mimar - Mühendis
Tüm dünyayı dolayısıyla Yunanistan ve bölgemizi etkileyen ekonomik
kriz sizin sektörünüzü etkiledi mi?
Ekonomik krizin, bölgemizde diğer sektörleri olduğu gibi inşaat
sektörünü de etkilediğini söyleyebilirim.
Ekonomi literatüründe şöyle bir tabir vardır:“İnşaat sektörü
ekonominin lokomotifidir” denir. Batı Trakya gibi küçük bir bölgede
çok büyük inşaatlar yapılmıyor ancak yine de inşaat sektörü
bölgemizde ekonomiyi sürükleyen bir sektördür.
Yani şöyle; bir inşaatın gerçekleşmesi için, değişik aşamalarda
onlarca kişi çalışıyor. Kalıp işçisi, demir işçisi, sıvacı, boyacı,
elektrikçi, marangoz, seramik döşemeci v.s. Onlarca alandan onlarca
kişi çalışıyor. İnşaat sektöründe bir hareketlik olduğunda, tüm bu
işleri yapan kişilerin çalıştıkları sektörlerde de bir hareketlilik
olacak, dolayısıyla piyasa canlanacak. Fakat sektör durgun olduğu
zaman da, tüm aşamalarda çalışan kişiler işsiz kalmış olacak. Bu da
tüm piyasaya yansıyacaktır. Yani var olan arz talep dengesi
bozulacaktır. Onun için de ekonomide inşaat sektörünün önemli bir
yeri vardır.
Bizim işlerimizin çoğunu Türk Azınlığın işleri oluşturuyor. Bu
yüzden ekonomik krizle bir duraklama oldu diyemeyeceğim. Zaten Batı
Trakya Türk Azınlığı hep bir ekonomik kriz içerisindeydi.
Bu demek oluyor ki azınlık zaten hep ekonomik krizin içinde,
dünyadaki ekonomik krizin etkileri bize ulaşmadı.
Evet ama, şöyle bir durum da var. Bize gelen müşterilerimiz,
öncelikle inşaat ruhsatı çıkartmak için bilgi alırlar. Uygun
koşullar sağlandığı takdirde inşaat ruhsatı alınır. İnşaat
ruhsatının alınmasıyla inşaat başlar. Şu anda Kasım, Aralık
aylarında inşaatlarının başlamasını beklediğimiz müşterilerimiz
inşaatlarını başlatmadılar. Ekonomik kriz endişesiyle planlarını
askıya aldılar. İşlerini askıya almaları demek bu inşaatta çalışacak
kişilerin çalışmaması demek. Buda yine kendi çapında bir krize neden
oluyor.
Ayrıca, bizim kış aylarında ruhsat başvuruları, bahar aylarında
ruhsatları çıkarma, yaz aylarında Aralık ayı sonuna kadar
inşaatların yapım aşamaları olurdu. Bu yıl biraz düşüş var. Ama
nedeni %30 kriz ise %70 de 2007 Mart ayında inşaat izinlerine %120
yapılan zammın etkisi. Bu zammın söylentileri yayılmaya başlayınca
inşaat yapmaya niyeti olanlar ruhsatlarını çıkardılar. Dediğim gibi
global kriz başlamadan önce inşaat sektöründe hükümetin yaptığı %120
zamla kriz başlamıştı zaten.
Bunun yanında, inşaat sektörünün hangi kısmı krizde dersek, bizim
gibi küçük çapta iş yapanlar değil de, daha çok büyük inşaatlar
yapan müteahhitler krizi yaşıyor. Bir çok müteahhit iflas etti, bir
kısmı da iflasın eşiğinde. Bunun nedeni de banka kredileri ile
çalıştıkları için yaptıkları inşaatları satamadılar ve bankalara
olan borçlarını ödeyemediler. Buda onları iflasa sürükledi.
Bu krizden dolayı inşaat malzemeleri ucuzlayacak, evler ucuzlayacak,
arsalar ucuzlayacak dendi.
Evet olabilir ama henüz değil. Örneğin inşaat malzemeleri satan bir
kişinin elinde zaten belli stokları var. 100 Euro’ya aldığı
malzemeyi, üzerine karını da koyup satmak zorunda. Ne zaman elindeki
stok bitecek, o zaman daha ucuza alıp, daha ucuza satabilir. Yine
aynı şekilde bir müteahhit bir evi pahalıya mal ettiyse, yine aynı
fiyatla satacaktır. Zararına satamaz. Onun için önce eldeki
stokların tükenmesi gerekiyor. Buda zaman ister.
Zaten inşaat yapan kişilerin çoğunluğu banka kredileri ile yapıyor.
Önümüzdeki dönemde de bu çark dönmezse kriz ortamı devam ederse
insanların çoğu belki kredilerini ödeyemez duruma gelecek. Buda çok
zor günler görebiliriz anlamına geliyor. Ama Batı Trakya Türk insanı
hep krizde olduğu için krizlerle mücadele etmesini iyi bilir.
Gerektiğinde tüm lükslerinden vazgeçip, kriz ortamında da ayakta
durmasını bilir.
Erol Ahmet
Gıda Mühendisi - Max Ayranları Üretim Atölyesi Sahibi
Son günlerde gündeme damgasını vuran ekonomik kriz sizce bölgemizde
ne zaman başladı?
Kriz bizim bölgemizde yavaş yavaş hissediliyor. Bizim toplumumuz
tarım toplumu olduğu için, çiftçide kriz olduğu anda hepimize
yansıyor. Bizim tabanımızı çiftçi oluşturuyor. Çiftçide para yoksa
hiç birimizde yok. Kriz bizde tarımda yaşanan olumsuzluklarla birkaç
yıldır başlamıştı. Ama bizim insanımız sürekli krizlerle mücadele
ettiği için idare edebiliyor. Ancak bir iki aydır piyasada bu
anlamda daha bir huzursuzluk hissediliyor.
Ben 1 Euro’luk bir ürün satıyorum. Üstelik yiyecek, yani en son
fedakarlık edilecek şey. İnsanlar 1 Euro’luk bir ürünü bile alırken
düşünmeye başladıysa, burada ciddi bir kriz var demektir.
Sizi bu kriz nasıl etkiledi?
Biz Max firması olarak krizi henüz hissetmedik. Çünkü benim yoğun
olarak çalıştığım dönem, Mart - Ağustos dönemi. O dönemde de kriz
henüz hissedilmemişti. Şu dönem bizim sadece yoğurt satışımız var.
Onunda çok etkilendiğini söyleyemem. Biz zaten ayran ağırlıklı
olarak çalışıyoruz. Bu dönemde de ayran satışımız yok. Biz
hissetmeye ancak Mart ayında başlarız. Umarım hissetmeyiz.
Bu kriz dönemi nasıl aşılır?
Kriz kriz dendikçe insanlarda bir korku da oluştu. Evet bir kriz var
ama bu yıllardır bizde yavaş yavaş ilerleyen bir krizdi, bir anda
olmadı. İlerleyebilir çok doğru ama insanımız alışveriş yapmaktan
korkar, parası varken bir şey yapmazsa, kriz küçülmez, büyür. Çünkü
piyasada para dönmeyince krizler hep büyür. Korkmamak da gerekiyor
diye düşünüyorum. Aşılamayacak bir kriz değil. Biz küçük bölgeyiz,
tarım bölgesiyiz. Tarımdayaşanan olumsuzluk ancak bizde büyük krize
yol açar. Buda dünyadan önce bizde başladı zaten.
Birde bunun devlete düşen yönü var. Devletin teşvik kredilerini
arttırması, piyasayı canlandıracak teşvik paketleri ile halka
cesaret vermesi gerekiyor. O zaman kriz daha çabuk aşılır.
İsmail Mümin
Makine Mühendisi - Tehnomihaniki Şirketi Ortaklarından
Son günlerin en önemli gündemini oluşturan ekonomik kriz hakkında
neler söylemek istersiniz?
Aslında bizim gibi inşaat alanında iş yapan ve 1,5 yıllık bir şirket
için bu ekonomik kriz bir şansızlık diyebilirim. Gerçekten hoş bir
durum değil.
Tabi özellikle kredi ile iş yapan müşterilerimizi çok etkiledi.
Doğal olarak bu bize de yansıdı. Ama bizim iş alanımızda azınlıkta
bir açık vardı. Bir işi proje aşamasında alıp bitmiş olarak teslim
eden bir şirket yoktu. Bu yüzden bizim devam eden işlerimiz var.
Tabii bu kriz ortamının büyümemizi yavaşlatacağını düşünüyorum.
İnsanlar para harcamaya çekiniyor. Sektörde bir durgunluk var. Bu
kriz bizi direkt etkilemese de bizim büyümemizi yavaşlatacak.
Bizim ülkemiz kendi yağı ile kavrulan bir ülke. En büyük geliri de
turizm. Eğer Avrupa’daki kriz yüzünden turizmde bir düşüş olursa, o
zaman hükümet gözü içeriye dikecek. O zamanda yeni vergiler v.s.
derken halkın üstüne büyük bir yük binecek, asıl kriz o zaman
başlayacak.
Ahmet Rıdvan
Gümülcine Esnaf ve Sanatkarlar Odası Asbaşkanı
Esnaf
Dünyayı sarsan ekonomik kriz bizim bölgemize ulaştı mı?
Tabii benim genel bir görüş bildirmem doğru olmaz. Ama uzmanların
dediğine göre dünyadaki global kriz henüz bizim bölgemizde
hissedilmeye başlanmadı. Benim görüşüm, bizde bu global kriz çok da
hissedilmez. Çünkü biz bir sanayi toplumu değiliz. Bu kriz daha çok
sanayi bölgelerini vurdu. Sanayi bölgesi olmamak dezavantaj ama bu
gibi durumlarda avantaj olabiliyor.
Bizim bölgemizdeki kriz 3-5 yıldan beri tütün ve tarım sektöründe
yaşanan sıkıntılarla başladı. Hala da devam ediyor. Bizim bölgemizde
hissettiğimiz kriz aslında tarım sektöründe yaşanan krizin bir
uzantısı.
Ticaret çevrelerinin yaşayabilmesi için bir tüketici toplumun olması
gerekiyor. Tabi bu tüketici toplumun alım gücünün olması gerekiyor.
Kısacası bunların hepsi birbirine bağlı birer halka. Birinde bir şey
olunca hepsine yansıyor.
Peki üyelerinizden krizden dolayı şikayet geliyor mu, onların
gelirlerinde düşüş var mı?
Evet gelir seviyelerinin düşmesinden şikayetçi üyelerimiz var ama az
önce dediğim gibi global krizin etkisi değil bu. Artık insanlar iş
bulamadıkça, işler azaldıkça bir dükkan açayım, bir yan gelir olsun
demeye başladılar. O yüzdende bir mahalleye 2 market veya 2 tostçu
yeterli iken bunların sayısı 10’a çıktı. Ama alacak olan kişi sayısı
hep aynı. O zaman ne oluyor, 1 kişi 20 tost satarken 3 tost satmaya
başlıyor. Bu durumda da gelir düşüyor. O yüzden dediğim gibi
yaptığımız bazı şeylerle kendi krizimizi kendimiz yaratıyoruz.
Gelirimiz azalıyor.
Krizin aşılması için neler yapılabilir, ne önerirsiniz?
Şu anda yapılabilecek pek bir şey yok aslında, oturup bekleyeceğiz.
Uzmanların dediğine göre bu krizin bize ulaşması yaz aylarına denk
gelecekmiş. O zaman göreceğiz neler olacağını. Ama yine de bütçemizi
aşmamak ve fazla açılmamak yapabileceğiz en akıllıca bir şey. Her
şeyin inişi olduğu gibi muhakkak bir çıkışı da olacak. Önemli olan
bu inişi en hasarsız bir şekilde atlatmak.
Birde biz kendi krizimizi kendimiz yaratıyoruz. Bilinçsiz
alışverişler krize neden olur. İnsanın bütçesi 1000 Euro’luk ise
1001 Euro harcadığında bütçesini aşmış olur. Bu bir krizdir.
Tedbirli olmak için 999 Euro’luk harcamalıyız ki sorun yaşamayalım.
Herkes hesabını bildikten sonra, bilinçli bir tüketici olduktan
sonra krizi rahatlıkla atlatabiliriz.
Sibel Sağır
Esnaf (Çocuk giyim mağazası sahibi)
Ekonomik kriz sizi nasıl etkiledi?
Ekonomik kriz tüm piyasayı olduğu gibi bizi de oldukça olumsuz
etkiledi. Yakın zamanda Kurban Bayramı ve Yunanlı hemşerilerimizin
“Hristugena” Bayramı geçmesine rağmen satışlarımız oldukça düşüktü.
Geçen yıla oranla %20-25 bir düşüş var. Ama bu kriz Ocak ayından
itibaren daha da hissedilmeye başlanacak. Çünkü insanlarımız bayram
dolayısıyla çocuklarını üzmek istemedi, elinden geldiğince alışveriş
yaptı.
En çok hangi meslek guruplarını etkiledi bu kriz sizce?
Bence tüm meslekleri etkiledi. Ama İskeçe Balkan kolunu çok
etkiledi. Çünkü halk tütün ile birkaç yıldır bir darbe almıştı. Son
dönemde inşaat sektörü de durunca onlar çok etkilendi. İskeçe için
konuşursak en az etkilenen grup erkeklerin yurt dışında çalıştığı
grup. Şu an için en az etkilenen onlar diyebilirim. İşçi sınıfı da
etkilendi. Çünkü İskeçe’de fabrikalardan çok işten çıkartılmalar
oldu. İş saati düşürülenler oldu. Aralık ayı işçiler için çift maaş
ayıdır. Geçen yıllarda mutlaka bu ikinci maaş döneminde piyasada bir
canlılık oluyordu. Ama bu yıl hiç bu maaşı biz esnaf olarak
hissetmedik. İnsanlar bu maaşı birinci derecede giderler için
kullandılar. Bence bu bir krizin göstergesidir.
Sizin gözlemleyebildiğiniz kadarıyla insanlar bu krizi aşmak için ne
gibi önlemler alıyorlar?
Benim gördüğüm kadarıyla iki alacaksa bir alıyor. Kaliteden ödün
vermeye başladılar. Artık ucuz mal aramaya başladılar. Ne kadar
ucuzu ile idare ederim demeye başladılar. Benim gördüğüm kadarıyla
bu tür önlemler alınıyor.
Ercan Köse
Muhasebeci
Dünyayı sarsan ekonomik kriz sizce bizim bölgemize ulaştı mı?
Ekonomik kriz tüm dünyayı etkilediği gibi, ülkemiz Yunanistan’ı,
dolayısıyla bizim bölgemizi de etkiledi.
Ancak bizim bölgemizde çiftçinin durumunun kötüye gitmesiyle bu kriz
yaklaşık 2 yıl önce başlamıştı. Bizim bölgemiz tarım bölgesi olduğu
için daha çok çiftçide, köylüde para varsa esnafta da, şehirde de,
piyasada da para oluyor. Bu bir zincir, hepimiz birer halkayız.
Çiftçide yoksa hiç birimizde yok.
Bölgemizde ne gibi önlemler alınabilir bu krizi aşmak için?
Hükümet destek paketleri sunabilir çiftçilere, esnafa. Hali hazırda
bekletilen programlar var. Onlar uygulamaya geçilirse, belki biraz
çiftçi nefes alabilir. Mesela yeni çiftçiler için, hayvancılıkla
ilgili bir sürü hazır destek programları var. Bunlar uygulamaya
geçerse, belki bir nefes alınabilir. Buda piyasaya olumlu yansır.
En çok hangi meslek guruplarını etkiledi bu kriz?
Bu bölgede en başta çiftçileri etkiledi. Bölgede kriz zaten yaklaşık
3- 4 yıl önce başlamıştı. Tütün fiyatlarının düşmesi, primlerin
geleceğinin belirsizleşmesi yine aynı şekilde pamuk, mısır, buğday
gibi ürünlerin de bu durumda olması bu bölgede çiftçide bir kriz
yaratmıştı. Ama son dönemde buna işçilerde eklendi. Mesela
Gümülcine’de pamuk iplik fabrikalarının kapanması bir anda 600
işçinin işsiz kalmasına sebep oldu. Bu bir krizdir. Çünkü küçük bir
şehirde yaşıyoruz. Bunun yanında diğer fabrikalarda da kriz olması
nedeniyle bazılarından işçi çıkarılmaları veya ücretsiz izne
ayırmalar oldu. Hep bunlar birer kriz sonucudur. Bu bölgedeki
fabrikaların bir çoğu devlet destekli idi. Devlet elini çekince
batma konumuna geldiler. Buda işçilere yansıdı. Kısa bir dönemde
bunca insanın işsiz kalması büyük bir sorundur.
Bu kriz sizce ne kadar devam edecek?
Bölgemizde kurulan fabrikaların çoğu AB programı destekli idi. Bu
programlar artık yeni üye ülkelere kaymaya başladı. O yüzden fabrika
sahipleri buradaki fabrikalarını Bulgaristan gibi yeni AB üyesi
ülkelere taşıyor. Çünkü orada yine AB desteğinden yararlanacak, hem
de işçiye daha az ücret ödeyecek. Buda bizim için daha çok işsizlik
demek. Buda işsizliği tetikliyor.
Nakit de yok piyasada. Bankalarda da nakit sıkıntısı var. Bütün
bunlar 2009’da tam anlamıyla hissedilecek. Amerika’da 1-2 yıldan
beri başlayan bu kriz Avrupa’yı da sardı. Ülkemiz Yunanistan’ın
zaten Avrupa programlarında bir sürü açıkları var. Bizi etkilemesi
kadar doğal bir şey yoktu. 2009 yılı içinde devlet desteği olmazsa
bölgemiz bu krizi daha da çok hissedecek. Daha zor günler gelecek.
Hüseyin Bandak
İş adamı – Kimerland Mobilya Mağazaları Sahibi
Bir iş adamı olarak bölgemizdeki kriz hakkında neler
söyleyeceksiniz?
Evet bir kriz var şuan dünyada ve Yunanistan’da. Ama bizim
bölgemizdeki kriz daha önce başladı. Bizim bölgemizde tarımda
çiftçinin gelirlerinde düşme başladıktan sonra kriz başladı. Buda
daha öncelere dayanıyor. Çiftçideki kriz son zamanlarda iyice
ilerledi. Çiftçi; tütün, mısır, pamuk v.s. hiç bir ürününden para
kazanamıyor. Buda doğal olarak herkese yansıyor. Bunun yanında
İskeçe’de inşaat sektöründe çalışan çok işçi vardı. İnşaat sektörü
durunca onlarda da bir kriz ve işsizlik oluştu. Çoğu ailelerini
bırakıp yurt dışında sezonluk işlere gitmeye başladılar. Bizim
bölgemizdeki kriz bu yüzden. Yoksa dünyadaki kriz henüz hissedilmedi
daha burada.
Tabii sürekli kriz konuşulması da insanları biraz kriz ortamına
itiyor. Demek istediğim dünyada konuşulan kriz henüz bize gelmedi
ama bizde zaten bir kriz vardı. Belki insanlar kriz söylentileri ile
kendi krizlerinin farkına vardılar ve hayatlarında kısıtlamalara
gittiler. Ama ben krizden bizim insanımız için çok korkmuyorum.
Çünkü biz ne krizler atlattık. Bunu da atlatırız.
Siz satışlarınızda bu krizi hissettiniz mi?
Hissettiğimizi söyleyemem. Çünkü 2008 cirolarında fazla bir düşüş
yok. Ama zaten bu krizin 2009 yılı içinde etkili olacağı söyleniyor.
O zaman ne olur, bilemiyorum.
Ama tabii etrafımızda kapanan mobilya mağazaları var. Onları
gördükçe düşünüyoruz. Çünkü ne zaman komşuda bir zarar oluyor,
muhakkak o zarar sana da yansıyor. Ama işin ne kadar büyük olursa
bir kriz ortamında zararında o kadar büyük olur. Çok şükür henüz
bizde öyle bir şey yok. Ben şuna da inanıyorum. Eğer sen işinin
başında sağlam durursan, işini sağlam yaparsan, her kriz ortamından
dimdik ayakta kalırsın.
Sizce bu krizi aşmak için neler yapılmalı?
Benim diyeceğim, bizim bölgemizde fabrikalar kurulmalı. Çünkü artık
tarımın bölgemizde neredeyse geleceği kalmadı. Fabrikaların ve
işletmelerin kurulmasında bölgemize yeni açılan Ziraat Bankası
yardımcı olabilir. Buraya Türkiyeli yatırımcıların işletme ve tesis
açmalarına ön ayak olabilir. İstendiği takdirde bizim azınlığımızdan
da bu tesislere ortaklar alınabilir. Bu tür işletmeler açıldığı
zaman bölgemiz ve insanımız da kalkınır, gelişir.
Emin Şerif
Çiftçi
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz sizi etkiledi mi?
Ekonomik kriz bizi çok etkiledi. Özellikle biz İskeçe ova köyleri
olarak çok etkilendik. Zaten çiftçi olarak Euro’nun gelişi ile hayat
pahalılığı 8-10 yıldır bizi etkilemeye başlamıştı. Mısır ucuz
gidiyordu ama primlerle, ek olarak biber ve hayvancılıkla idare
ediyorduk. Son bir kaç yıldır bizim bölgeden tüccarlar biber de
almıyorlar. Çünkü Türkiye’den daha ucuza getiriyorlar. Ama asıl
krizi 2008 yılı sonlarında yaşadık. Çünkü 2007 yılında 25-30 Cent’e
verdiğimiz mısırı, 2008’de 10-12 Cent’e verdik. Bu da bizi bitirdi
diyebilirim. Çünkü elimize geçen para mısırın pirimi dahil olmak
üzere masrafımıza yetmiyor.
Peki biz ne ile geçineceğiz? Kara kara düşünüyoruz. Köylerimizde
hayvancılıkla uğraşanlar oldukça fazla. Onlarda mısırımızı hayvan
yemi olarak kullanırız diye düşündüler ama o da olmadı. Çünkü
mısırın düşüşü ile birlikte süt ve et fiyatları da düştü. Ne
yapacağımızı şaşırdık. Gerçekten bizim köylerimiz bu krizden çok
etkilendi. Çok zor günler geçiriyoruz. Sanırım krizi en çok
hissedenler bizleriz. Ben önümüzdeki yıl yine aynı fiyata mısır
verirsek halimiz ne olur diye düşünüyorum. Gençlerin bir kısmı
İskeçe’de veya civardaki fabrikalarda çalışıyor. Ama oralarda da
kriz var. Onların bazıları da işten çıkarıldı veya ücretsiz izne
ayrıldılar. Buda yine ailelere yansıdı.
Bizim ova köylerimizin en önemli geçim kaynağı mısır. Buna el
atılmazsa, devlet destek vermezse çok zor günler geçireceğiz. Belki
tarlalarımızı boş bırakmak zorunda kalacağız. Çünkü elimize geçen
para ile ne yazık ki masrafımızı bile karşılayamıyoruz.
Halil Şakir
Rodop Evros Tütün Üreticileri Kooperatifi Başkanı –Çiftçi
Dünyada baş gösteren ekonomik kriz, bölgemizde son yıllarda tütün
fiyatlarının düşmesiyle başlamıştı. Dolayısıyla tütündeki bu düşüş
de piyasayı oldukça etkiledi. Batı Trakya’nın ekonomisini ayakta
tutan, halkın en önemli geçim kaynağı olan tütünün geleceği
konusunda bizi bilgilendirir misiniz?
Elimizdeki son verilere göre, Yunanistan genelinde tütün üretimi,
yüzde 80’lere varan oranda düştü. Özellikle, Azınlık insanının yüzde
90 oranında üretimini yaptığı basma ve Katerini çeşit tütünde de,
yüzde 60'lara varan oranda düşüş var. Amerikan tipi sigaraların
harmanında, olmazsa olmaz olan basma tütünün üretiminde yaşanan bu
düşüş endişe vericidir.
Başka ülkelerde, basma çeşit tütün üretimi denemeleri yapılmış
olmasına rağmen, şeker ve nikotin oranı tutmadığı için sigara
şirketleri, yine bizim bölgemizde çıkan basma çeşit tütüne
yönelmişlerdir.
Dolayısıyla AB' de sağlık gerekçesiyle, sigara karşıtı düzenlemeler
yapılmasına rağmen, çokuluslu sigara şirketlerinin varlığı sürdüğü
müddetçe, tütüne ve de özellikle gerekli aromayı sağlayan basma
çeşidine olan ihtiyaç devam edecektir. En kaliteli basma da, bizim
bölgemizde çıktığına göre, Batı Trakya'da tütünün varlığını
sürdüreceği muhakkaktır. Yeter ki kaliteli tütün üretebilelim.
Sizce ekonomik kriz çiftçiyi - tütün üreticisini nasıl etkiledi,
uzun vadede etkileri ne olur?
Tütün, bölgemizde yaşayan yaklaşık 9.000 aile için tek geçim
kaynağıdır. Dolayısıyla Rodop ilinin ekonomisi, başta tütün üretimi
olmak üzere tarıma dayalıdır.
Son günlerde tüm dünyada yaşanan ekonomik kriz, Yunanistan'ı da
vurdu ve ülkede, krizin etkisini en fazla hisseden kesim, tarım
sektörü ve çiftçiler oldu. Artan petrol, gübre ve ilaç fiyatları,
üretim maliyetlerini yükseltti. Bir yandan üretim maliyetleri
artarken, bunun karşılığında üretilen tütünün ucuz fiyattan
satılması, çiftçiyi çıkmaza sürüklemektedir.
Hükümet tarım politikasında acilen iyileştirme yapmadığı takdirde,
yakın gelecekte Azınlığı zor günler beklemektedir.
Öte yandan zaten çok zor günler geçiren Azınlık tütüncüsüne, bir
darbe de Avrupa Birliği'nden geldi. Belçika'nın başkenti Brüksel'de,
18 - 19 Kasım 2008 tarihlerinde toplanan Avrupa Birliği (AB) Tarım
Bakanları Kurulu, tütün üreticilerine sağlanan prim desteğinin
kesilmesine karar verdi.
Maalesef, Azınlık ekonomisinin can damarını oluşturan tütün
konusunda ne Atina'ya, ne Brüksel'e, ne de çok uluslu sigara
şirketlerine karşı, hakkımızı korumaya yönelik bir tütün politikası
geliştirilemedi. Bunun etkileri, önümüzdeki günlerde çok daha fazla
hissedilecektir.
Ekonomik krizi aşmak için neler yapılabilir, bu durumda kooperatif
olarak çiftçiye nasıl yardım etmeyi düşünüyorsunuz?
Tütünün Batı Trakya'daki geleceğinin ne olacağı konusu, Azınlık
insanı için, yıllardan beri dillerden düşürülmeyen diğer
sorunlarının hiçbirinden daha az önemli değildir. Azınlığın tüm
ileri gelenlerinin, bu durumun ciddiyetinin farkında olarak hareket
etmesi gerekir.
Bu mücadele, sadece tütüncünün tek başına vereceği bir mücadele
değildir. Hem unutmayalım ki tütün, Azınlıktaki binlerce tütüncü
ailesi için olduğu gibi, bölgenin esnafı için de ekmek teknesidir.
Tütüncünün eline para geçtiği zaman, piyasanın nasıl canlandığını
hepimiz biliyoruz. Bunun içindir ki, tütün sadece tütüncüleri değil,
esnafları da, kısacası bütün bölge halkını yakından ilgilendiren bir
konudur. Bu nedenle de, tüm Azınlık insanının bu mücadele de yer
alması gerekir.
Mücadele sonunda sonuç elde edebilmek için de, siyasilerin de aynı
safta yer alması gerekir. Çünkü bizlerin, karar alma mekanizmaları
karşısında yaptırım gücümüz sınırlıdır. Bu mekanizmalarda bizlerin
sesini duyuracak olan siyasilere ihtiyacımız vardır.
Çiftçiler üzerinde uygulanan politika, partilerin ve iktidarların
kendi yararlarına izledikleri politikalar olmaktan çıkmalıdır.
Tütüncünün rahat nefes alabilmesi için, kısa vadede, öncelikli
olarak üretim maliyetlerini düşürecek önlemler alınmalıdır. Bu
konuda da bakanlığa görev düşmektedir.
Daha sonra ise, üretilen tütünün düşük fiyatlardan değil de, gerçek
değerinden satılacağı bir piyasa sağlanmalıdır. Burada üreticiye
düşen görev, bizim başlattığımız iyileştirilmiş tarım politikası
kapsamında, kaliteli tütün üretmektir. Çünkü ürünün kalitesi ne
kadar yüksek olursa, alıcı karşısındaki pazarlık şansımızda o kadar
yüksek olur.
Hüseyin Feyiz
İnşaat Müteahhidi
Dünyadaki ekonomik kriz, sizin çalışma alanınız olan inşaat
sektörünü vurdu mu?
Kesinlikle vurduğunu söyleyebilirim. Çünkü bizim bu kış aylarında
5-6 tane devam eden inşaatımız olurdu. Oysa bu yıl 2-3 inşaata
düşmüş durumdayız. Açık bir şekilde krizin bizim sektörü vurduğunu
söyleyebilirim. Çünkü müteahhitlik yapan arkadaşlarımın da işleri
aynı şekilde düştü. İş olarak yüzde elli oranında düşüş yaşıyoruz
diyebilirim. İş olmayınca ödeyemediğimiz için ustalarımızı da
çalıştıramıyoruz. Bu arkadaşlarımız da geçim sıkıntısı ile mücadele
etmek durumunda kalıyorlar. Benim her gün çalışan 12 ustam vardı. Şu
anda ustaları her gün çalıştıramıyorum. Haftanın bazı günleri boş
tutmak zorunda kalıyoruz. İnşaat fazla olunca değişik yerde hepimiz
çalışıyorduk. Ama az olunca bekleyerek çalışıyoruz. İşleri onların
arasında pay ederek idare ediyoruz. Her arkadaşımızın evine ekmek
götürmesine yardım etmeye çalışıyoruz. Şu anda bu kriz ortamında
henüz işçi çıkarmış değilim ama durum böyle giderse kesinlikle benim
yanımda çalışan arkadaşlarımın yarısını çıkarmak zorunda kalacağım.
Şu ana kadar işçi çıkarmadık ama çalıştıkları gün sayısı düştü.
Gündelikler çok pahalı olduğu için “İKA” dediğimiz sigorta
paralarının da ödenmesi gerekiyor. Hakikaten zor durumdayız.
Bizden daha büyük Yunan müteahhitlerin bazılarının durumu daha da
kötü. Ama onlar devlet işleri aldıkları için krizden
etkilenmiyorlar. Paralarını biraz geç alsalar da tam olarak
ödeniyorlar. Devletle de sürekli iş yapıyorlar. Biz sadece evimize
ekmek götürebiliyoruz. Benimde devlet işi almaya yetkim var ama bu
zamana kadar sadece birkaç soydaş belediyeden iş alabildim.
Bu krizde gayrimenkul fiyatları düşecek, inşaat sektörü canlanacak
deniyordu.
Ben düşeceğine inanıyorum ama öncelikle malzemelerin fiyatlarının
düşmesi lazım. Bundan iki ay önce çimentonun metreküp fiyatı 79 Euro
iken şu anda 85 Euro. Demirin fiyatı Kasım ayında 1,20 iken şu anda
0.70 Cent. Demirde bir düşme yaşandı ama betonda bir düşme
yaşanmadı. Tuğlayı iki ay önce 0,27 Cent’e alırken şimdi 0,30’a
alıyoruz. Ben işçilerimin kriz var diye gündeliğini düşürmedim.
Kendilerine hep aynı parayı ödüyorum. Yani malzemelerde maliyetlerde
düşüşler yaşanmadan ev fiyatları düşmez.
Ahmet-Fatma Şevketoğlu
Esnaf (Börekçi)
Ekonomik kriz sizin işlerinizi etkiledi mi?
Kriz herkesi, tüm esnafı olduğu gibi bizi de çok etkiledi. Özellikle
3-4 aydan beri işlerimizde çok düşüş var. Zaten burası tarım bölgesi
olduğu için çiftçide para yoksa bu bir zincirdir, hiç kimsede olmaz.
Ekonomik krizin etkilerini ne zaman hissetmeye başladınız?
Bir kaç yıldır tütün fiyatlarında düşüş yaşandı. Geçtiğimiz yıl da
mısır 8-10 Cent’e kadar düşünce bu halkı çok kırdı. Bizde de son iki
yıldır %40 civarında bir düşüş oldu, son aylarda bu oran yükseldi.
Ben yıllardır börekçilik yapıyorum. Benim dükkanımda hiç boş masa
olmazdı, sıra beklenirdi. Son aylarda masalarda tek tük insan var.
Buda gösteriyor ki insanlarımız yemekten bile kısmaya gidiyorlar.
Dışarıda değil, evde yiyiyorlar.
Kriz sizce en çok hangi kesimi vurdu?
Bu son kriz özellikle işçi kesimini çok etkiledi. Fabrikalardan işçi
çıkarmaları veya ücretsiz izine ayırmalar başladı. Buda insanları
çok sıkıntıya soktu. Tarım alanında kriz bu bölgede daha çok bizim
insanımızı etkiliyordu. Ama bu son kriz gözlemlediğim kadarıyla
Yunanlıları da etkiledi. Yakın zamanda onların bayramı oldu ama
çarşıda büyük bir hareketlilik yaşanmadı.
Asıl krizi zannedersem 2009’da daha bir hissedeceğiz. Esnafta asıl
kriz o zaman olacak.
Kriz sizce nasıl aşılabilir?
Hükümetin bu işe bir el atması lazım. Özellikle bu bölgenin iyiye
gitmesi için tarım sektörünü desteklemeli ki köylüde para olsun.
Sonrada bize yansısın.
Biz kendi açımızdan kısa zaman sonra emekli olacağız ama
çocuklarımız, torunlarımız var. Herhalde tüm dünyanın işi iyiye
gitmiyor. Onların geleceğinden endişe duyuyoruz.
|

|