|
Batı Trakya Türk Azınlığı 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması
ile Yunanistan’a bırakıldığı günden bugüne kadar pek çok baskılara
maruz kalmış, pek çok zorluklarla mücadele etmiş, Lozan Antlaşması
ile verilen azınlık haklarına ve vatandaşlık haklarına sahip
olabilmek için o günden bugüne kadar çeşitli mücadeleler vermiştir.
Bu 85 yıllık süre içerisinde Batı Trakya Türk Azınlığı, ülkesi
Yunanistan’a hiçbir zaman ihanet etmemiş, ülkesinin ilerlemesi için
çalışmış, vergisini ödemiş, askere gitmiş, savaşmış ve gerektiğinde
de vatanı için canını vermekten çekinmemiştir. Ülkesinin ilerlemesi,
refaha ulaşması için üzerine düşen görevi de severek yerine
getirmiştir.
Ancak tüm bunlara rağmen Batı Trakya Türk Azınlığı uzun yıllar
çeşitli baskılar altında yıllarca ezilmiş, Lozan’la kendilerine
verilen haklarına bir türlü sahip olamamıştır.
Yıllarca evinin akan çatısını tamir edememiş, gayrimenkul alamamış,
satamamış, araba ve traktör ehliyeti alabilmek için yıllarca
uğraşmış. Yunanistan’ın Avrupa Birliği’ne girmesi ile ve Avrupa
Birliği’nin de baskılarıyla Batı Trakya Türk Azınlığı bazı
vatandaşlık haklarına kavuşmuştur. Bugün insanımız evini rahatça
tamir edip işyeri açabiliyor, gayrimenkul alıp satabiliyor, başarılı
olduğu takdirde traktör veya araba ehliyeti alabiliyor. Bölgede pek
çok şeyin değiştiğini kimse inkar edemez ancak aşılması gereken daha
çok yolun olduğu da bir gerçek. Kaldı ki yıllar sonra uzun
mücadeleler ardından elde ettiğimiz bu haklar zaten bizim
vatandaşlık haklarımız ve bu haklara zaten sahip olmamız gerekirdi.
Gelelim Azınlık haklarımıza…
1913 yılında imzalanan Atina Antlaşmasına göre müftülerin, görev
bölgesinde yaşayan Müslümanlar tarafından seçilmesi öngörülmesine ve
Batı Trakya’da müftüleri, Lozan Antlaşması’na göre dini özerkliği
olan Batı Trakya Türk azınlık mensuplarının seçmesi gerekirken, Batı
Trakya Türk Azınlığı bugün kendi müftüsünü seçemiyor. Devletin
atadığı kişiler müftülük makamında oturmaya devam ediyor.
Vakıflarımız hala devletin atadığı kişiler tarafından yönetiliyor.
Vakıflarla ilgili seçim yapılacağı sözleri yerine hükümet, çıkardığı
yeni seçim yasasıyla azınlığı bir kez daha hayal kırıklığına
uğrattı.
Milli kimliğimiz hala reddediliyor, içinde “Türk” sözcüğü geçen
derneklerin kurulmasına hala izin verilmiyor, Azınlık üç ayrı etnik
parçaya bölünüyor. Buna bir örnek geçtiğimiz günlerde yine İskeçe’de
yaşandı. İskeçe’nin dağlık bölgesi “Pomakohoria” (Pomak Köyleri)
olarak adlandırılmak isteniyor. Geçtiğimiz günlerde Kavala – Drama
Genişletilmiş Bölge Valiliği’nin meclis toplantısında bu konuyla
ilgili tartışmalar gerçekleşti.
Batı Trakya Türk Azınlığı eğitim konusunda umut ışığı beklerken,
hergün yeni bir hayal kırıklığı yaşamaya devam ediyor. Batı Trakya
Türk Azınlığı Azınlık ortaokul ve liselerinin açılması için çaba
gösterirken, hükümet yeni devlet okulları açmaya devam ediyor ve bu
okullara seçmeli Türkçe dersleri konuluyor. Azınlık anaokullarında
çift dilli eğitim istenirken, bunun mücadelesi verilirken, hükümet
bu önemli sorunun çözümü için okullara Türkçe tercüman konulması
gibi komik bir teklifte bulunuyor. Büyük Dervent köyünde çocuk
velilerinin Öğretmen Hara Nikopoulou’nun okullarından alınması için
uzun süredir devam ettirdikleri okul boykotunu hükümet görmemeye,
Büyük Derventli velilerin seslerine kulak tıkamaya devam ediyor.
Azınlık haklarımıza sahip olmak için artık ciddi bir mücadele
gerekli. Hele hele eğitim konusunda artık kaybedecek vaktimiz
kalmadı. Başta Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu olmak üzere,
tüm yetkililer bu sorunlarımızın çözümü için neler yapılması
gerektiği konusunda çalışmalı ve belirlenecek takvime göre hukuk
kuralları çerçevesinde mücadeleye başlanmalıdır.
İlknur HALİL
|