Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

ÖĞRETMENLERİMİZ 16

SÖYLEŞİ: SEVİL ŞERİFOĞLU

 


Öğretmen Hayrettin HAKKIOĞLU:


“Görev yıllarımız denince aklıma çok rahat yıllar gelmiyor. Çok sıkıntılı yıllar geçirdik…
Muhakkak her gün bir olayla karşı karşıya kalıyorduk. Her açıdan zorluklar yaşadık...”


Sayın hocam sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben 1945 yılında İskeçe’ye bağlı Mizanlı köyünde doğdum. İlköğrenimimi orada tamamladıktan sonra 1957-58 öğretim yılında Öğretmen Okulu sınavlarına katıldım ve kazandım. Aynı yıl gecikmeli olarak Samsun Ladik Akpınar Öğretmen Okulu’na gittim. 6 yıllık eğitimimi tamamladıktan sonra 1964 yılında köyüme döndüm ve öğretmenliğe başladım. 2005 yılında da emekliye sevk edildim.

Hocam mezuniyetinizin ardından hemen göreve başladınız mı?

Ben mezun olduktan sonra hemen göreve başladım. Önce askere gidecektim fakat ağabeyim asker olduğu için ben iki yıl tecil aldım. 1964 yılında Kösehallı köyü ile anlaştım ve hemen orada göreve başladım.

Kösehallı köyünden başka nerelerde görev yaptınız?

İki yıl Kösehallı köyünde öğretmenlik yaptıktan sonra askere gittim. Askerliğimi tamamladıktan sonra da 1968 yılında Taraşmanlı köyü ile anlaştım. Orada da 14 yıl çalıştım. 1981 yılında Göynüklü’ye geçtim. Orada da 24 sene çalıştıktan sonra 2005 yılında emekliye ayrıldım. Böylece neredeyse aralıksız 40 yıl öğretmenlik yaptım.

Hocam biraz görev yıllarınızdan bahseder misiniz?

Görev yıllarımız denince aklıma çok rahat yıllar gelmiyor. Çok sıkıntılı yıllar
geçirdik. Muhakkak her gün bir olayla karşı karşıya kalıyorduk. Her açıdan zorluklar yaşadık.
Köylerde öğretmenlik yaptık. O zaman arabalar, ulaşım araçları yoktu. Görev yaptığımız köyde kalıyorduk. Bir çok arkadaşımız ailesini sadece hafta sonları görüyordu. Onun dışında aileler şimdiki gibi bilinçli değildi. Eğitimin öneminin farkında değildi. Çocukları ile fazla ilgilenmiyorlardı. Çünkü o dönemde çoğu ilkokuldan sonra başka okullara gitmiyordu. İmkanlar kısıtlıydı. Tabii bahsettiğim yıllar ilk görev yıllarım.
Bunun yanında cunta yıllarında baskılar çok fazlaydı. Bir şey yapacağımız zaman bir yerine üç defa düşünüyorduk. Bir kelime için neler olduğunu çok iyi gördük ve yaşadık. Çünkü çok hafif nedenlerle arkadaşlarımızın görevlerine son veriliyordu. Daha sonraları en büyük eksikliğimiz kitap oldu. Neredeyse 40 yıllık öğretmenliğimin 30-35 yılı kitap ve araç gereç sıkıntısı çekerek geçti. Yıllarca eski kitaplarla ders yaptık. Fotokopilerle çoğalttık. Yeri geldi Matematik gibi konuları Yunanca kitapları çeviri yaparak güncellemeye çalıştık. O yüzden rahat öğretmenlik yaptık diyemem. Yıllarımız hep sıkıntı ve stres içinde geçti.

Çalıştığınız sürece öğrenci velileri ve köy halkıyla ilişkileriniz nasıldı?

Ailelerle ilişkilerimiz gerek benim gerekse diğer öğretmen arkadaşlarımın çok iyiydi. Biz formasyonlu öğretmenler elimizden geldiğince herkese yardım etmek için yetiştirildik, öyle de yaptık. Hiç bir şeye hayır demedik. Size şöyle söyleyeyim, benim gerek Taraşmanlı, gerek Göynüklü olsun evlerine girmediğim, sofrasına oturmadığım aile yoktur. Çok iyi ilişkilerimiz oldu. Akrabadan öte ilişkiler yaşadık. Halen köyde bir düğün, mevlit olduğu zaman muhakkak arar, davet ederler. Bende muhakkak gitmeye çalışırım. Arada sırada gidip köyde bir kahve içer, hatırlarını sorarım. İyi ilişkilerimiz hala devam ediyor.

Eğitimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Maalesef bir eğitimci bir öğretmen olarak ne yazık ki gönül rahatlığı ile eğitimimiz çok iyi, yada gelecekte iyi olacak diyemiyorum. Ne üzücü ki bu çağda her şeyin her dakika değiştiği, geliştiği bu dönemde bizim eğitimimiz geriye gidiyor, ilerlemiyor. Bir öğretmen olarak bu da beni çok üzüyor. Gerçi gençlerimizden, bizim yetiştirdiğimiz öğrencilerimizden çok umutluyum. Üniversite mezunu bir sürü gencimiz var. Onlar bunun arkasını bırakmayıp gerekli mücadeleyi verip okullarımıza ve eğitimimize hak ettiği değeri kazandıracaklardır. Bizler belki bugün okullardan ayrıldık, yok olduk gibi görünebiliriz ama arkamızda yüzlerce eğitimli genç bıraktık.

Hocam uzun yıllar öğretmenlik yaptınız. Meslek yaşantınız boyunca muhakkak iyi - kötü anılarınız olmuştur, bir tanesini bizimle paylaşır mısınız?

Tabi acı tatlı bir çok anım oldu. 40 yıl neredeyse yarım asır. Ama benim hiç unutamadığım bir anım, ilk öğretmenlik yıllarıma, acemilik dönemime ait.
Az öncede bahsettiğim gibi ilk görev yerim Kösehallı. Ben köye ilk anlaşma yapmaya gittiğimde; benimle görüştüler, düşünelim haber vereceğiz dediler. Ben uzun süre haber bekledim. Neyse haber geldi, gittim. Bana benden sonra 12 öğretmenle görüştüklerini söylediler, beni beğenmişler benimle anlaşma imzalamak istediler. Karşılıklı anlaştık ve anlaşma imzaladık.

Ben köyde göreve başladım, her şey çok güzel ders yapıyorum... Tabi hafta içi de köyde kalıyorum. Köyde kahve yok, erkekler akşamları bir çeşme başı var oraya veya mahalle içinde bir yerlere otururlar muhabbet ederlerdi. Bende onlara katılırdım. Fakat ben ilk Cuma işim çıktı Cuma namazına gidemedim. Ertesi akşam kimse benimle konuşmuyor, selam vermiyor, yanımda durmuyor. Bir iki gün bu böyle devam etti. Soruyorum kimse söylemiyor. Neyse genç bir arkadaş söyledi nedenini “Sen Cuma namazına gitmedin, onun için öyle davranıyorlar.” dedi. Ben de ertesi Cuma, müezzine dedim ki bugün müezzinliği ben yapayım. O gün Cuma namazına katıldım ve müezzinliği yaptım. Cuma namazından sonra her şey düzeldi. Bunu unutamam gerçekten ilginçtir.
Zamanla görev yaptığın köyde yaşamaya başladıkça oranın yaşamını çözüp ona göre davranıyorsun. Acemilik yıllarımızda bu tür hatalar yaparak köylerde ufak tefek sorunlar yaşadık. Ama daha sonraları köy halkıyla çok iyi ilişkiler kurduk. Az öncede dediğim gibi akrabadan öte ilişkiler yaşadık.

Hocam emekli oldunuz, günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz neler yapıyorsunuz?

Ben 2005 yılında emekliye ayrıldım. Zaten görevimin son yılında ciddi rahatsızlıklar geçirdim. Şimdi derneklerimizin kültürel faaliyetlerine, etkinliklerine elimden geldiğince katılıyorum. İskeçe’de gerek İskeçe Türk Birliği gerekse Öğretmenler Birliği lokaline gidip arkadaşlarla gençlerle bir araya gelip sohbetler yapıyorum. Ayrıca Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Türk Sanat Müziği Korosu üyesiyim. Arkadaşlarla bir hobi olarak bunu yapıyoruz. Zaman zaman burada veya yurt dışında çeşitli etkinliklere katılıyoruz. Buda hem bize bir uğraş hem de Batı Trakya’mızı tanıtmamızda yardımcı oluyor. Günlerim böyle geçiyor.

 Son olarak neler söylemek istersiniz?
Ben yinede geleceğe umutla bakıyorum. Bizler sizler gibi bilinçli gençler yetiştirdik. Sizler de öğretmen olarak olmasa da birer aile olarak bilinçli gençler yetiştirdiğiniz sürece çözülmeyecek sorunumuz kalmayacaktır.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Bu güzel derginizi hep böyle başarılara imza atarak yaşatmanızı diliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
131065