|
Öğretmen Hayrettin HAKKIOĞLU:
“Görev yıllarımız denince aklıma çok rahat yıllar gelmiyor. Çok
sıkıntılı yıllar geçirdik…
Muhakkak her gün bir olayla karşı karşıya kalıyorduk. Her açıdan
zorluklar yaşadık...”
Sayın hocam sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Ben 1945 yılında İskeçe’ye bağlı Mizanlı köyünde doğdum.
İlköğrenimimi orada tamamladıktan sonra 1957-58 öğretim yılında
Öğretmen Okulu sınavlarına katıldım ve kazandım. Aynı yıl gecikmeli
olarak Samsun Ladik Akpınar Öğretmen Okulu’na gittim. 6 yıllık
eğitimimi tamamladıktan sonra 1964 yılında köyüme döndüm ve
öğretmenliğe başladım. 2005 yılında da emekliye sevk edildim.
Hocam mezuniyetinizin ardından hemen göreve başladınız mı?
Ben mezun olduktan sonra hemen göreve başladım. Önce askere
gidecektim fakat ağabeyim asker olduğu için ben iki yıl tecil aldım.
1964 yılında Kösehallı köyü ile anlaştım ve hemen orada göreve
başladım.
Kösehallı köyünden başka nerelerde görev yaptınız?
İki yıl Kösehallı köyünde öğretmenlik yaptıktan sonra askere gittim.
Askerliğimi tamamladıktan sonra da 1968 yılında Taraşmanlı köyü ile
anlaştım. Orada da 14 yıl çalıştım. 1981 yılında Göynüklü’ye geçtim.
Orada da 24 sene çalıştıktan sonra 2005 yılında emekliye ayrıldım.
Böylece neredeyse aralıksız 40 yıl öğretmenlik yaptım.
Hocam biraz görev yıllarınızdan bahseder misiniz?
Görev yıllarımız denince aklıma çok rahat yıllar gelmiyor. Çok
sıkıntılı yıllar
geçirdik. Muhakkak her gün bir olayla karşı karşıya kalıyorduk. Her
açıdan zorluklar yaşadık.
Köylerde öğretmenlik yaptık. O zaman arabalar, ulaşım araçları
yoktu. Görev yaptığımız köyde kalıyorduk. Bir çok arkadaşımız
ailesini sadece hafta sonları görüyordu. Onun dışında aileler
şimdiki gibi bilinçli değildi. Eğitimin öneminin farkında değildi.
Çocukları ile fazla ilgilenmiyorlardı. Çünkü o dönemde çoğu
ilkokuldan sonra başka okullara gitmiyordu. İmkanlar kısıtlıydı.
Tabii bahsettiğim yıllar ilk görev yıllarım.
Bunun yanında cunta yıllarında baskılar çok fazlaydı. Bir şey
yapacağımız zaman bir yerine üç defa düşünüyorduk. Bir kelime için
neler olduğunu çok iyi gördük ve yaşadık. Çünkü çok hafif nedenlerle
arkadaşlarımızın görevlerine son veriliyordu. Daha sonraları en
büyük eksikliğimiz kitap oldu. Neredeyse 40 yıllık öğretmenliğimin
30-35 yılı kitap ve araç gereç sıkıntısı çekerek geçti. Yıllarca
eski kitaplarla ders yaptık. Fotokopilerle çoğalttık. Yeri geldi
Matematik gibi konuları Yunanca kitapları çeviri yaparak
güncellemeye çalıştık. O yüzden rahat öğretmenlik yaptık diyemem.
Yıllarımız hep sıkıntı ve stres içinde geçti.
Çalıştığınız sürece öğrenci velileri ve köy halkıyla ilişkileriniz
nasıldı?
Ailelerle ilişkilerimiz gerek benim gerekse diğer öğretmen
arkadaşlarımın çok iyiydi. Biz formasyonlu öğretmenler elimizden
geldiğince herkese yardım etmek için yetiştirildik, öyle de yaptık.
Hiç bir şeye hayır demedik. Size şöyle söyleyeyim, benim gerek
Taraşmanlı, gerek Göynüklü olsun evlerine girmediğim, sofrasına
oturmadığım aile yoktur. Çok iyi ilişkilerimiz oldu. Akrabadan öte
ilişkiler yaşadık. Halen köyde bir düğün, mevlit olduğu zaman
muhakkak arar, davet ederler. Bende muhakkak gitmeye çalışırım.
Arada sırada gidip köyde bir kahve içer, hatırlarını sorarım. İyi
ilişkilerimiz hala devam ediyor.
Eğitimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Maalesef bir eğitimci bir öğretmen olarak ne yazık ki gönül
rahatlığı ile eğitimimiz çok iyi, yada gelecekte iyi olacak
diyemiyorum. Ne üzücü ki bu çağda her şeyin her dakika değiştiği,
geliştiği bu dönemde bizim eğitimimiz geriye gidiyor, ilerlemiyor.
Bir öğretmen olarak bu da beni çok üzüyor. Gerçi gençlerimizden,
bizim yetiştirdiğimiz öğrencilerimizden çok umutluyum. Üniversite
mezunu bir sürü gencimiz var. Onlar bunun arkasını bırakmayıp
gerekli mücadeleyi verip okullarımıza ve eğitimimize hak ettiği
değeri kazandıracaklardır. Bizler belki bugün okullardan ayrıldık,
yok olduk gibi görünebiliriz ama arkamızda yüzlerce eğitimli genç
bıraktık.
Hocam uzun yıllar öğretmenlik yaptınız. Meslek yaşantınız boyunca
muhakkak iyi - kötü anılarınız olmuştur, bir tanesini bizimle
paylaşır mısınız?
Tabi acı tatlı bir çok anım oldu. 40 yıl neredeyse yarım asır. Ama
benim hiç unutamadığım bir anım, ilk öğretmenlik yıllarıma, acemilik
dönemime ait.
Az öncede bahsettiğim gibi ilk görev yerim Kösehallı. Ben köye ilk
anlaşma yapmaya gittiğimde; benimle görüştüler, düşünelim haber
vereceğiz dediler. Ben uzun süre haber bekledim. Neyse haber geldi,
gittim. Bana benden sonra 12 öğretmenle görüştüklerini söylediler,
beni beğenmişler benimle anlaşma imzalamak istediler. Karşılıklı
anlaştık ve anlaşma imzaladık.
Ben köyde göreve başladım, her şey çok güzel ders yapıyorum... Tabi
hafta içi de köyde kalıyorum. Köyde kahve yok, erkekler akşamları
bir çeşme başı var oraya veya mahalle içinde bir yerlere otururlar
muhabbet ederlerdi. Bende onlara katılırdım. Fakat ben ilk Cuma işim
çıktı Cuma namazına gidemedim. Ertesi akşam kimse benimle
konuşmuyor, selam vermiyor, yanımda durmuyor. Bir iki gün bu böyle
devam etti. Soruyorum kimse söylemiyor. Neyse genç bir arkadaş
söyledi nedenini “Sen Cuma namazına gitmedin, onun için öyle
davranıyorlar.” dedi. Ben de ertesi Cuma, müezzine dedim ki bugün
müezzinliği ben yapayım. O gün Cuma namazına katıldım ve müezzinliği
yaptım. Cuma namazından sonra her şey düzeldi. Bunu unutamam
gerçekten ilginçtir.
Zamanla görev yaptığın köyde yaşamaya başladıkça oranın yaşamını
çözüp ona göre davranıyorsun. Acemilik yıllarımızda bu tür hatalar
yaparak köylerde ufak tefek sorunlar yaşadık. Ama daha sonraları köy
halkıyla çok iyi ilişkiler kurduk. Az öncede dediğim gibi akrabadan
öte ilişkiler yaşadık.
Hocam emekli oldunuz, günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz neler
yapıyorsunuz?
Ben 2005 yılında emekliye ayrıldım. Zaten görevimin son yılında
ciddi rahatsızlıklar geçirdim. Şimdi derneklerimizin kültürel
faaliyetlerine, etkinliklerine elimden geldiğince katılıyorum.
İskeçe’de gerek İskeçe Türk Birliği gerekse Öğretmenler Birliği
lokaline gidip arkadaşlarla gençlerle bir araya gelip sohbetler
yapıyorum. Ayrıca Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Türk Sanat
Müziği Korosu üyesiyim. Arkadaşlarla bir hobi olarak bunu yapıyoruz.
Zaman zaman burada veya yurt dışında çeşitli etkinliklere
katılıyoruz. Buda hem bize bir uğraş hem de Batı Trakya’mızı
tanıtmamızda yardımcı oluyor. Günlerim böyle geçiyor.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Ben yinede geleceğe umutla bakıyorum. Bizler sizler gibi bilinçli
gençler yetiştirdik. Sizler de öğretmen olarak olmasa da birer aile
olarak bilinçli gençler yetiştirdiğiniz sürece çözülmeyecek
sorunumuz kalmayacaktır.
Çok teşekkür ediyorum.
Ben teşekkür ederim, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Bu güzel
derginizi hep böyle başarılara imza atarak yaşatmanızı diliyorum.
|
|