Ana Sayfa İletişim Bilgilerimiz! Bize mail atın! Print Ediniz

Türkçe Greece English
Dergi sayısına göre arama

Dergi tarihine göre arama

Dergi tarihleri arası arama


 

GENÇ KALEMLER

 

Dergimizin 24 Haziran 2005 tarihinde ortaokullar arasında düzenlemiş olduğu “Doğal Afetler ve Toplumsal Yardımlaşma” ile “Gelenek ve Göreneklerimiz” konulu kompozisyon yarışmasına katılan kompozisyonlardan.

İNSANLIK GÖREVİ

Perihan Molla Ali Hasan
Celal Bayar Azınlık Lisesi
Ortaokul Birinci Sınıf Öğrencisi


Afet kelimesinin sözlükteki manası; bela, felaket, musibettir. Tam olarak doğanın neden olduğu yıkım anlamına gelen afetin sonucunda olumsuz şeyler vardır.
Doğal afetler insanların elinde olmadan meydana gelen doğal olaylardır. Deprem, erozyon, tusunami gibi afetler doğal afetlerdendir.
Doğal afetler her ne kadar insanlar dışında oluşan olaylar olsa da, bazı durumlarda doğal afetlerin kaynağında insan faktörü önemli rol oynamaktadır. Alınabilecek bir takım önlemlerle oluşabilecek felaketlerin engellenmesi, ya da zararın en aza indirilmesi sağlanılabilir.
Doğal afetlerden birisi de depremdir. Deprem yer kabuğunun kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna gelmesi nedeniyle oluşan sarsıntı dalgalarıdır, büyük zararlar verir. Bu nedenle on binlerce insan denize sürüklenip, bazı adalar yok olabilmektedir.
Bu tür felaketler karşısında yardıma muhtaç olan insanlara devlet veya çeşitli özel yardım kurumları ilk müdahaleyi yapmaktadır. Bunun yanı sıra gönüllü hizmet edenler de vardır.
Böyle durumlarda kendi evlerinden ve ülkelerinden uzaklardaki insanların yardımına din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın hizmet edenler vardır. Zaten bizim de mensubu olduğumuz İslam dini bize bunu emretmektedir. Bir can, bir hayat sloganını ilke edinip hareket eden insana ne mutlu!
Dünyada birçok şeyini veya her şeyini kaybetmiş insanlar vardır. Onlar kendilerini ellerinden tutup tekrar bu hayata bağlayacak bir köprüye muhtaçtırlar. Bunu biz sağlayabiliriz. En azından bu köprünün direği veya halatı olabiliriz. Benim yardımımla ne olur ki deyip geçmemek lazım. Bir elin nesi var, iki elin sesi var atasözünden hareketle yardımlaşmaya ortak olabiliriz.
Felaket bölgesinden ya da ülkesinden uzak olabiliriz ama bu yardım etmememizi haklı çıkarmaz. Onlara yardım kurumları aracılığı ile erzak ve giyim yardımında bulunabiliriz. Böylece vicdanen rahat olduğumuz gibi insanlık görevimizi de yerine getirmiş oluruz. Maddi yardımın yanında onları kalbimizde hissedip dualarımızı da esirgememeliyiz.
Şunu unutmayalım ki bir gün biz de o acıyı yaşayıp yardıma muhtaç olabiliriz.







Dergimizin 24 Haziran 2005 tarihinde ortaokullar arasında düzenlemiş olduğu “Doğal Afetler ve Toplumsal Yardımlaşma” ile “Gelenek ve Göreneklerimiz” konulu kompozisyon yarışmasına katılan kompozisyonlardan.

İSTENMEYEN KADER

Gülşah Hacıhalil
Celal Bayar Azınlık Lisesi
Ortaokul Birinci Sınıf Öğrencisi


Doğal afet deyince ilk akla gelen deprem, yangın, sel, toprak kayması ve salgın haline dönüşen birtakım bulaşıcı hastalıklardır.
Bunların en korkunç olanı kuşkusuz 6 ve daha yüksek şiddetteki depremlerdir. Dünya kabuğu üzerindeki çatlaklar anlamına gelen “fay hattı” üzerinde bulunan ve bu açıdan talihsiz sayılan ülkeler sık sık bu felaketle karşılaşır ve ne yazık ki binlerce vatandaşını yitirir.
Batı Trakya’mız deprem kuşağında bulunmadığı için talihliyiz ve bu yüzden Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Bu yıl Güneydoğu Asya’da meydana gelen dev deprem ve doğurduğu tusunami felaketi, oranın halkını panik ve dehşete, dünyayı yasa boğdu. Marmara depreminin acı hatıraları da belleğimizden silinmedi silinmeyecek de.
Sel felaketi küçük mü dediniz? Allah korusun! Büyük su taşkınlıkları, patlayan baraj suları birçok can kaybına, yüzlerce ailenin evsiz kalmasına sebep olmaktadır.
Yangınların yol açtığı maddi zararları da biliyoruz. Bir çok aileyi evsiz bırakmakta, mahalleleri, koca semtleri kül haline getirmekte, birçok serveti mahvetmektedir.
Toprak kaymaları ve heyelan da hem can kaybına, hem de hasara zarar ve ziyana sebep olmaktadır.
Bulaşıcı ve salgın halinde seyreden hastalıklar da tehlikenin en büyüklerindendir. Hele eskiden. Günümüzde koruyucu hekimlik, aşı ve bilinçli tedavi sayesinde bunlar kontrol altına alındı sayılır.
Bu saydığımız afetlerin en kötüleri önceden bilinmeyenleri ve bizi habersiz yakalayanlarıdır. Bir kısmından ise zamanında alınan ciddi tedbirler sayesinde korunmak ve kurtulmak mümkündür.
Bize düşen görev görünür felaketlere, olası kazalara karşı uyanık olup gerekli önlemleri vaktinde almak, bu konuda ihmalcilik yapmamaktır. Ancak ne dersek diyelim, bazı insanlar bu afetlere uğruyor uğrayacaktır. Böylelerine insanlık adına elimizden gelen yardımı asla esirgemeyelim.
Zira bu bir insanlık borcudur. Bir gün böyle bir belanın bizim de kapımızı çalabileceğini sakın unutmayalım.










 

|


© 2003 Öğretmenin Sesi Aylık Toplumsal Eğitim Ve Kültür Dergisi



Site Ziyaretçi Sayısı
3