|
Ekonomik kriz, işsizlik, alınan ve alınacak ekonomik önlemler son zamanlarda gündemi en çok meşgul eden konular oldu. Bunun yanında hemen hemen her Yunan vatandaşının en büyük korkusu, geleceğe güvenle bakamama yani gelecek kaygısı oldu neredeyse son üç yıldır Yunanistan’da.
Krizle mücadelede verilecek ekonomik yardımın şartı olarak imzalanan memorandumlar ve ardından gelen ek vergiler, işten çıkarılmalar… Kısacası alınan önlemlerin son dört beş yıldır ardı arkası kesilmedi. Ancak tüm alınan önlemlere rağmen ülkede işsizlik almış başını gidiyor, memur ve emekli maaşları durmadan düşürülüyor, iş yerleri kapanıyor, memurlar işten çıkartılıyor.
Ülkenin hergün biraz daha ekonomik olarak çöktüğü, halkın büyük bir bunalım yaşadığı bugünlerde ikinci kurtarma paketinin kredi dilimlerinin ödenmesiyle ilgili şartlar konusunda, hükümetle Troyka arasında anlaşmaya varılan yeni önlemlerle ilgili yasa tasarısı onaylandı. Tasarı, 2013 yılı içinde 4 bini olmak üzere, 2014 yılı sonuna kadar 15 bin devlet memurunun işten çıkarılmasını öngörüyor. Bu yasanın ardından işten çıkarılanlarla ülkede dev bir işsiz ordusu doğacak…
Ülkede bunlar yaşanırken Batı Trakya Türk Azınlığı’nın durumu her geçen gün daha da kötüleşiyor. Kapanan işyerleri ve burada çalışan azınlık mensubu gençler işsiz kaldı. Tarımda yaşanan sıkıntılar azınlık çiftçisinin belini iyice büktü. Tütüne verilen destek primlerinin kademeli olarak kesilmeye başlanması büyük bir çoğunluğu tütüncülükle geçimini sağlayan azınlık çiftçisini oldukça zor durumda bıraktı. İnşaat sektöründe çalışan insanımız da inşaat işinin durma noktasına gelmesinin ardından büyük bir sıkıntıya düştü. Çiftçinin içine düştüğü bu durum esnafı da iyice vurdu. Son günlerde yalnızca iş yerlerine gidip gelen esnaf, satış yapamadan günü kapatır oldu. Bunun sonucunda da yine pek çok iş yeri kapandı, pek çoğu da kapanma noktasına geldi.
Bu sıkıntılı dönem nasıl geçer, azınlık olarak bu zor günleri nasıl atlatırız bilemiyorum ama bana kalırsa yapmamız gerekenler, almamız gereken önlemler hala var. Öncelikle alıştığımız rahat ve lüks yaşama biraz kısıtlama getirmemiz gerekiyor.
Her şeyden önce bugüne kadar düşünmeden yaptığımız harcamaları bundan böyle bu işi daha ekonomik nasıl halledebilirim diye düşünerek yapmalıyız. Çiftçimiz tütün, pamuk, mısır gibi ürünlerin yanında başka alternatif ürünlere de bir an önce geçmeli ki Avrupa Birliği tarafından ödenen destek primleri tamamen kesildiğinde çaresiz kalmasın. Bunun yanında ev kadınlarımız bazı ev yapımı doğal ürünleri veya el işlerini hazırlayıp satarak aile bütçesine katkıda bulunabilirler. Bu konuda kurum ve kuruluşlarımız kadınlarımıza destek olabilir, yol gösterebilirler.
Yıllar önce bir konferansın ardından düzenlenen kültür gezisinde Sakarya’nın bir beldesini ziyaret etmiştik. Burada belediye beldenin iki caddesine küçük büfeler yaparak, köy kadınlarını hazırladıkları doğal ürünleri buralarda tanıtıp satmaya teşvik etmiş. Bize aktarılan bilgilere göre; bölgede yaşayan ailelerin yarısından fazlası buralarda ürünlerini satarak aile bütçesine katkıda bulunuyorlarmış.
Buralarda el yapımı ahşap kaşıklardan tutun da, ev yapımı bölgeye özel reçeller, dokuma eşyalar, süpürgeler, bayanların elleriyle yaptığı daha pek çok hediyelik eşyalar vardı. Bizim bölgemizde de çok rahat bu tür çalışmalar yapılabilir. Burada en önemli görev kurum kuruluşlarımıza düşmektedir. Kurum kuruluşlarımız alt yapıyı hazırlayarak halka tanıtmalı, onları bu işi yapmaya teşvik etmelidir.
Bunun gibi daha pek çok projeler üretilerek halkın bu zor dönemi atlatması sağlanabilir. Bence kurum kuruluşlarımızın bu geçiş döneminde en önemli çalışması ekonomik krizle mücadele olmalı.
Daha güzel günleri paylaşabilmek dileğiyle…
|